Devletlerin kuruluş gayeleri, kurucusu olan millete mutlu yaşam sunmaktır. Devlet, mutlu yaşamı sağlamak için çeşitli şekillerde organize olur. Modern devletlerde bakanlıklar, genel müdürlükler, daire başkanlıkları ve taşra teşkilatları gibi birçok yapılar oluşturulur. Kurumların hepside vatandaşın refah seviyesi yüksek, iç dış güvenliği sağlanmış, çalışacak işi, yiyecek aşı olması için çalışır. Bunun karşılığında da vatandaş vergi verir, hizmetleri yapacak hükümetleri seçer. Bu şekilde de devlet vatandaş ilişkisi sağlanmış olur.

      Vatandaş devlet ilişkisinde asgari müştereklerde buluşulması gerekir. Devlet görevlileri, devletin vermesi gereken hizmetleri yerine getirmeye uğraşırken vatandaşlarda alacağı hizmetleri alabilmek için devlet çalışanlarına ve birbirlerine yardımcı olur. Özellikle kuzey avrupa ülkelerinde ilişkilerin ideale yakın olduğunu görürüz. Peki bizbu ideale ne kadar yaklaştık, neresindeyiz? Önce vatandaşlarımızın birbirleri ile olan ilişkisinden başlayarakinceyelim;biraz çuvaldızı kendimize batıralım, vatandaş olarak birbirimize karşı olan vatandaşlık görevlerimizi doğru yapıyor muyuz?Alışveriş konularından başlayalım çünkü günlük ilişkilerin en yoğun olduğu ve alan.

Örnek verecek olursak aracımız bozuldu tamire götüreceğiz, hemen tanıdık bir tamirci veya servis arıyoruz; neden tanıdık arama gayretine giriyoruz? Halbuki para verip iş yaptıracağız, kafamızın arkasında sıkıntılı bir düşünce olmamalı ama çekincemiz var ‘Ya tamirci işinin ehli değilse?’.Öyle ya bunun okulu yok, çırak olarak girersin kalfa olarak dükkan açarsın kimsede sana sormaz bu işi yapacak ehliyetinin olup olmadığını. Acemi nalbant bizim araçta öğrenir ustalığı. Ayrıca tamir işinde bir rayiç bedelde yoktur,iş yeri sahibi rayiçsiz kendi belirlediği fiyata göre parayı alır, garanti istersen de ‘ben burdayımabi’ der.Sonuç olarak aracımızı tamire götürdüğümüz çoğu zaman hayal kırıklığı ile karşılaşırız.

     Başka bir örnekle devam edelim, pazaragideriz meyve sebze almak için, fiyat etiketlerine bakar uygun gördüğümüzüsatın alırız. Fileyi doldurup eve gittiğimizde satın aldıklarımızın yarısının çürük çıktığını görürüz. Pazar esnafı sanki bedava vermiş gibi çürük ürünleri poşete doldurmuştur. Satın aldığımız ürünlerinyarısı elimizde kalırsa ne mutlu. Ama sonuca bakacak olursak pazardan aldığımız malların fiyatı ikiye katlanmış oldu.

     Başka bir imtihanla devam edelim. Mesela elektronik eşya almak için büyük markaların olduğu mağazalara gideriz. Tezgahtar bize o beğendiğimiz ürünü satmak için binbir türlü dil döker, sözlü olarak her türlü garantiyi verir.  Zaten baktığımız ürün bir ihtiyaç, bizde almaya karar verir ve ödemesinigerçekleştiririz. Birkaç gün sonra ürün evimize gelir.Sevinçle açar kullanmayı deneriz, ‘sürpriiiiz’ ürün bozuk çıktı. Hemen satın aldığımız yeri ararız, ürünün bozuk olduğuna dair bir saat dert anlatırız. Haklı olarak ürünün alınıp yenisinin gönderilmesini bekleriz.  Öyle kolay lokma varmı? Önce servis gelecek, ürünü alıp götürecek.En az iki hafta içinde bize cevap verecek.Eğer fabrikasyon hatası varsa bize bilgi verecek ve ürünün yenisinigönderecek, yoksa tamir edip getirecek.Eee ne oldu benim yeni aldığım ürün?Beni perişan etti. Parasıyla rezil olmak budur herhalde.

Son yılların gerekliliği internetten satın ürün satın alma ancak bu alanda da öyle garip olaylar oluyorki;internettensadece resmini görerek beğendiğin ürünü satın alırsın ve maalesef gelen paketten salatalık çıkar.

    Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün,hepsini yazmak isterdim ancak toplumda her iş için insanlar o kadar çok ilişki içinde olmak zorunda kibu ilişkilerden doğan ihtilaflar ve şikayetlerianlatmaya sayfalar yetmez.Eminim şu satırları okurken aklınızdan binbir tane böyle başınıza gelmiş olaylar sırayla geçiyordur. Buradan şu sonuç çıkıyor daha vatandaşlarımızın birbirleri ile ilişkilerinde bir seviye yok. Eski ilkel toplumlarda olduğu gibi senden mal almaya gelene ‘malı kaça satarsan sat yada kaliteyi düşür ucuza satıyormuş gibi görün’. Bu işin ölçüsüde, cezasıdayok . Sanıyorum bu ahlak meselesi, güzel bir ahlaka sahip bir toplum değilsen, kötülükler para kazanır. Seksen milyon insan aynı kafada  isevay haline memleketin. Benim kanaatim güzel ahlakımızı raftan indirerek uygulamaya sokarsak, dünyayı birbirimiz için daha yaşanılır bir hale getiririz. Vatandaşlar olarak ahlakımızı belli bir standardın üzerinde olursa devlet ile ilişkilerimiz daha kolay ve seviyeli olur. Devletin her konuya eğilmesi ve çözmesi beklenemez son virüs olaylarında olduğu gibi 2 ay evvel satın aldığımız ürünleri % 50 daha pahalıya alıyorsak, hemde ortada zam yapacak bir durum yok iken, bu devlet sorunu değil bence ahlak sorunudur. Bu sosyologların açıklaması gereken bir durumdur.  Toplam kalite ne kadar yüksek olursa devletin hizmet kalitesi yükselir. Toplam kaliteyi yükseltmek için okumak, tiyatroya gitmek, spor etkinliklerine katılmak, sergi gezmek, seyahat etmek, bir hobi edinmek, aktif bir spor faaliyetinde bulunmak, bilimsel çalışmalara katılmak yada takip etmek bize iyi sonuçlar verecektir.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.