GENEL HABERLER

TBMM'NİN YAPAMADIĞINI BAŞKON YAPTI VE ANAYASA DEĞİŞİKLİK TASLAĞI HAZIRLADI

03-03-2016
ANAYASA değişikliği ile ilgili olarak TBMM Komisyonu kuruldu ve her hangi bir neticeye varmadan dağıldı.Ancak BAŞKON'un kurduğu komisyon gece gündüz demeden çalıştı ve gerekli değişiklikleri yaptı.

.

       BAŞKON Genel Başkan Vekili ve Anayasa Komisyonu Başkan Yardımcısı Av.Nazım Orhan Anayasa Değişiklik Maddeleri ile ilgili olarak şu spotları paylaştı:

·         TÜRKİYE'NİN BÜTÜNLÜĞÜNÜNÜ SAĞLAYACAK, İNSAN ONURUNA DEĞER VEREN, PARLAMENTER SİSTEM VE ÜNİTER DEVLETTEN YANA,TEMSİLDE ADALET, YÖNETİMDE EŞİTLİK SEMBOLÜ, MİLLETİMİZİN SESİ,HER BİREYİN KENDİNİ ANAYASADA GÖRDÜĞÜ,YASAMA YÜRÜTME VE YARGIYA HÜKMEDEMEYEN, YARI BAŞKANLIĞA DEVAM EDEN,EVRENSEL DEĞERLERLE ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ MİLLİ VE BAĞIMSIZ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE YAKIŞIR TALİ KURULLARIN DEĞİL TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCU RUHUNA UYGUN BİR ANAYASA  DEĞİŞİKLİK TASARISI HAZIRLADIK. 

ANAYASA MADDELERİ DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI
TBMM'de yapılamayanı Başkent Ankara ve Anadolu Konfederasyon ( BAŞKON ) yaptı. Tecrübeli parlamenterler ve hukukçulardan oluşturan komisyon çalışmalarını tamamladı ve reform niteliğinde Anaya değişikliği yapıldı.
03-03-2016 14:27
 

  Kısa adı BAŞKON olan Başkent Ankara ve Anadolu Konfederasyonu  ‘’Hakk için halka hizmet‘’ anlayışı ile, Okumak, Çalışmak, Üretmek ve Verimliliği artırmayı ilke edinmiş bir kuruluştur. Milletimizin sabırsızlıkla beklediği ‘’ Anayasa metni üzerinde radikal değişiklikler yapmış. BBAŞKON bünyesinde kurulan  Anayasa Hazırlık Çalışmaları Komisyonu yeni Anayasa hakkındaki önerilerini içeren dosyanın çalışmalarını ikmal ederek kamuoyuna açıkladı. 

Başkanlığını BAŞKON Parlemontalararası Kurul Başkanı ve 21.Dönem Afyon Millitvekili  Müjdat KAYAYERLİ'nin yaptığı komisyonun Başkan Yardımcısı (Başkon Genel Başkan Vekili ) Av. Nazmi ORHAN, Komisyon üyeleri Av. Sevilay ASLAN DİRLİKTUTAN (BAŞKON ) Genel Koordinatörü,  Av. ŞÜKRAN KİTİŞ ( BAŞKON Genel Başkan Yardımcıs)  Av. Meltem TEMURER ( BADEF Genel Başkan Yardımcısı ) Asiye MUTLU ( BAŞKON   Kadın ve Aileden Sorumlu Kurul Başkan  Yardımcısı)  dan oluşuyor.     

 ‘’ BAŞKENT ANKARA KONFEDERASYONU (BAŞKON'UN ‘’ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ'NİN SUNUMU VE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER ŞÖYLE: 

         *   Anayasa tartışmaları son 10 yılda gündemde olsa  da , çözüm noktasında siyasi partiler birbirleriyle anlaşamasa da 1982 Anlayasımızın değiştirilmesi konusunda toplumda büyük bir istek olduğu aşikardır. 21 yüzyıla girerken dinamik, temel hak ve hürriyetlere gereken özeni veren, milli bir Anayasa ihtiyacının olduğu şüphesizdir.  Bu bakımdan, adaleti sağlayan, vatandaşlarımıza çağdaş hedefler gösteren, insan haklarının korunduğu, 1876 yılından beri yazılı anayasamızın korunan ve korunması gereken devlet yapımızın üniter idaresinin Cumhuriyet, Başkent’inin  Ankara, eğitim dilinin Türkçe olmasına özenle dikkat edilmelidir.

Anayasamızın ilk 6 maddesinde yer alan hükümler, hukuk devleti olan ‘’ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasasının Ruhu ve Temel Hükümleri ‘’ niteliğinde olup kesinlikle değiştirilmeden üzerinde mutabakat sağlanmış olan 60 madde ile de uğraşmadan, geriye kalan 112 madde de değişiklikler yapılması ve en kısa zamanda tartışılmasına izin verilmeyen bir Anayasa oluşmasından yana olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

Anayasa yapılırken Parlamenter Sistemin Güçlendirilmesine mi yoksa Başkanlık sisteminin gerçekleşmesine mi karar verileceği önceden belirtilmelidir. Her iki sisteminde faydalı ve eksik yönleri açıklanmalı ezbere iş yapılmamalıdır. Çünkü   Parlamenter sistem ile devam edeceksek farklı, Başkanlık sistemine geçeceksek daha farklı bir Anayasa yazılması zaruridir.

Yeni Anayasa; ülkemizde siyasi istikrarı, demokrasinin her alanda işler hale getirildiği, seçilenlerin temsil edildiği ve hesap verebildiği kuralların ortaya konduğu bir yapıda çıkmalıdır.

Özellikle Yürütme, Yargı ve Yasama erklerinde güç dengesinin kurulduğu ve bu dengenin Anayasada berraklaştığı bir Anayasa en büyük arzumuzdur.

Anayasamız vatandaşla, devleti bütünleştiren, devlet ve vatandaş arasında kaynaşma ve güvenilirliği arttıran, herkesin anlayabileceği bir metin olmalıdır.

Anayasa , toplumsal bir sözleşme metni olup, yapılması, değiştirilmesi ve toplum kesimlerinin, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin mutabakatı ile olması gerekir.

TBMM’de siyasi partilerimizin komisyonlarınca birlikte hazırlanacak olan Anayasa metni hazırlanma süreci bittiğinde de mutlaka dilbilimci, felsefeci, hukukçu ve sosyologlardan oluşan uzman bir kadro tarafından da yeniden okunmalı, incelenmeli ve Anayasa metnindeki  bütün ifade ve sözcükler de ahenk ve bütünlük sağlanmalıdır. ( Yapılan değişikliklerle Anayasa en az 15, en fazla 30 gün dinlenmeye bırakılmalıdır.)

Anayasamızın hazırlanmasında Türk Devlet Geleneği ile Devlet Felsefesinin Tarihi boyutu, Milletimizin siyasi kültürü ve sosyal toplumsal yapımızın değerlerinin ön plana çıkmasında sayısız yararlar görmekteyiz.

Parlamenter ve Başkanlık sistemi ele alınırken, hangi sistem gerekçeleri ile birlikte insani gelişime daha fazla etki eder, hangi sistem yönetimde istikrarı temsilde adaleti ve hesap verilebilir olmayı gerektiriyor ise, o sisteme göre Anayasa hazırlanmalıdır. Ancak, her iki sistemin avantaj ve dez avantajları kamuoyunda açıklanmalı ve toplumun büyük fotoğrafı görebileceği şekilde yönlendirilmeden karar vermesine fırsat verilmelidir.

Din ve vicdan özgürlüğü ile laikliğin teminat altına alındığı,

Anayasamızın 24. maddesinde ‘’herkes,  vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerine açıklamaya zorlanamaz. Dini inanç ve kanaatlerinden dolayı  kınanamaz ve suçlanamaz…’’ ifadeleri olduğu gibi korunmalıdır.

Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerinin kötüye kullanılmaması hakkındaki 14. maddede de belirtilen ‘’ Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve Hürriyetleri yok etmek, devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak veya sair herhangi bir yolda bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar.’’ ifadeleri de aynen kalmalıdır.

‘’ Bir ağaç kesenin elini ve boğazını keserim.’’  diyen Fatih Sultan Mehmet’ten,  ‘’ Ağaç, çiçek ve yeşillik medeniyet demektir.’’  diyen Mustafa Kemal Atatürk’ten,

‘’ Ağaç, yavrularımızın beşiği, kapımızın eşiği ve aşımızın kaşığıdır.’’ Atasözümüzden aldığımız güç ve irfanla da Anayasamızın Ormanları ve Orman köylüsünü koruyan ve geliştiren 169. ve 170. Maddelerde de değişiklik yapılmasını ve özellikle gelir dağılımından en az pay alan 15 milyon civarındaki Orman köylülerimizi koruyacak maddelerin ilave edilmesini istiyoruz.

Ağaçlandırma Genel müdürlüğünün Orköy Gnl. Md. lüğünün yeniden kurulması yönünde adımlar atılmasını ve Türkiye’nin Evliya Çelebi'nin ifadesiyle ‘’Ege’den yola çıkan bir sincabın daldan dala atlayarak Doğu Anadolu ya kadar gidebildiğini görebileceğimiz’’ ormanlarla kaplanmasını canı gönülden istiyoruz.  (  Devlet, ormanların korunması, genişletilmesi ve geliştirilmesi için gerekli kanunları çıkarır ve önlemleri alır. Bütün ormanların gözetimi ve denetimi devlete aittir.

Devlet ormanları kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz, bu ormanlar zaman aşımı ile mülk edinilemez.  Devlet ormanları üstün kamu yararı ve zorunluluk dışında irtifak hakkına konu edilemez.

Orman içinde veya bitişiğindeki köylerde yaşayan halkın kalkındırılması ve kentsel toplumun ormanların eko sistem hizmetlerinden yararlandırılması kanunla düzenlenir.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz. Orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz, genel ve özel af kapsamına alınamaz. Yanan ormanların yerinde yeni ormanlar yetiştirilir, bu yerler başka amaçlarla kullanılamaz.

          Dünyada Birleşmiş Milletler üyesi 192 devlet olduğu dikkate alındığında, dünyada en az bu sayı kadar devlet ve millet olduğu bilinmektedir. Her milletin ve onun kurduğu devletin de adı tektir. Nitekim M. Kemal Atatürk ‘’ Türk Milleti’’ için, ‘’ Türkiye Cumhuriyetini  kuran Türk halkına Türk Milleti denir. ‘’ diyerek ortak kimliğimizi, devleti kuran ve egemenliğin sahibi olan milletin adını belirlemiştir.

       1924 ve 1945 Anayasalarında ‘’ Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibari ile Türk denildiği ortadadır. Ortak kimliği bir tarafa atarak etnik kimlikleri ön plana çıkarmak eksiktir, yanlıştır. 1961,1982 Anayasalarında hiçbir etnik kimlik ayrımı yapmaksızın,’’ vatandaşlık bağı ‘’ temellinde bir ‘’ Türk ‘’ tanımı getirilmiştir. Aynı zamanda Türkiye devletini kuran milleti başlangıç ve diğer maddelerde ‘’ Türk Milleti’’ olarak adlandırmıştır. Anayasanın 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevlerinin başında ‘’ Türk Milleti’nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve Demokrasiyi korumak ‘’ gelmektedir.

Anayasanın 6’ncı maddesinde ise, Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu ilkelere göre ‘’ yetkili organları eliyle kullanır’’ derken, 7 inci maddede de ‘’ Yasama Yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır’’ ifadesi yer alır. 9 uncu maddede ise, ‘’Yargı yetkisi , Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. ‘’ Milletvekilleri, ‘’ Büyük Türk Milleti ‘’ önünde ant içerler, Cumhurbaşkanı ‘’ Büyük Türk Milleti ve Tarih huzurunda ant içer’’. Türk Ceza Kanununda, Türk Milletini Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçu için ‘’ altı aydan iki yıla kadar hapis cezası’ ’öngörür.

Bu bakımdan Anayasasın da adı söylenemeyen, inkar edilen bir millet olamaz. Hazırladığımız Anayasa hangi millet için hazırlanmaktadır ? Anayasa hangi milletin onayına sunularak ve hangi toplumda referandum yapılmaktadır? Elbette Türk Milleti’ne Vatandaş sıfatıyla tekil veya çoğul, hak ve yükümlülüklerin öznesi olan ‘’ Türk ‘’ adıyla belirtilmesi en isabetli karardır, düşüncedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve egemenliğin sahibi  olan milletten anayasal adıyla ‘’ Türk Milleti’’ olarak söz etmek, milletimizi oluşturan etnik gruplarında ret ve inkarı anlamına gelmez. Her birinin korunması zorunlu olan kültürel özellikleri, aynı zamanda Türk Milleti’nin ve Türkiye’ nin  zenginliği olarak kabul edilmelidir.

Bu bakımdan, Anayasamızın 1. 2. 3. 4. 5. 6. ve 66. Maddeleri de bu bağlamda değerlendirilmesi gereken maddelerdir. ‘’ Türk Devletine Vatandaşlık Bağı ile bağlı herkes Türk’tür. Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz. Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.

ANAYASANIN HAZIRLANMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Anayasamızın 2. Maddesinde değişmez niteliklerden olan Türkiye Cumhuriyeti’nin  “Sosyal bir hukuk devleti” olması demek; yasama – yürütme ve yargı erklerinin dengeli bir iş bölümü içinde birbirinden ayrılmış, devlet iktidarının insan ve özgürlükleri ile sınırlandırılmış olması, devletimizin hukuk kaidelerine uygun yönetilmesi, idarecilerin ve idarenin hukuk kurallarına bağlı olması, kamu hizmetlerinin yurttaşlar arasında ayırım yapmadan tarafsızlıkla yürütülmesi demektir.

Düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan, hukuk devleti olan ülkemizde özel hayat ve iletişimin gizliliği hakkında kaygı verici olaylar yaşandı, yaşanmayada devam etmektedir. Bölücü terör eylemleri başta olmak üzere, insanlarımızın can ve mal güvenlikleri her bölgede, her şehirde ciddi olarak tehdit altındadır. Asayişin sağlanmasında önlemler alınamamakta, yönetimlerde zafiyet, bilgi eksikliği, bencillik ve partizanlık en ön safta yer almaktadır. Bu bakımdan, demokratik anlayışla idare edilmeyen bir devletin de hukuk devleti niteliği taşıdığı söylenemez!

Milletvekillerimiz Anayasanın 81. ve Cumhurbaşkanımız 103. Maddelerine göre “Hukukun üstünlüğüne” inandıklarına ant içerler. Hukuk devletinin üstünlüğüne inandıklarını beyan ederler. Bu bakımdan kuralsız keyfi yönetim tarzlarının egemen olduğu değil, hukukun egemen olduğu devlet yönetimi her yerde esas alındığından bütün vatandaşlarımız ile devlet daha da bütünleşecektir.

Hukuka, adalete olan güvenin ortadan kalktığı yerde toplumsal barış olmaz, milli bütünlük sağlanmaz. Adalet, her zaman devletin temelidir.

2002 milletvekili seçimlerinde genel seçimdeki  geçerli oyların %45-33 ü, 2007 seçimlerinde de %13.00 ü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hiç temsil edilmemiştir. Halbuki Anayasamızın 67. Maddesinde belirlenmiş olan “temsilde adalet” ilkesi açıkça çiğnenmiş, “yönetimde istikrar'' ilkesi de tartışmalı olan 2 siyasi parti mecliste yer alabilmiştir. 2007 de ise, 3 siyasi parti ile bağımsızlar meclise girmiştir. Cumhuriyetimizin değişmeyen nitelikleri, Devletimizin değişmeyen özelliklerini tartışma konusu yapmadan bir anayasa hazırlanmalıdır. Böylece ülkemizde hem yönetimde istikrar, hem de temsilde adalet ilkeleri gerçekleşmiş olur.

2003 yılında çıkan Bilgi Edinme Kanununun özünden bahsedilerek temel bir hak olarak Anayasada yer almasının daha uygun olduğu görüşündeyiz.

Haberleşme özgürlüğü ile ilgili 22. Maddenin de “iletişim özgürlüğü” adı altında genişletmekte faydalar olacağını düşünmekteyiz.

Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kanunu 2006 da çıkmasına rağmen Anayasamızda da belirtilmesi gerekir şeklinde bir görüşümüz var. Yeni bir madde ile tanımlanarak bu kurumun görev ve yetkileri ile işleyişinin kanun ile düzenleneceği Anayasada yer almalıdır.

Cumhurbaşkanının kişisel suçları konusunda Anayasadaki boşluk giderilmeli, Anayasamızın 105. maddesine kişisel suçlarla ilgili ifadeler yazılmalıdır.

Anayasamızın 159. maddesinde  Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yeniden düzenlenerek iki  yüksek Kurul oluşturulmalı, adli ve idari yargı şeklinde yapılandırılmalıdır, ifadesine ihtiyaç vardır.

Anayasamızın 160. Maddesine bir değişiklik getirilerek ''Yerel Yönetimler Sayıştay’ı '' oluşturulmalıdır.

Söz ve eylemleriyle üyesi oldukları siyasi partinin kapatılmasına sebep olanlar için 5 yıllık partili siyaset yasağı, 21 Ekim 2007 de halk oylamasıyla kabul edilen Anayasa değişikliği ile yasama dönemi 4 yıla indirildiğinden, iki hükmün uyumlu olmasına imkan sağlaması açısından, siyaset yasağının da 4 yıla indirilmesini uygun görmekteyiz.

Anayasamızın 76. Maddesinde milletvekili seçilmeye engel suçlar sıralanarak yazılmıştır. Bu suçlarda dokunulmazlık işlememeli, bu suçlardan dolayı yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına gerek olmadan bir suç işlediği idda edilen milletvekili hakkında da dava açılabilmelidir. Davanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca açılması ve temyiz olarak da Yargıtay Ceza Genel Kurulunun görev yapması daha uygun olur görüşündeyiz.

Başkanlık sistemi de, Parlamenter sistem de kuvvet veya erkler ayrılığına, yani yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığına dayanır. Bu üç kuvvet tek elde toplanır ise, demokrasi ve hukuk devletinden bahsedilemez.  Böyle bir yönetime, diktatörlük denilir. Bunun için kuvvetler ayrılığı, demokratik yönetimin ve hukuk devleti olmanın olmazsa olmaz şartlarıdır.

Erkler ayrılığı, Parlamenter sistemlerde esnek ve yumuşak, Başkanlık sisteminde sert bir şekilde uygulanır. Parlamenter sistemde yasama ve yürütme görevleri aynı kişide birleşebilir.

Anayasa’nın 109. Maddesine göre Başbakanın Cumhurbaşkanınca TBMM üyeleri arasından atanması ve Başbakanın da Bakanları ataması yöntemi Parlamenter sistemin uygulanmasıdır.

Başkanlık sisteminde ise, Başkan ve Bakanlar aynı zamanda yasama organı üyesi olamazlar.

Başkanlık sisteminde Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı olup, Parlamentoya karşı sorumlu değildir.   ABD’de Başkan ve Bakanların kanun teklifi yapma yetkileri yoktur. Yasalar Kongre üyeleri, yani Temsilciler Meclisi ve senato üyelerince teklif edilir. “Birliğin durumu” Hk görüş bildirir. Başkan sadece çıkarılması gereken kanunları da belirtir.

50 Devletten oluşan ABD, Birleşik Federal Bir Devlettir. Her devlette bir vali ve meclis vardır. İktidar elli  Devlet arasında paylaşılmıştır.

. Başkanlık Sisteminde  + Devlet Başkanı ve Parlamento çoğunluğunun farklı partilerden olması durumunda sistem tıkanabilir. Devlet yönetiminde aşırı bir güç toplanması ülkeyi dikta ile yönetmeye de neden olabilir. 1876 dan bu yana ülkemizde parlamento demokrasi geleneği hakimdir. Dimyata pirince giderken evdeki pirinçten olmamız ülkemize çok şeyler kaybettirebilir. Adil, eşit ve çağdaş hukuktan yararlanmak hedefimiz olmalıdır.   Milletvekili adaylarının belirlenmesinde siyasi partilerin Genel Başkanları ve Başbakan  ne kadar demokratik davranıyor? Aynı siyası partinin  Genel Başkanı  veya Başbakan yarın Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olduğunda demokrasiye ne kadar bağlı kalacaktır. Bunun ölçüsü ne olacaktır ?

. Parlamenter sistem ile Başkanlık sistemi arasındaki temel fark kuvvetler ilkesinin her iki sistemde farklı uygulanmasından kaynaklanıyor olmasıdır. Kuvvetler sistemi Parlamenter sistemde yumuşak, Başkanlık  sisteminde ise sert bir şekilde uygulanır.      Kanun teklifi tek bir milletvekili tarafından verilirken, Anayasa değişikliği teklifi için en az TBMM üye tam sayısının üçte birinin, yani 184 milletvekilinin imzası gerekir.

Başkanlık sistemine geçilirse, başkan halk tarafından ayrı, yasama organı ayrı seçilecek! Her ikisi farklı partilerden, farklı anlayışlardan olduğunda sıkıntı yaşanabilir. Bundan dolayı Başkanlık sisteminde seçime katılan seçmenlerin oyunun %65'inin dikkate alındığı bir Başkanlık Seçimi ülkemizdeki istikrarı ve güveni artıracak bir güç olur.

Türkiye’miz  üniter bir devlettir. Tek bir bayrağımız, tek bir devletimiz, ortak bir tarihimiz ve tek bir başkentimiz vardır.

Siyasi parti yasası değişmeden parti içi demokrasi yerleşmeden, aydın ve siyasetçilerin dile getirdikleri ‘’ Milli İrade ‘’ ifadesi gerçek demokrasiye dayanmayan, yaralı ve topal, yani eksik anlamların yüklendiği bir ifade olarak kalabilir. Yönetenlerin yönetilenlere karşı bir dayatmayla, halk kendi iradesiyle kendi vekilini seçememektedir. Bu bakımdan halk kendisini yakından tanıyan ve sorunlarını bizzat sunabileceği kendi milletvekillerini seçebilecek değişiklikleri beklemektedir. Anayasa hazırlanırken de, parlamenter ve başkanlık sistemi tartışmaları ülkemizi ve vatandaşlarımızı yeniden siyasi bir kaos ve krize hatta kutuplaşmaya sokmadan ağır başlı , akıllı , ilkeli davranışlarla süreç tamamlanmalıdır.

            Cumhuriyet ile yönetilen Türkiye’mizde, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan demokrasi, insan hakları, sosyal devlet, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ile laiklik anlayışı açık seçik ve anlaşılır bir dille tanımlanmalıdır ve Anayasamızda yer almalıdır.

            Anayasamızın  temel haklar ve ödevler kısmında mutlaka aşağıda belirtilen ifadeleri çağrıştıracak  insanımıza değer veren cümleler yer almalıdır:

a)     İnsan onur ve haysiyeti dokunulmaz olup, insan onuru insan haklarının ve anayasal düzenin temelini oluşturur.

b)    İnsan onuru dokunulmazdır. İnsan onuruna saygı göstermek ve onu korumak, bütün devlet erklerinin ödevidir.

c)     Devletin temel görevlerinden biri de , insan onuruna saygı göstererek onu korumaktır.

Anayasaya vakıf olabilmek için ‘’ Anayasacıyım diyebilmek için ustalarınızı geçeceksizniz ve kendinizide geçebilecek birer ikişer öğrenci yetiştireceksiniz ‘’ japon atasözüne göre de anayasamızda sanatçıların devlet tarafından korunduğu ayrıca yerel yönetimlerce de korunma altına alındığı ifadeleri Anayasamızın 64. Maddesine ilave edillmelidir ki bütün sanatçılarımıza somut olarak değer verilsin ve bütün yapacağı çalışmalar desteklensin, eserleri korunsun ki, gerçek usta siyasetçiler sizler olabilirsiniz.

            “Bir kere yanlış trene bindiyseniz, koridorda ters tarafa yürümenin hiçbir anlamı da faydası da yoktur.” İfadesinde Nietztche’nin söylediği gibi, Anayasa hazırlanırken yanlış düşüncelerle yola çıkmamak gerekir.  Parlementer sistem kabul edilecekse farklı bir anayasa formu ve planı, başkanlık sistemi kabul görülse, farklı bir anayasa formu ve planı çıkarılmak zorundadır. Başkanlık sisteminde seçmen milletvekilllerini ve Devlet Başkanını ayrı ayrı seçer. Devlet Başkanı Hükümeti belirler. Parlementer sistemde seçmen Parlemontaya girecekleri seçer, Parlemento arasından da Başbakan ve Hükümet belirlenir, ayrıca ya Parlemento içerisinden ya da halk arasından halk oyu ile Devlet Başkanı seçilir. Devlet Başkanı halk oylaması ile seçilecekse katılan seçmenin en az % 65 - %70 inin alma zorunluluğu getirilmelidir. Her seçim dönemi 4 yıl olduğundan dolayı da Cumhurbaşkanı 4+4  toplam 8 yıl hizmet edecek şekilde sınırlandırılmalıdır.

            Veya Anayasanın 102. Maddesi yeniden düzenlenerek Cumhurbaşkanının yeniden Meclis tarafından seçilmesi gündemde tutulmalı ama bu sefer 550 Milletvekili ve Üniversite Rektörleri ile birlikte, her İl ve ilçeden seçilen Belediye Başkanları, İl Genel Meclis Üyeleri, Siyasi Partilerin il ve ilçe Yönetim Kurulları, Ticaret Odaları Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Muhtarlar ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerince seçilmelidir. Böylece katılımcı sorumlu Demokrasi de yaşatılmış olacaktır.

            Ülkemizin üniter Devlet yapısına uygun olarak eğitim öğretiminde resmi ve ortak dilimiz Türkçe ile yapılması Anayasamızda net bir şekilde belirtilmelidir. Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Milletinin Uluslararası alanda Bağımsız ve Egemenliğine sahip bir devlet şeklinde örgütlenmesi ve temsil edilmesi demektir.

Devletimizin kurucu unsuru Türk Milletidir. Devlet insanımız için vardır ve her şey her vatandaşımızın ve her insanımızın onuru içindir. Hak ve Özgürlüklerin güvence altına alındığı, Kamu hizmetlerinin düzenli olarak yürütüldüğü, sosyal Devlet anlayışının uygulandığı, halkın dini inançlarının siyasetçilerin siyasi emellerine alet edilmesine fırsat verilmediği, içerde ve dışarda “Barışçı Devlet” ilkesinin yer aldığı, Türkiye Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olup, hiçbir etnik fark gözetmeksizin herkese Türk denilen, bayrağı beyaz al Yıldızlı Albayrak, resmi dili Türkçe, Başkenti Ankara olan bir anayasa istediğimizi saygılarımızla arz ederiz.

 

GEREKÇELERİYLE BİRLİKTE ANAYASA MADDELERİNİN BAZILARINDA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ ŞUNLARDIR :

A. Kuruluşu

MADDE 75- (Değişik: 17/5/1987 - 3361/2 Md.; 23/7/1995- 4121/8 Md.)

A. Kuruluşu

MADDE 75- (Değişik: 17/5/1987 - 3361/2 Md.; 23/7/1995- 4121/8 Md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beş yüz elli milletvekilinden oluşur.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin yeni şekli aşağıdaki gibidir;

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla illerden seçilen dört yüz kırk, siyasi partilerin gösterdikleri adaylar arasından partilerin toplam aldıkları oylarının oranına göre seçilen yüz Türkiye milletvekili, yine siyasi partilerin yurt dışındaki seçmenlerden aldıkları toplam oy oranlarına göre seçilen beş yurtdışı milletvekili ile ülkedeki yabancı kökenli Türk vatandaşlarını temsil edecek ve siyasi partilerin gösterdikleri adaylardan siyasi partilerin aldıkları toplam yurtiçi oy oranlarına göre seçilecek beş milletvekili olmak üzere, toplam beşyüzelli milletvekilinden oluşur.

GEREKÇE;

Her seçmen kendi seçtiği milletvekilini bilmeli ve onunla doğrudan muhatap olabilmeli ve vekilinin çalışmalarını, fayda ve zararlarını somut bir şekilde denetleyebilmeli, değerlendirebilmelidir.

Siyasi partilerin yönetiminin tercihen belirledikleri kontenjanlarını Türkiye milletvekilliğine aday gösterilmeleri, yerel seçmenin görmek istediği milletvekilini kendisinin seçmesi, daha demokratik, objektif ve insan haklarına saygılı bir yöntem olacaktır.

Yasanın mevcut haliyle, seçmenin bu şansa sahip olmadığı çok net ve yaşanmış tecrübelerle de sabittir.

E. Seçimlerin genel yönetim ve denetimi

MADDE 79- Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır.

(Değişik: 21/10/2007-5678/2 Md.) Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.

Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler.

Yüksek Seçim Kuruluna Yargıtay ve Danıştay’dan seçilmiş üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye ayrılır. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Başkanvekili ad çekmeye girmezler.

(Değişik: 21/10/2007-5678/2 Md.) Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi işlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

"Yüksek seçim kurulunun kararları aleyhine, seçimlere katılan siyasi partiler ile seçimlere katılan bağımsız adaylar Anayasa Mahkemesine başvurabilirler."

GEREKÇE;

Yüksek yargı organlarından olan Yargıtay ve Danıştay'ın nihai kararları aleyhine Anayasa Mahkemesine başvurma hakkı tanındığına göre YSK'da bir nihai yüksek yargı merci olarak verdiği kararlar aleyhine Anayasa Mahkemesi'ne başvurulabilmesi, kurumların eşit, yetkin ve etkinlikleri arasında denge kurulması ve Anayasa'nın temel hak ve ödevlerin her alanda ve mercide eşit ve dengeli olmasına dair düzenlemeleri ile örtüşmektedir.

Nitekim maddenin eski haliyle bile YSK'nın verdiği kararlar için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurunun kabule değer görülmüş olması da bu değişikliği zorunlu kılmaktadır.

1. Milletin temsili

MADDE 80- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ ;

Madde metni aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Madde 80 - Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi ve kendilerini seçenleri temsil ederler.

Türkiye milletvekili olarak seçilenler ise bütün Milleti temsil ederler.

GEREKÇE;

Özellikle büyük şehirlerden seçilen milletvekillerinin ağırlıklı ve esas olarak seçildikleri illere değil de doğdukları ve/veya memleketi olarak kabul ettikleri illere ve o ilden olanlara hizmet etmekte meyilli ve istekli oldukları aşikar olup, bu durum seçildikleri illerdeki vatandaşların hak ve hukuklarına zarar verdiği kabul edilmelidir.

4. Yasama dokunulmazlığı

MADDE 83- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.

Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, tutuklanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.

Maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş taksirli suçlar hariç, bir ceza hükmünün kesinleşmesi halinde; eğer ceza 76 maddenin 2.fıkrasında sayılı suçlardan kaynaklanıyorsa derhal milletvekilliği cezanın kesinleştiği gün kendiliğinden düşer ve ceza yerine getirilir. Diğer hallerde üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez. Ancak kesinleşmiş ceza hükmü infaz edilmeden tekrar milletvekili seçilemezler.

Maddenin dördüncü fıkrası kaldırılmıştır.

GEREKÇE ;

Madde eski haliyle Anayasanın eşitlik kuralına bütünüyle aykırıdır. Milletvekillerinin saygın, düzgün ve temiz kişiler olarak toplumca kabul edilmesi için bu değişiklik gereklidir. Hali hazırda bu maddenin korumacılığından yararlanmak maksadıyla milletvekili olmak gayretini gösteren kişiler olduğu toplumca da malumdur.

Bu maddenin eski haliyle kalmasının verdiği zarar, değiştirilmiş haliyle vereceği zarardan daha fazla ve onarılamazdır.

A. Genel olarak

MADDE 87- (Değişik: 3/10/2001-4709/28 Md.; 7/5/2004-5170/6 Md.) Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Madde metnine aşağıdaki ikinci fıkra eklenmiştir;

"Kanun teklifleri ve tasarıları birleştirilerek aynı süreçte  görüşülemez, çıkartılamaz."

GEREKÇE ;

Birbiriyle ilgisi ve alakası olmayan değişik amaç ve konularda aynı süreç içerisinde kanun çıkarmak, torba kanun tabir edilen şekliyle yaygın ve kötü niyetli bir uygulama haline gelmiş, bu nedenle yeterince inceleme, araştırma ve görüşme imkanı olmadan kanun çıkartılmasının önü açılmıştır.

E. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme

MADDE 91- Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.

Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.

Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.

Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.

Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.

Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür.

Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin birinci fıkrasına Bakanlar Kuruluna' dan sonra gelmek üzere aşağıdaki metin eklenmiştir;

" ...olağanüstü koşullarda ortaya çıkan sorunlar ile ülkenin bütününü ilgilendiren ve derhal çözülmesi gereken bir  sorunun ortaya çıkması halinde, sadece o soruna dair ..."

Maddenin beşinci fıkrası kaldırılmıştır.

Maddenin altıncı fıkrasının son cümlesi kaldırılmıştır.

GEREKÇE;

Olağanüstü  durumlarla karşılaşılması halinde, Anayasanın özü ve ruhuna uygun ve ihtiyaç olunan hızlılıkta karar vermeyi engellediği için, gözlemlenen kötü deneyimler, bu kurumun  meclisin yasama görevini mana ve önemiyle yürütmesini engellediğini göstermiştir.

I. Cumhurbaşkanı

A. Nitelikleri ve tarafsızlığı

MADDE 101- (Değişik: 21/10/2007-5678/4 Md.)

Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.

Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasî partiler ortak aday gösterebilir.

Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

"Cumhurbaşkanına adaylığı kesinleşenin varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği, Cumhurbaşkanı  seçiminin  kesinleşmesine kadar askıya alınır. "

GEREKÇE ;

Yapılan seçimlerde yaşanan olumsuzlukların yaşanmaması gerekmektedir. Devletin başına seçilecek  kişinin her türden tartışma konusu edilmesinin ve saygınlığına gölge düşürülmesinin önüne geçilmesi zaruridir.

D. Görev ve yetkileri

MADDE 104 - Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

a) Yasama ile ilgili olanlar:

Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak,

Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,

Kanunları yayımlamak,

Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,

Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,

Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,

Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:

Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,

Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,

Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,

Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,

Milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,

Genelkurmay Başkanını atamak,

Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,

Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,

Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,

Kararnameleri imzalamak,

Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,

Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,

Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,

Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,

Üniversite rektörlerini seçmek,

c)  Yargı ile ilgili olanlar:

Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekilini, Askerî Yargıtay üyelerini, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

> Maddenin a fıkrasının son bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Türkiye Büyük Millet Meclisi, toplanamaması, Anayasa'da belirtilen görevlerini icra etmemesi, çalışması için gerekli olan kurum ve oluşumları oluşturamaması gibi somut tehlikelerin ortaya çıkması ve bu tehlikenin üç aydan fazla sürmesi halinde  seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

> Maddenin b fıkrasının ilk bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Seçimlerde en yüksek oyu alan partinin veya Meclisteki siyasi partilerin ortak olarak göstereceği kişiyi Başbakan olarak atamak ve istifasını kabul etmek.

E.  Sorumluluk ve sorumsuzluk hali

 

MADDE 105- Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur.

Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz.

Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine, doğrudan hakları ihlal edilen kişilerce  Anayasa Mahkemesine başvurulabilir.

Maddenin üçüncü fıkrasına aşağıdaki metin eklenmiştir;

"Dİğer suçlamalardan ötürü ancak görev süresi sona erdiğinde yasal takip yapılabilir. Cumhurbaşkanlığı süresince her türlü  zamanaşımı süreleri işlemez."

GEREKÇE;

Hiç kimse yasaların üstünde ve tamamıyla sorumsuz olmamalıdır.

II. Bakanlar Kurulu

A. Kuruluş

MADDE 109- Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan kurulur.

Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır.

Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

" Cumhurbaşkanı, TBMM'nin,  en çok milletvekili olan siyasi partinin veya siyasi partilerinin ortak göstereceği kişiyi Başbakan olarak atar."

