TARIM, “ GELECEĞİ KURTARMAK DEMEKTİR”

04-04-2020
Ülkemizde, büyük tarım alanlarının yer aldığı, yoğun tarımın yapıldığı yerlerde ne yazık ki göçler nedeni ile çalışan iş gücü oldukça azalmıştır.

.
Gereken iş gücü ihtiyacı, daha düşük tarımsal faaliyetin bulunduğu yörelerden geçici olarak karşılanmaktadır. Önümüzdeki aydan itibaren ciddi bir nüfus hareketliliği, iç göçler başlayacaktır.
 
     Hayvancılık ayrıca dikkat edilmesi gereken bir sektör. Fabrika kapatır gibi besiciliği, süt inekçiliğini kapatamayız. Tavuk, yumurta yetiştiriciliği durmaz, durdurulamaz. Bu dönemde sütün toplanması, işlenmesi, besihanelerden et arzının devam edebilmesi için çiftçinin yem ihtiyacının giderilmesi, ürününün alınması daha elzem bir hale gelmektedir. Acilen sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi gerekmektedir.  
 
  Konu yeni fark edilmeye başlandı. İnsanlar evlerde kalmaya mecbur, salgının önlenmesi için gerekli bir adım. Ancak tüm insanlık evlerine kapanırsa, yaşam için olmazsa olmaz hizmetleri kimler yapacak.
 
Birkaç gündür ulusal basında usta yazarlar gündeme getiriyor.Acilen Tarım Bilim Kurulu toplanmalı diye… Yaşamak için virüslerle savaşabilmek için dengeli ve kaliteli beslenme gerekli diyor sağlık uzmanlarımız, peki bunu kimler aracılığı ile gerçekleştireceğiz.
 
Nüfusun büyük çoğunluğu köylerde yaşar iken, devlet politikaları insanları şehirlere göç ettirdi. İnsanlar üretim sektöründen hizmet sektörüne adım attılar, üretmeden, katma değer yaratmadan yaşamlarını sürdürmeye başladılar. Ancak son salgının yarattığı krizi dikkate aldığımızda en çok etkilenenin hizmet sektörü olduğu görüldü. Köylerden şehirlere gelen, yeterli eğitim, bilgi becerileri olmayan, oranı hiç de az olmayan insanlar hayatını nasıl idame ettirebilecek sorusu ortada durmaktadır.
 
Büyük sermaye grupları, tarımı endüstrileştirerek tekel altına alma amacı ile de bu politikayı desteklediler. Hatta AB ve Dünya bankası ülke nüfuslarının içinde tarım ile uğraşan kırsal nüfusun olması gereken yüzdelerini bile gelişmekte olan ülkelere dayattılar. Ülkemizde Tarım Reformu uygulamaları ile başlayan, daha sonraki yıllarda “ Köye Dönüş”, “Doğduğun Yerde Doy” adı ile ortaya konulan projeler yeterli cazibe ve desteğe sahip olmadığı için ne yazık ki gerçekleşemedi.
 
Dünyayı etkisi altına alan bu salgının devamın da ve salgın sonrasında insanlığın bir numaralı konusu “GIDA” olacaktır. Salgına ve ölümlere çare bulunması için umut içerisinde evlerimizde oturuyoruz. Doktorlar, salgına karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirin, bol bol meyve sebze tüketin çağrıları yaparken, market raflarının doluluğunu, pazarlardaki ürün bolluğunu çiftçilerimize, köylülerimize borçluyuz.
 
Tüm ülkeler gibi ülkemizde de acilen “Tarım Bilim Kurulu” ya da isimlere bağlı olmadan Tarım Bakanlığı, STK’lar, Üniversiteler toplanmalı ve bu sezondan başlamak üzere tarım politikalarımızı gözden geçirmeli, acil eylem planları ortaya konmalıdır.
 
Ülkemiz tarımı ve gıda sektörü, ölçek ve çeşitlilik açısından dünyada özel bir coğrafyada yer almaktadır. Farklı iklim koşullarına sahip olan ülkemizde toprak işleme, birinci hasat ürünlerinin ekimi, bunların bakım periyotları hızla ilerlemektedir. Bu dönem sebze için ekim zamanı, fide ihtiyacının giderilmesi lazım, seralar tarlalar hazırlanmalı, sanayiyi besleyecek domates gibi, mısır gibi tarımsal ürünlerin tarlalara ekilmesi dikilmesi gerekiyor. Mevsimsel meyvelerin hasat zamanı yaklaşıyor. Bunların zamanını kaçırılırsa bu sene ürün almak hayal olacaktır. Peki bu faaliyetleri yapmak için köye, tarlalarına, şehre gitmek zorunda olan köylülerimizin çiftçilerimizin sağlıklarını nasıl koruyacağız. Hepimiz gibi onlarda kendileri ve çocukları için endişeliler, ancak bu faaliyetleri de yapmak zorundalar.
 
Çiftçilerimizin tarlalarına gidebilmesi, gübreye, ilaca kolayca ulaşabilmesi lazım, önümüzdeki aylarda gıdaya bağlı enflasyonun artmaması ve arz güvenliğinin sağlanması için destekleme planları devreye alınması lazımdır. Genelgelerle sokağa çıkma ve seyahat yasağı getirilen bu dönemde, ÇKS ye kayıtlı çiftçilerimizin, sağlık taramaları da yapılır iken bu kısıtlarının acilen esnetilmesi gerekmektedir. Mazot desteği, gübre desteği gibi, çiftçinin üretimde ihtiyaç duyacağı nakit desteği gibi desteklerin de acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir.
 
Ülkemizde, büyük tarım alanlarının yer aldığı, yoğun tarımın yapıldığı yerlerde ne yazık ki göçler nedeni ile çalışan iş gücü oldukça azalmıştır. Gereken iş gücü ihtiyacı, daha düşük tarımsal faaliyetin bulunduğu yörelerden geçici olarak karşılanmaktadır. Önümüzdeki aydan itibaren ciddi bir nüfus hareketliliği, iç göçler başlayacaktır. Geçmiş yıllardan gördüğümüz kadarı ile bu göçler kamyonların arkasında, tıka basa doldurulmuş minibüslerde olacak. Bu işçiler yine sağlıksız koşullarda derme çatma çadırlarda konaklayacaklar. Bu insanların ve gittikleri yerlerin salgından etkilenmemesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.Şu anda şehirlerarası ulaşıma yasak konuldu, geçici istihdam gereken bölgelerdeki iş gücü ihtiyaçları, bunların ulaşımı nasıl sağlanacak, zira zamana bağlı işleyen tarım takvimi, günlük değil saatlik gecikmelere bile duyarlı durumdadır.
 
Hayvancılık ayrıca dikkat edilmesi gereken bir sektör. Fabrika kapatır gibi besiciliği, süt inekçiliğini kapatamayız. Tavuk, yumurta yetiştiriciliği durmaz, durdurulamaz. Bu dönemde sütün toplanması, işlenmesi, besihanelerden et arzının devam edebilmesi için çiftçinin yem ihtiyacının giderilmesi, ürününün alınması daha elzem bir hale gelmektedir. Acilen sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
 
Geçmiş yıllarda bitkisel ve hayvansal üretimdeki açıklarımızı ithalat yolu ile gideriyorduk. Ancak gelinen dönemde her ülke kendi ihtiyaçlarının idamesi ve geleceği için üretimini yönlendirecek, arz fazlasını satmak yerine gelecek yıllar için stoklama yoluna gidecektir. Bu durumda döviz girdisinin de düştüğünü göz önüne alır isek, oluşacak arz açığını diğer ülkelerden ikame etmekte zorlaşacaktır. Örneğin Rusya tahıl ihracatını durdurdu, bunu başka ülkeler izleyecektir.
 
Acilen Tarım Bilim Kurulu oluşmalı
 
Üretmek zorundayız, üretene destek olmak zorundayız.
 
Özellikle Büyükşehirler kapsamında, kırsal alanda organize olmak zorundayız.
 
Bu durumu fırsat olarak değerlendirip, kooperatifçiliği, devlet ve belediyeler eliyle güçlendirmeliyiz.
 
Üretim, girdi, tedarik, nakliye süreçlerini organize etmeliyiz.
 
Şehirlerde bitme noktasına gelen hizmet sektöründen, arta kalacak olan işsizlik problemini tarımsal üretim, işleme ve tedarik zincirinde değerlendirmeliyiz. Köy kökenli olan bu nüfus çok daha kolay adapte olabilecektir.
 
Sonuç olarak; Sağlık personeli insanlığı ve bu günü kurtarmaya çalışırken, tarımı düzenleyerek geleceğimizi kurtarmalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
 
Etiketler : TARIM - - “ - GELECEĞİ - KURTARMAK - DEMEKTİR” -
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları