SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER DRAMATİK HALLERİNİ ANLATIYOR

21-02-2019
Millet olarak zor günler geçiriyoruz. Özellikle dar gelirliler, emekliler, küçük esnaf ve sanatkar, asgari ücretle geçinenler, köyünden şehre göç edip de hürriyetlerini kaybetmiş olanlar..

.
         Ekonominin acımasızlığına esir olmuş olanlar vs... Ancak bir kesim var ki dertleri ile dertlenecek, sorunlarına çözüm yolu bulacak hiçbir devlet yetkilisi, hiçbir Allah'ın kulu yok. O kadar çaresiz kalmışlar ki, dermansızlıklarının dermanı olmamız için bizi bulmuşlar . Bu çilekeş Sözleşmli öğretmen kardeşlerimizin sorunlarına çare olacak değiliz ama karınca misali bulmak için gayret gösteriyoruz. Ancak bu yayın yolu ile yaptıklarımızla kalmayacak; Cumhurbaşkanlığından tutun da Milli eğitim Bakanı sayın Yılmaz Selçuk'a kadar ileteceğiz bu sorunları. Peki bunun karşılığında ne isteyeceğiz?.. Hayır dua. Biz bu işin hizmetkarlığını yapmaktan zevk alıyoruz ama duayı da hak etmiş olacağız. Allah sizi inandırsın, duaya ihtiyacım olmasaydı onu da istemezdim. Buyurun bir göz atın bakalım bize Sözleşmeli öğretmenlerden gelenlere.                                                                           (Mehmet Akyol 0530 464 63 77 - [email protected] veya [email protected] )
      1- Hocam ben 2.5 aylık evliyken Ağrı’ya geldim. Eşim Tekirdağ’da Namık Kemal üniversitesinde akademisyen. Biliyorsunuz ki akademisyenlerin kadrosu çakılı oluyor bu durumda eşimin yanıma gelme ihtimalim yok. Bana eş durumu tanınana kadar Ağrı’da kalmak durumundayım. Gerçekten yeni evliyken ayrılmak çok zor. Daha evimin eşyalarımın tadını çıkarmadan biranda kendimi Ağrı da buldum. Evliliğimden bir şey anlamadım. Çocuk yapmak zaten hayal şu durumda. Eş durumundan başka da çaremiz yok. Keşke benim gibi eşi de çakılı olanlar için bir çare düşünseler. Sözleşmeli öğretmen olunca eş durumu yapılıyor. Benim eşimde öğretmen sayılır ama tek sorun MEB de değil de YÖK’te çalışıyor olması galiba 😥



     2) Oğlum 3 yaşına girdiğinde eşime ‘Ben işten çıkacağım ve üniversiteye hazırlanacağım.’ dedim. Güldü.. ‘Tamam’ dedi. Şaka yaptığımı düşünmüş, benim kararlı olduğumu görünce ilk önceleri karşı çıktı ama sonrasında kabul etti ve destek oldu. Çocuk 3 yaşında en hareketli zamanları ben 10 sene olmuş mezun olalı bilgiler uçmuş gitmiş, öğretmen olacağım diyorum. Sabah ezanlarına kadar ders çalıştım ağlaya ağlaya. Yoruldum Allah'ım diyorum ama yılmıyorum. Çok şükür yaşadığımız yerde Çukurova Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliğini kazandım. Eşimin yaşadığı gururu gözlerinde gördüm. Her yerde söylüyor herkese anlatmak istiyordu. Ben de içimden yetmez sen bana bu şansı verdin ben seni daha çok gururlandıracağım diyorum. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi birincilik plaketimi alırken o kalabalığın içerisinde öğrendi benim en büyük destekçim. Son senem sınava da hazırlanıyorum iyi bir puan alırsam memleketimdeyim eşimden ayrı kalmam diye sıkı tutuyorum çalışmalarımı. Başka bir şehir olursa da bir sene sonra eş durumundan geri dönebileceğim. O gelemez çünkü..
      Tabii hayat planladığımız gibi gitmedi ve 6 yıl çakılı Gaziantep’in bir köyüne atandım. Geldim gelmek zorundaydım. Oğlumla geçireceğim vakti sırf ona daha iyi bir gelecek sunmak adına ders çalışarak, öğretmen olmanın hayaliyle geçirdim. Geldim çünkü lise mezunu eşim hayallerimin önünde engel olmadı, bana yemek niye yok veya gömleğim neden ütüsüz demedi. Geldim çünkü 5 uykusuz yılım, gençliğim, hayallerim vardı. Eşim memlekette ben ve oğlum Gaziantep’te. Geceleri korkuyorum çoğunlukla.. Yetmemiş gibi arabama yazı yazı yazıp taciz ediyorlar. Bazen de lamba patlıyor değişmesi lazım / veya bir tıkırtı olduğunda korkuyorum. Oğlumun özlem dolu ağlamaları veya eşim geldiğinde bir süre sonra oluşan garip bir yabancılık... Oğlumun ağlamalarına yaşadığı psikolojiye dayanamadım ve oğlumu Adana’ya babasının yanına gönderdim. “ Hasret duyacağı bir ben olayım o mutlu olsun” diye. Üzülüyor, özlüyor beni ama burada olduğundan daha mutlu. Ne diyeyim artık benim de hikayem bu hocam😞 
       3) Rüya mı kabus mu belli olmayan Sözleşmeli beden eğitimi ve spor öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Meslek hayatımın 3. yılına girerken içinde bulunduğum durumu sizlerle paylaşmak istedim. 9 aylık bir evladım var ve temmuz ayı içinde ciddi bir kalp ameliyatı geçirdi. Bununla birlikte ilk 3 yıl ciddi bir takip gerektiren tedavi süreci olduğunu doktor belirtti ve raporları alındı. Eşim memleketimiz olan Gümüşhane/Kelkit’te özel sektörde çalışıyor ve yanıma gelme şansı bulunmamakta. Bakanlığımızın sözleşmeli öğretmenlere sağlamış olduğu sağlık özrü hakkından yararlanmak istedim fakat evladımın tedavisi çalıştığım il olan Gaziantep’te mümkün olduğu için bakanlığın istediği raporu alamadım. Çocuğum annesinden ayrılıp yanıma gelemez daha 9 aylık eşim işinden ötürü gelemiyor; ben de gidemiyorum ne yapılır bu durumda bilemiyorum. Hasta çocuğumun derdiyle ona hasret yaşıyorum. Sizden kendinizi benim yerime koyup sadece bir dakika düşünmenizi istiyorum.

 
     4) Hocam benim eşim Deniz Kuvvetlerinde astsubay. Ben de Cizre de sözleşmeli öğretmenim. Burada kadrosu olmadığı için eş durumu yapamıyor, malum biz de gidemiyoruz. İkimiz de devlete hizmet ediyoruz ama devlet bizi mağdur ediyor.
Bu mesajı da iletebilirsiniz gazeteciye.
Şimdiden teşekkür ederim. 
     5-Bizler bir gecede çıkartılan KHK’ nın parçaladığı aileleriz ‘ Sözleşmeli Öğretmen Aileleri. ’ Dokuz yıl özelde öğretmenlik yaptıktan sonra KPSS mülakat güvenlik soruşturması aşamalarından sonra Kilis iline atandım. Atandığım zaman 5 yıllık evli ve 4 aylık bebeğim vardı. Eşim Ulaştırma ve Alt yapı Bakanlığına bağlı gemi trafik hizmetlerinde çalışmaktadır. Kilis’te kurumu yok tayin olamıyor. Ben sözleşmeliyim tayin hakkım yok. İkimizde devlet çalışanıyız ancak devlet eliyle ailemiz parçalanıyor. Bu konuda bize yardımcı olur sesimizi duyurursanız minnettar kalırız. Saygılar...

 
      6) Ben Adıyaman’ın Gerger ilçesinde görev yapmaktayım bu üçüncü yılım, atandığımda hamile idim tek başıma gelip yerleştim. Hepimizin ayrı dertleri var zaten. Hayatta annem babam ayrı yanımda sürekli kalacak biri de yoktu. 3 yıldır tek başıma yaşıyorum. Arada annem geliyor ama ben çocuğumu tek büyütüyorum, Geçen şubat tatilinde kızım babasını tanımadı. Bir yaşındaydı eşimin durumunu bir düşünün. Ben burada geceleri çocuğum ağlarken uyumadan işe gidip gündüz her işi tek başıma yaparken hep yalnızdım. Çocuğa bakıcı bulmak ayrı dert. Eşim Eskişehir’de ha deyince gidilmiyor. Bin km gitsem 500 TL sadece yol parası. Zaten 2 ayrı ev masrafımız var. Giderek eksiye düştük. Maddi anlamda da bir yol alınmıyor; manevi olarak ise bu yükü tek başına çekmek çok zor. Bırakmayı düşündüğüm anlar oldu ama bırakmadım. Kaldı ki ben işimi seviyorum ama ailemi de istiyorum. Çocuğum ne ailesini bilecek ne paylaşmayı. Bir arkadaşı bile yok çevresinde. Şartlar yeterince zor ama insanın ailesi olduktan sonra üstesinden gelir her şeyin. Neticede “eş durumu bekliyorum.” Bu sorunun çözülmesi halinde her şeyin daha güzel olacağını düşünüyorum.
      Bütün bunların dışında Ankara ‘nın doğusuna bile gitmemiş olan sevgili kadrolu öğretmen arkadaşlarımız nasıl olsa “sözleşmeli öğretmenler var” diyerek bir de zorunlu hizmet affı istemekte ve bazı sendikalarda kadrolu öğretmenlerin bu isteklerine olumlu bakmaktadır.
      TÜM BU OLUMSUZLUKLARIN GİDERİLMESİ İÇİN, SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERİN BİR AN EVVEL KADROYA GEÇİRİLMESİ ve DİĞER KADROLU ÖĞRETMENLERLE EŞİT HAKLARA SAHİP OLMASI ELZEMDİR DEVLETİMİZ BUNU SAĞLAYABİLECEK GÜCE ve KUDRETE SAHİPTİR. 
Zaman ayırdığınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
 
 
 
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları