Tarih boyunca çeşitli salgın hastalıklar insanoğlunun korkulu rüyası olmuş, milyonlarca insan bu hastalıklar sonucu hayatını kaybetmiştir . Irk, dil, din, cins ayrımı yapmayan bu ölümcül ve bulaşıcı hastalıklar toplumsal yaşamı tehdit eden en tehlikeli kayıplar olarak insanlık tarihinde önemli bir yere sahip olmuş , doğal afetler ve savaşlardan daha büyük etkiler göstererek tüm insanlık tarihini etkilemiştir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, pandemi dünya çapında ya da bir kıtanın tamamı gibi çok geniş bir alanda meydana gelen, uluslararası sınırları aşan ve genellikle çok sayıda insanı etkileyen bir salgın olarak tanımlanıyor.

O zaman tarihten günümüze dek dünyayı etkisi altına alan birçok salgından en önemlilerine hep birlikte göz atalım

    Atina Vebası,   (MÖ 430) Atina şehir devletini mahveden salgın yaklaşık 75,000 ila 100,000 arası insanın canına mal olmuştur.Pire’den bulaştığına inanılan veba  Atina halkında kanunlara ve dini inanca bağlılığın azalmasıyla sonuçlanan ciddi etkiler bırakmış ve bunun üzerine kanunlar daha katı hale gelerek Atinalı olduğunu iddia eden vatandaşlık hakkı tanınmamış kimseler cezalandırılmıştır.

Justinianus Veba Salgını (541 – 542), pandemi olup, Bizans İmparatorluğu, Sasani İmparatorluğu ve Akdeniz etrafında bulunan liman şehirlerini etkilemiştir.Tarihteki en büyük veba salgınlarından biridir, ilk salgında yaklaşık 25 milyon sonra gelen iki yüzyıl boyunca tekrarlarında 50 milyon kişi ölmüştür.

Cüzzam (11.Yüzyıl )Çağlar boyu çok korkulan bir hastalık olan cüzzam, birçok yazıya ve sinema yapıtına da konu olmuştur. Yüzyıllar boyunca insanlar hastalığın kalıtsal olduğuna inandılar ve o dönem yaşayan bazı insanlar bu hastalığın günahlarımıza karşılık olarak tanrının verdiği bir ceza olduğuna inanırken, diğerleri, cüzzamlıların İsa Mesih’in acılarına benzer şekilde acı çektiğini düşündüler. Hastalar damgalandı ve sürgün edildi. Toplumdan sürülmedikleri zamansa, özel kıyafetler giymek zorunda kaldılar ve hatta diğer insanlara geldiklerini bildirmek için ellerindeki çanları çalmaları gerekti. Hastalığın yarattığı aşırı korkunun temelinde, semptomlarından biri olan doku kaybı vardı; dokulardaki bozulma sonucunda kimi vücut kısımları ya da tüm uzuvlar siyahlaşıyordu. Günümüzde hâlâ Cüzzam hastaları olmasına rağmen, hastalık çoklu ilaç tedavisi ile tedavi edilebiliyor. Çoklu ilaç tedavisi, hastalığın ciddiyetine bağlı olarak altı ay veya bir yıl sürüyor; ancak etkilenenleri iyileştirmede başarılı.

Kara Ölüm 1347 - 1351 yılları arasında Avrupa'da büyük yıkıma yol açan veba salgınıdır. Asya'nın güney batısında başlayarak 1340'lı yılların sonlarında Avrupa'ya ulaşmıştır.Salgın, yaklaşık 200 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur. Kara Ölüm'ün Avrupa'nın nüfusu üzerinde büyük bir etkisi olmuş ve Avrupa'nın sosyal temellerini değiştirmiştir. Roma Katolik Kilisesi için de büyük bir darbe olan Kara Ölüm; Museviler, Müslümanlar, yabancılar, dilenciler başta olmak üzere azınlıklara zulmedilmesine yol açmıştır.Hastalığı yayan ve bulaştıran insan vücudundaki bitlerdi.Benzer salgın hastalıkların Avrupa'ya her yeni nesille geri döndüğü düşünülür; etkileri 1700'lü yıllara kadar devam etmiştir.Kara Ölüm denilmesinin sebebi de, genel inanca göre, bu hastalık sonucunda deri altı kanamalar yüzünden derinin siyaha dönmesidir.