GEREKÇE ;

Yaşanmış  sorunlardan ve başarısı kanıtlanmış demokrasi örneklemeleri sebebiyle Başbakanlık makamı üzerinde yaşanması kuvvetle  muhtemel sorunların  önüne geçilmesi gerekmektedir.

B. Yargı yolu

MADDE 125- İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek cümleler: 13/8/1999-4446/2 Md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.

Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/11 Md.) Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.

İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.

(Değişik: 12/9/2010-5982/11 Md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

"Yüksek Askerî Şûranın kararlarına karşı  yargı yolu açıktır."

GEREKÇE;

Hukuk devletinde kişiler hakkında alınacak hiç bir karar yargı denetimi dışında tutulmamalıdır.

2. Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence

MADDE 129- Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.

(Değişik: 12/9/2010-5982/13 Md.) Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.

Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin son fıkrası kaldırılmıştır.

GEREKÇE;

Hukuk devletinde hiç bir kurum ya da kişiye yargılanmama hakkı ve kararı imtiyaz şeklinde verilemez.

G. Adalet hizmetlerinin denetimi (*)

MADDE 144 – (Değişik: 12/9/2010-5982/14 Md.)

Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Madde metni aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.;

" Adalet hizmetlerinin denetimi,  hakimler için hakimler yüksek kurulunca görevlendirilen savcılar için ise savcılar yüksek kurulunca görevlendirilen adalet müfettişleri eliyle ile inceleme ve soruşturma işlemleri yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir. "

GEREKÇE;

Hakim ve savcıların görevlerini bağımsız ve tarafsızca yapabilmelerinin tek yolunun onların siyaseten denetim ve soruşturulmalarının önüne geçmektir. Bu nedenle Adalet Bakanlığına sadece özlük haklarının sağlanması ile yargının yürütüleceği fiziki yapıların sorumluluğunu vermek yeterli olacaktır.

A. Anayasa Mahkemesi

1. Kuruluşu

MADDE 146- (Değişik: 12/9/2010-5982/16 Md.)

Anayasa Mahkemesi on yedi üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırk beş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.

Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin ikinci fıkrasındaki TBMM, Cumhurbaşkanı olarak değiştirilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasındaki Cumhurbaşkanı, TBMM olarak değiştirilmiştir.

 

 

GEREKÇESİ;

Milletin vekilleri vasıtasıyla temsilini sağlayan TBMM'nin bu yüce kurumda daha az söz sahibi olması düşünülemez.

3. Görev ve yetkileri

MADDE 148- (Değişik: 12/9/2010-5982/18 Md.) Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 Md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 Md.) Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 Md.) Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

(Değişik: 12/9/2010-5982/18 Md.) Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 Md.) Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcı vekili yapar.

(Değişik: 12/9/2010-5982/18 Md.) Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.

 

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

Maddenin altıncı fıkrasına, Hakimler ve savcılar yüksek kurulundan gelmek üzere "Yüksek Seçim Kurulu" eklenmiştir.

GEREKÇE

Diğer yüksek yargı organları üyelerinin yargılanması anayasada gösterilmiş olması sebebiyle , YSK üyelerinin de yargılanma usul ve esasları Anayasada gösterilmek zorundadır. Aynı zamanda kurumlar arası eşitlik de gözetilmiş olacaktır.

III. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

MADDE 159- (Değişik: 12/9/2010-5982/22 Md.)

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmi iki asıl ve on iki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk  dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca, üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından, yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde yapılır. Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden altmış gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.

Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üyenin, birinci sınıf adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için her hâkim ve savcının oy kullanacağı seçimlerde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilir. Bu seçimler her dönem için bir defada ve gizli oyla yapılır.

Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.

Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ;

> Maddenin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Hâkimler Yüksek Kurulu  ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı, savcılık ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

> Maddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu her biri yirmi iki asıl ve on iki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.

> Maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

Her kurul kendi başkanını üyeleri arasından seçer. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Savcılar Kurulunun tabiî üyesi olup başkan seçilemez. Kurulların, dört asıl üyeleri, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk  dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından TBMM tarafından, üç asıl ve üç yedek üyeleri Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca, iki asıl ve iki yedek üyeleri Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyeleri Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından, yedi asıl ve dört yedek üyeleri birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyeleri birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir. Hakimler yüksek kuruluna savcılar, savcılar yüksek kuruluna hakimler seçilemez.

> Maddenin dördüncü fıkrasında geçen Cumhurbaşkanı yerine TBMM getirilmiştir.

> Maddenin altıncı  fıkrasında geçen Adalet Bakanı ile ibaresi metinden çıkartılmıştır.

> Maddenin altıncı  fıkrasının son cümlesinde geçen Adalet Bakanına ibaresi yerine "hakimler için hakimler yüksek kurulu, savcılar için savcılar yüksek kuruluna" şeklinde değiştirilmiştir.

GEREKÇE;

Hakim ve savcıların; atanma, görevde yükselme, disiplin ve ceza işlemleri ile denetimlerinin , siyasi iradeye tabi olması durumunun, sorun teşkil edeceği - gelişmiş demokrasiler  incelendiğinde  de - görüleceğinden , adalet bakanlığının bu kurumlar üzerindeki otoritesinin varlığı, yargı bağımsızlığı esas olarak kabul edildiğinde, mümkün görülmemektedir.

 

 

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları