YUNANİSTAN SEÇİMLERİ SYRİZA; MİLLİYETÇİLİĞİN ZAFERİDİR
.

Türkiye’deki mevcut siyasi yapıları savunan ve özellikle insani değerleri kendi partilerinin tekeline almaya çalışan zavallılara duyurulur!!!

Herkes, her vatandaş birer vatanseverdir. Kimse kimsenin vatanseverliğini kendi kriterlerine göre değerlendiremez. Ortak değerler hepimizindir ve herkesin bu değerlerimize saygı göstermekten başka seçeneği yoktur. Aksine davrananlar eninde sonunda yıkılmakla ve yok olmakla sonuçlanacak kader çizgisinden kaçamayacaktır.

Bu çerçevede Yunanistan halkının seçimini iyi okumak zorundayız.

Yunanistan’da genel seçimde ilk sandık sonuçlarına göre Syriza oyların yaklaşık yüzde 35’ini alarak, rakiplerini büyük bir farkla geride bıraktı.

Partinin lideri Aleksis Tsipras (Çipras) , Atina’da kutlama yapan destekçileriyle bir araya geldi ve “Yunanistan siyasetindeki partilerin kurduğu oligarşinin yenildiğini” söyledi.

Çipras; “Siz tarihin değişiminin tanıklarısınız. Sizin kararınız, tasarruf ve tahribata yol açan paketi hiç tereddüt etmeden iptal etmiş oluyor.”

Şimdiki hükümetle birlikte tasarruf tedbirlerinin de gideceğini belirten Tsipras, Yunanistan’a kredi verenlerle görüşerek, daha uygulanabilir bir anlaşma yapmaya çalışacağını kaydetti.

Sermayeden ses gecikmeden tehditle birlikte geldi;

Almanya’dan ‘anlaşma’ hatırlatması

Alman merkez bankası başkanı Jens Weidmann, Syriza’nın zaferinin “Şimdiye dek ekonomik krizin çözülmesi için elde edilen kazanımları tehlikeye atmayacağını umduklarını” söyledi.

Weidmann, ancak şimdiye kadar varılan anlaşmalara uyulması halinde Alman merkez bankasının Yunanistan’a yardım etmeye devam edeceğini belirtti.

Alman Sol Partisi seçim sonuçlarını memnuniyetle karşıladığını duyurdu ve bu sonuçların aynı zamanda “Avrupa için de yeni bir başlangıç olabileceği” değerlendirmesinde bulundu.

İspanya’da tasarruf karşıtı politikasıyla tanınan parti Pademos’un lideri Pablo Iglesias, sırada İspanya’nın olduğunu söyledi. İspanya da Yunanistan’a benzer bir şekilde ekonomik kriz nedeniyle ağır bir darbe almıştı.

İlk sonuçlara göre radikal sağ parti Altın Şafak oyların %6,29’unu alırken; To Potami %5,59, Komünist Parti %5,30 ve sosyalist Pasok %5,21’de kaldı.

40 yaşında ve kravat takmayan bir lider

1974 doğumlu Tsipras, 1980’lerin sonunda Yunanistan Komünist Partisi’nin gençlik örgütü içinde siyasi eylemliliğe ilk adımı attı.

Atina Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği eğitimi aldı. Üniversite yıllarında öğrenci hareketleri içinde aktif rol üstlendi.

İlerleyen yıllarda, Syriza’yı kuran gruplardan en büyüğü olan Synaspismos içinde önemli roller edindi ve 33 yaşında lideri oldu. Daha sonra ise Syriza’nın liderliğine geldi.

Kravat takmaması dikkat çeken Tsipras’ın en büyük zevklerinden birinin motosiklet kullanmak olduğu belirtiliyor.

‘Ülkenin onurunu yeniden inşa’ sözü

Sol bir parti olan Syriza, Yunanistan’ın borçlarının silinmesini ve kesintilerin de kaldırılmasını istiyor.

Ülke ekonomisinde 2008 yılındaki küresel mali krizle beraber daralma görülmüş ve işsizlik artmıştı. Yunan halkı da kesintilerin ve işsizliğin artışıyla yoksulluğa sürüklenmişti.