Çiçek hastalığı (15. – 17. yüzyıl)Avrupalılar, 1492’de Amerika kıtasına ilk geldiklerinde bir dizi yeni hastalık getirdiler. Bunlardan biri, enfekte olanların yaklaşık %30’unu öldüren bulaşıcı çiçek hastalığıydı.Bu dönemde çiçek hastalığı, Amerika’da nüfusunun %90’ına yakın olan yaklaşık 20 milyon insanın canını aldı. Salgın, Avrupalılar’ın yeni boşalan alanları kolonize etmelerine ve geliştirmelerine yardımcı oldu, Amerikalılar’ın ve Avrupalı ​​işgalcilerin tarihini ve küresel ekonomiyi sonsuza dek değiştirdi.Örneğin, “Yeni Dünya”nın maden servetinin Latin Amerika’dan gümüş ve altın şeklinde sömürülmesi, İspanyol İmparatorluğu’nda büyük bir enflasyona yol açtı.

Kolera Salgını (1817-1823)1817′de Japonya’da, 1826′da Moskova’da, 1831′de Berlin’de, Paris’te ve Londra’da salgınlar başlamıştır. Sonrasında Londra’dan göçmenlerle Kanada’ya ulaşan salgınlar birçok insanın ölümüne neden olmuş, ve ardından 1892 yılında Hamburg’da salgın yapmıştır.Osmanlı İmparatorluğu'ndaki en büyük kolera salgını 1912-1913 Balkan Savaşları sırasında yaşanmıştır, ordu personeli ve muhacirler arasında ciddi zayiata sebep olmuşturDünya Sağlık Örgütü koleraya “unutulmuş salgın” adını verdi ve 1961’de başlayan yedinci salgının bugüne kadar devam ettiğini söyledi. Koleranın her yıl 1.3 milyon ila 4 milyon kişiye bulaştığı ve yıllık ölümlerin 21.000 ila 143.000 arasında değiştiği bildiriliyor.Kolera, belirli bir bakteri ile kontamine olmuş yiyecekten ya da sudan kaynaklandığından, aşırı servet eşitsizliği ve sosyal gelişim eksikliğinden etkilenen ülkelere ezici bir şekilde zarar veriyor. Kolera, dünyanın kendini en az savunabilecek kısımlarına zarar vererek dünyayı değiştirmeye devam ederken, daha zengin ülkeler bu hastalık için pek de endişeli değil.

İspanyol nezlesi ilk kez 11 Mart 1918'de ABD'nin New Mexico eyaletinde tespit edildi .Salgın 1918 Eylül-Kasım aylarında zirve noktasına ulaşmış ve Osmanlı dahil tüm dünya ülkelerini etkilemiştir. Hindistan'da 17 milyon kişi, yani ülke nüfusunun %5'i bu hastalıktan ölmüştür. ABD'de nüfusun yaklaşık %28'i hastalığa yakalanmış , 500.000 -675.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Britanya'da 250.000, Fransa'da 400.000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. Fiji adalarında nüfusun %14'ü iki haftalık bir süre içinde İspanyol Nezlesi'nden ölmüştür. Hastalığa dönemin önemli isimlerinden de yakalananlar olmuştur. MaxWeber, Ressam GustavKlimt, İspanya Kralı XIII. Alfonso ve SophieHalberstadt Freud bu kişiler arasında sayılabilir. Metin Özata’nın yazdığı kitaba göre Mustafa Kemal Atatürk de Samsun'a hareket etme hazırlıkları içerisindeyken bu hastalığa yakalanmış ve hastalığı Beşiktaş'taki evinde atlatmıştır. İspanyol gribi bütün dünyayı kasıp kavurduğu gibi İstanbul'u da etkilemiştir.

Hong Kong Gribi, 1968 - 1969 arasında dünya çapında yaklaşık bir milyon insanı öldüren 2. kategoriye ait grip salgınıdır. Hastalığa neden olan A tipi H3N2 virüsü, birden fazla alt tipe sahip olan virüslerin bir araya gelerek orijinalinden farklı bir virüs ortası çıkması olarak tanımlanan Antijenik sapma nedeniyle H2N2 virüsünden türedi. Hastalık ilk kez Hong Kong'ta ortaya çıktığı için Hong Kong gribi olarak adlandırıldı.

HIV / AIDS (1981 – günümüz)Bilinen ilk HIV/AIDS vakaları 1981’de bildirildi, ancak hastalık bugün insanları enfekte etmeye ve öldürmeye devam ediyor. 1981’den bu yana 75 milyon insan HIV virüsüne yakalandı ve sonucunda yaklaşık 32 milyon insan öldü. Tedavisi olmayan, cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak HIV/AIDS, her yıl milyonlarca insanı etkilemeye devam eden inatçı bir salgın. AIDS’in tedavisinin olmamasına rağmen,  tedavi ilaçları HIV’i kontrol edebilir ve ilerlemesini önemli ölçüde yavaşlatarak enfekte olmuş birinin uzun bir yaşam sürmesine izin verebilir.HIV / AIDS’in küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkisi, özellikle HIV/AIDS vakalarının en büyük yüzdesine sahip olan Afrika’da halen araştırılıyor.

Sars (2002-2003)(SARS-CoV) neden olduğu solunum yolu sendromudur. Kasım 2002 ve Temmuz 2003 tarihleri ​​arasında Hong Kong'da başlayan SARS salgını neredeyse pandemik hale gelmiş ve dünya çapında 8422 vaka ve 916 ölüm görülmüştür.Dünya Sağlık Örgütü ölüm oranını %10,9 olarak açıklamıştır.. Haftalar içinde SARS erkeni 2003 yılının başlarında Hong Kong'dan 37 ülkeye yayılmıştır.. Yeni 2019 koronavirüsü inceleyen bilim insanları, genetik yapısının SARS virüsüyle %86.9 aynı olduğunu keşfettiler ve yetkililer şimdi hükümetlerin 2003’teki sınırlama prosedürlerinden herhangi birini başarıyla kopyalayıp kopyalayamayacaklarını görmek için ikisini karşılaştırıyorlar.

Domuz Gribi veya H1N1 (2009-2010)2009 yılında ABD’de yaklaşık 60,8 milyon insanı enfekte eden ve 151.700 ila 575.400 aralığında küresel çapta ölüm yaratan yeni bir grip virüsü formu ortaya çıktı. Domuzlardan insanlara geçtiği görüldüğü için “domuz gribi” olarak adlandırıldı. H1N1, virüsle ilişkili ölümlerin %80’inin 65 yaşından küçük insanlarda meydana gelmesi nedeniyle tipik grip salgınlarından farklıydı.H1N1, 21. yüzyılda bir viral salgının ne kadar hızlı yayılabileceğini gösterdi ve bu da küresel toplumun gelecekte daha hızlı tepki vermesi için ek hazırlıkların gerekli olduğunu gösterdi. Domuz gribinin bizlere bıraktığı önemli bir miras, gelişmiş sağlık sistemlerine sahip birçok ülkenin hızlı hareket eden, grip benzeri bir salgın karşısında nasıl ısrarlı bir şekilde çaresiz kalabildiklerini ortaya çıkarması olabilir.

Ebola (2014-2016)İlk salgına yakın bir nehir için adlandırılan Ebola virüsü, çoğu modern pandemiye kıyasla menzili sınırlıydı, ancak inanılmaz derecede ölümcüldü.2014 yılında Gine’deki küçük bir köyde başladı ve Batı Afrika’daki birkaç komşu ülkeye yayıldı. Virüs 28.600 enfekte insanın 11.325’ini öldürdü, çoğu vaka Gine, Liberya ve Sierra Leone’de meydana geldi. CDC’ye göre, Ebola ile temas eden yapan sekiz Amerikalıdan biri öldü.

Koronavirüs veya COVID-19 (2019 – günümüz)COVID-19 olarak bilinen bir hastalığa neden olan yeni koronavirüs salgını, küresel toplumun virüs salgınlarına tepkisinde zayıflıklar olduğunu ortaya koydu. Tahminler, Coronavirüs’ün büyük ölçüde dünyaya yayılacağını ve sonunda küresel nüfusun %40-70’ini enfekte edebileceğini gösteriyor. Koronavirüs  salgını, modern dünyanın grip benzeri virüslere hazırlıklı olma kabiliyetindeki çaresizliklerini şimdiden afişe etmiş durumda. Aslında domuz gribi salgını sırasında, yaklaşık on yıl önce bu hazırsızlığın işaretleri verilmişti. Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart’ta koronavirüsü resmen “salgın” olarak ilan etti.

Bu bağlamda Kanuni Sultan Süleyman’ın sözlerinin anlamı ne kadar önem ihtiva ediyor :

“ Cihanda muteber bir nesne yok

devlet gibi

Olmaya devlet cihanda

          Bir nefes sıhhat gibi ,,

İnsanın mutluluğunun ilk şartının sağlığı olduğunu çok güzel bir şekilde vurguluyor bizlere ..

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.