Syriza lideri Aleksis Tsipras, partisinin Yunanistan’da milyonlarca kişiyi olumsuz etkileyen istihdam, ücret ve emekli maaşlarındaki kesintileri geri çekerek, “ülkenin onurunu yeniden inşa etme” sözünü vermişti.

Parti, ülke borçların önemli bölümünün silinmesini, yardımlar için yeni müzakereleri ve sosyal hakların artırılması sözünü vermişti.

  • Yunanistan’da ortalama aylık maaş 600 euro
  • İşsizlik yüzde 25, genç işsizliği ise yüzde 50’e yakın
  • Euro bölgesindek krizle beraber ülke ekonomisi yüzde 25 daraldı
  • Ülkenin borcu, gayri safi milli hasılasınn yüzde 175’ine denk geliyor
  • AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’den alınan borç miktarı 240 milyar euro

 

Milliyetçiliği sadece sağ kesime ait bir enstruman gören zihniyetin ne kadar yanıldığının çok açık neticesidir bu sonuç.

Öne çıkan sloganları ; Kimsenin boyunduruğu altında olmayacağız… Ulusal aşağılanmaya son…

Yunanistan secim sonuçlarını iyi okumak gerekir. İmkânsız gibi gözüken vaatler bile bunalmış bir halkın nezdinde bir yankı bulmuştur. Buradan şu sonuca ulaşılabilir. Geleneksel partiler, geleneksel yöntemler, geleneksel söylemler artık önemini yitirmiştir. O halde siyasette yeni yöntemler, yeni söylemler ve yeni yüzler rağbet görecektir. Devrimci zihniyeti canlandırmak ve halkın karşısına yeni ve görülmemiş modeller ile ve yeni yüzlerle çıkmak başarının temeli olacaktır. Liderlik saplantısı saçmalıktır. Siyasete giren herkesin lider gibi davranması ve halka kendisini ispat etmesi gerekir. Liderin adamı olarak siyasi köleler gibi davranan siyasetçi modeli yok edilmelidir.

Yunanistan da kazanan sol oldu demekte kolayciliktir. Doğrusu gençlik kazanmıştır. Doğrusu erişilmez de olsa umut kazanmıştır. Doğrusu yürek kazanmıştır. Yenilikçilik kazanmıştır. Milliyetçilik, devletçilik, insanca yasama arzusu kazanmıştır. Bağımsızlık özlemi kazanmıştır. Dinin siyasetin dışında olabildiği, ateist bir başbakanın da ülkeyi iyi yonetebilecegi ve halk için ekmeğin, özgürlüğün, milliyetçiliğin, insanca yaşama arzusunun daha büyük öncelik olduğu Yunan halkınca gösterilmiştir.

Yunanistan seçimlerini kazanan Syriza kimdir?

Yunanistan’da 2009 yılında yapılan genel seçimlerde, yüzde 4,6 oy alan bir sol parti ve partinin genç lideri, o dönem ülke kamuoyunda çok önemsenmemişti.

Bu seçimlerde sosyal demokrat PASOK büyük bir başarı sergilemiş (yüzde 43,9), Syriza ise 2007’ye nazaran yüzde 0,4’lük düşüş yaşayarak kendi açısından da bir başarı gösterememişti.

Ancak sadece birkaç yıl içinde bu küçük parti, ekonomik ve siyasi krizlerle çalkalanan bir ortamda hızla büyüdü.

Parti 2012 Mayıs seçimlerinde oyunu yüzde 16,8’e, 2012 Haziran seçimlerindeyse yüzde 26,9’a taşıdı.

Böylece sadece Yunanistan kamuoyunda değil Avrupa’da da gözler bu sol partinin yükselişine çevrildi.

Durum kıta çapında solda heyecan yaratırken, AB’nin liderleri ve finans kurumları ise kaygılanmaya başladı.

2015’e gelindiğinde Syriza artık seçimlerin favori partisiydi.

Sol grupların koalisyonu

Syriza’nın açılımı Synaspismós Rhizospastikís Aristerás — yani Türkçesiyle Radikal Sol Koalisyon.

Adından da anlaşılacağı üzere Syriza birçok sol grubun oluşturduğu bir parti.

2004 yılında kurulan partinin kökleri 2001’de bazı sol gruplar arasında oluşturulan Solun Birliği ve Ortak Eylemi için Alan adlı koalisyona dayanıyor.

Bu birliğin 2004 seçimlerine girerken bir sol ittifak kurmak istemesiyle Syriza ortaya çıktı.

Kuruluşunu takip eden yıllarda Syriza’dan ayrılan gruplar da oldu, partiye yeni katılanlar da.

Bugün parti içinde Maoculardan, Troçkistlere, demokratik sosyalistlerden, ekolojistlere sol içi birçok farklı grup ve politik eğilim bulunuyor.

Farklı grup ve eğilimlerin partinin bazı kritik konularda net tavır almasını zorlaştırdığı düşünülüyor.

Partiyle özdeş bir isim: Tsipras

Syriza, liderinin adıyla birlikte anılan bir parti.

Partinin başındaki Aleksis Tsipras’ın kişisel popülaritesinin partinin başarısında payı olduğu düşünülüyor.

Syriza’nın lideri Aleksis Tsipras 41 yaşında.

Öyle ki, bazı dönemlerde yapılan anketlerde Tsipras’a destek oranı, partiye destek oranından daha yüksek çıkıyor.

Tsipras 1974 doğumlu. 1980’lerin sonunda Yunanistan Komünist Partisi’nin gençlik örgütü içinde siyasi eylemliliğe ilk adımı attı.

Atina Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği eğitimi aldı. Üniversite yıllarında öğrenci hareketleri içinde aktif rol üstlendi.

İlerleyen yıllarda, Syriza’yı kuran gruplardan en büyüğü olan Synaspismos içinde önemli roller edindi ve 33 yaşında lideri oldu. Daha sonra ise Syriza’nın liderliğine geldi.

Kravat takmaması dikkat çeken Tsipras’ın en büyük zevklerinden birinin motosiklet kullanmak olduğu belirtiliyor.

Syriza’nın temel talepleri

Syriza’nın yükselişinde en önemli nedenin, AB-IMF kurtarma paketleri karşılığında hayata geçirilen kemer sıkma politikalarına Yunan kamuoyunda büyüyen tepki olduğu düşünülüyor.

Syriza’nın programının temelinde de bu kemer sıkma politikalarını ret bulunuyor.

Parti, ülke borçların önemli bölümünün silinmesini, yardımlar için yeni müzakereleri ve sosyal hakların artırılmasını savunuyor.

Syriza’nın hükümet programında sosyal hakların artırılması önemli yer tutuyor.

Tsipras’ın 15 Eylül 2014’te Selanik’te açıkladığı program, partinin hedeflerini net olarak ortaya koyuyor.

Programın ana başlıkları şöyle:

· Borçların kısmen silinmesi: Syriza kamu borçlarının kısmen silinmesini savunuyor. Parti programında 1953’te Almanya’nın borçlarının yaklaşık yarısının silinip diğer yarısının uzun vadeli krediye çevrilmesi örneği veriliyor. Bunun Yunanistan için de yapılabileceği belirtiliyor. Parti, AB ile yeniden masaya oturarak, Avrupa’dan alınan kaynağın geri ödenmesinde faiz oranlarının görüşülmesi ve vadelerin uzatılması gerektiğini ifade ediliyor.

· Bedava elektrik: Syriza yoksulluk sınırı altında yaşayanlara elektrik ve ısınma hizmetini ücretsiz vereceğini taahhüt ediyor.

· Gıda ve kira desteği: İhtiyacı olanlara gıda ve kira yardımı yapılmasını savunuyor.

· Sağlık ve emeklilik maaşları reformu: Parti, ücretsiz sağlık hizmetini düzelteceğini, emekli maaşlarını iyileştirmek için 13 milyar Euro’luk bir planı devreye sokacağını belirtiyor.

· Ulaşım reformu: Yoksulluk sınırı altında yaşayan Yunanlara ve uzun süredir işsiz olanlara özel toplu taşıma kartı verilmesi öngörülüyor.

· Zenginlerin vergilendirilmesi: Syriza zenginlerden alınan ve son yıllarda kaldırılan bazı vergilerin geri getirilmesini, kimi yeni vergileri ve gelir vergisi alt sınırının 5 bin Euro’dan 12 bin Euro’ya çıkarılmasını savunuyor.

· İstihdam programı: Yunanistan’da işsizlik oranı yüzde 25’in, gençler arasında işsizlik oranıysa yüzde 50’nin üzerinde. Syriza büyük bir istihdam programını devreye sokmak istiyor. Amaç iki yıl içinde 300 bin yeni istihdam alanı yaratmak.

· Ödenemeyecek banka borçlarının silinmesi: Syriza’ya göre yurttaşların bankalara ödeyemediği borçlar silinmeli.

· Asgari ücret: Syriza asgari ücreti 751 Euro’ya çıkartacağını belirtiyor.

· Demokrasi: Demokrasinin geliştirilmesi ve katılımın güçlendirilmesi hedefleniyor.

Solda heyecan yaratıyor

Syriza’nın yükselişi Türkiye’deki sosyalistler de dahil olmak üzere, Avrupa solunun önemli bir bölümünde heyecan yaratmış durumda.

Tsipras ve İspanya’nın yükselen sol partisi Podemos’un lideri Pablo Iglesias.

Bazı Avrupa ülkelerinde solda, Syriza modeli kavramının kullanıldığı, Syriza’dan esinlenilerek yeni ittifakların kurulduğu, hatta yeni parti kurma deneyimlerine girişildiği biliniyor.

Bu heyecanda İspanya’da taban hareketlerinin inisiyatifiyle son dönemde kurulan, başında 1978 doğumlu akademisyen Pablo Iglesias’ın bulunduğu Podemos’un hızlı yükselişinin de payı var.

Avrupa solunun bir bölümü, olası Syriza hükümetinin Avrupa siyasetinde tarihsel bir dönüşüme kapı aralayabileceği kanısında.

Bununla birlikte sosyal demokrasinin solunda kalan kesimlerde, Syriza’nın neo-liberal politikaları ters yüz edecek kadar radikal olmadığını düşünen kesimler de bulunuyor.

Hatta bu kesimlere göre Syriza, zamanında PASOK’un yaptığı iddia edildiği şekilde, sistem karşıtı bir toplumsal öfkenin sistem içinde ehlileştirilmesinin aracı olabilir.

AB liderleri ve finans çevreleri kaygılı

Öte yandan AB liderleri ve finans çevreleri ise Syriza’dan yana son derece kaygılı.

Başta Almanya Başbakanı Angela Merkel olmak liderler kaygı içeren açıklamalar yapılıyor.

İngiliz Financial Times‘tan Alman Handelsblatt‘a ekonomi yayınlarında sürekli Syriza’nın Euro bölgesi projesini çökerteceğine dair makaleler yayınlanıyor.

Merkel, olası Syriza iktidarı konusundaki kaygılarını dile getiren AB liderlerinden.

Economist Intelligence Unit’in son araştırmalarından birinde şu ifadeye yer veriliyor:

“(…)Syriza bir hükümet kurabilirse, Avrupa Birliği’ne şok dalgaları gönderir ve başka yerlerde de siyasi kargaşayı tetikler.

“Yunanistan’da bir Syriza hükümeti kurulması, hem ülke içinde hem de bölgesel olarak büyük bir istikrarsızlık unsuru yaratır. Partinin temel politikalarından birisi borçların silinmesi olduğundan, Yunanistan’ın borç aldığı uluslararası kurumlarla ilişkisinde de neredeyse kesin diyebileceğimiz bir kriz başlar.”

Syriza’nın hükümet olup olmayacağı, hükümet olursa hangi politikaları yaşama geçireği ancak zamanla görülebilecek.

Ancak görünen o ki, Syriza hem yarattığı sempati hem de kaygı ile sadece Yunanistan değil, Avrupa çapında önemli bir politik aktöre dönüşmüş durumda.

Demekki neymiş halkın refah, huzur ve birliğini, ülkenin bağımsızlığını, milliyetçiliği ve onurlu duruşu sadece sağ kesim değil sol kesim de savunabilmektedir. Zira bu değerler insanca yaşamanın vazgeçilmezleridir. Bu değerlerin kimsenin tekelinde olamayacağının açık sonucudur.

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları