GENEL HABERLER

ŞEREFSİZ 28 ŞUBAT SÜRECİ

28-02-2019
• Aslında tam anlamı ile bir ihtilaldi 28 Şubat. Bu süreçte o kadar edepsizlikler, o kadar adilikler ve karaktersizlikler yapıldı ki, (olayların içyüzünü bilenler için) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak utanmamak, arlanmamak mümkün değildi. (Mehmet Akyol )

.
.Her şey bir tarafa.. Müslüman Türk milletini alenen kandırdılar, halkın yüzüne baka baka inançlı insanlara karşı zulüm politikası uyguladılar.
 
     Rahmetli Erbakan ve Çiller hükümetinin yerli yerindeki hizmetleri sonucu diriliş harekatı başlatan Anadolu sermayesinin hızını kesmek için nice adi yollara başvurdular.
• İRTİCA geliyor korkusu ile halkı ürkütmeye-korkutmaya çalıştılar. Dindar Müslümanların gücünü kırmak, onları aktif görevlerden uzaklaştırmak için ellerinden gelen merhametsizliği gösterdiler. Başörtülü olanlara karşı savaş açtılar; öyle ki, yalnız kendisinin değil, bir insanın eşinin, anasının, babasının, hatta sülalesinin fertlerinin başlarının örtülü olup olmadığını araştırarak zulüm politikaları uyguladılar.
Namaz kılanlar, Kur’an okuyanlar, Allah diyenler her fırsatta kollandı, fişlendi ve şehirden kırsal alanlara kadar azimli, iradeli ve karizma sahibi, bilgili, kültürlü ve mütedeyyin insanların direncini kırmak, onların haysiyetleri ile oynamak için ellerinden geleni yapmaktan geri kalmadılar.
• İnançlı Müslümanları mütezarrır etmek, kamuoyunda itibarlarını sarsmak için çeşitli oyunlar sergilediler. Bunların başında Fadime-Müslim-Kalkancı olayı gelir. O tamamen mizansen ve tamamen uydurma ve şerefsizce sahneye konan bir oyundu. Aynı şekilde Sincan olayları da abartılı ve düzmece idi. Bekir Yıldız gerçi alet olmaya müsait bir insandı ama, onun saflığından istifade edip önce tiyatro oyununun sergilenmesinde, arkasından da Sincan meydanına tankları gönderip ihtilal provaları yapmaları ve milletin gözünü korkutma hesapları tam anlamı ile düzmece ve milleti aldatmaca idi. 
• Rahmetli Erbakan ve Çiller iktidarına karşı verilen muhtıra gibi talepler listesi ve Erbakan’a attırılan imza konusu da tam anlamı ile sahtekarlık idi. Zamanın Başbakanı Prof.Dr.Necmettin Erbakan o imzayı atarken, talepler metnine değil, teklifin hukuka uygun olup olmadığı yolunda araştırma yapması yolundaydı ki rahmetli bu konuya daha sonra açıklık getirdi. 
• Kur’an düşmanlığı, İmam Hatip düşmanlığı, dindar düşmanlığı o kadar ileri dereceye götürüldü ki, Müslüman Türk milletinin asırlardır sürdürdüğü inançlarını ortadan kaldırmak, kendilerine göre bir din ve inanç mefhumu yaratmak istiyorlardı. Bunun içindir ki, askerimizin PKK ile mücadelesinde bile “Allah, Allah “ demesi , abdest alıp namaz kılması bile yapılan baskılar sonucu bir nevi yasaklanmış, inandığı gibi yaşamak isteyenler ordudan atılmış, daha sonra takipleri yapılmış, aç açık kalmaları için ellerinden gelen gayret gösterilmiş, bu ordudan atılan subayların bir başka yerde iş bulmaları halinde o iş yerine baskı yapılmak suretiyle rızıklarını temin etme imkanı ellerinden alınmıştır.
• Refahyol iktidarının gönderilmesi ve daha sonra, Süleyman Demirel’in melunca oynadığı bir oyunla hükümeti kurma görevi… Rahmetli Özal’a yapmadık eziyet bırakmayan, Anavatan’ı da, vatanı da zora düşüren Mesut Yılmaz’a verilmiş olması yine 28 Şubatçıların bir oyunuydu. Bu oyunun baş kahramanlarından birisi de, Süleyman Demirel’di.
 
Demirel’in bu 28 Şubatçı hainlere ayak uydurması ve Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan üçlü koalisyonun zemininin hazırlanmasında, 50’ye yakın milletvekilinin onursuzca oyunlar oynamalarına yine Demirel sebep olmuştu.
• Generallerin baskısı sonucu başta, Anayasa mahkemesi başkanı Yekta Güngör Özden, Yargıtay Savcısı, Ankara Cumhuriyet savcısı,  DİSK, TOB ve TESK olmak üzere birçok sivil toplum örgütünün satılmış başkanlarını yanlarına almak suretiyle güya kamuoyu oluşturmuşlar, adalet mekanizmalarını tamamen ellerine almışlar, hakim ve savcılarla toplantılar yapmak suretiyle, isteklerinin hukuka bağlı olup olmadığı gözetilmeden karar vermeleri baskısı uygulanmıştı. Takdir-i ilahiye bakar mısınız... O zamanlar Genelkurmay Başkanı olan bir general (Kıvrıkoğlu ) şöyle demişti: " 28 Şubat 1000 yıl sürecek. " Görüldü ki bu laflar boşuna. Türk milletine karşı dikta uygulayanlar, hak ve adaleti hiçe sayanlar, dediğim dedik diyenlerin sonu hep hüsran olmuştur. Bu gün onların adı duyulsa, yüzü görülse insanlarımızın kin damarları kabarıyor. 
• Uzun lafın kısası; Müslüman Türk Milleti bu süreçte öylesine ezildi, öylesine hakaretlere uğradı, o kadar bu millet rencide edildi, o kadar memleketimizin ekonomisi çökertildi, o kadar ordu devletin imkanlarını har vurup harman savurdu ki anlatmak mümkün değildir.
Bunun için diyoruz ki, 28 ŞUBAT DÖNEMİ şerefsiz bir dönemdi ve Allah Yüce Türk Milletine o günleri bir daha göstermesin.

                 28 ŞUBAT ERBAKAN'IN KORUMASI ANLATIYOR

28 Şubat'ta olan bir olayı anlatacağım. Bunu bir Hasan Gül bir de ben bilirim. İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Tansu Çiller, Süleyman Demirel ve Erbakan Hoca bir toplantıya girdi. 28 Şubat postmodern darbesi öncesi Milli Güvenlik Genel Sekreterliği'nde son toplantıydı. Saat 10'da toplantı başladı. Saat, 13.00'a kadar sürdü.

Öğle ezanı okundu. Çiller'e yanındakiler kuşburnunu hazırlıyor. Demirel'e yanındakiler ilacını hazırladı. Onlar tedbirli gelmişti. Biz de ne çanta ne de başka bir şey var. Hasan Gül bana "İbrahim, Hoca kesin abdest almaya çıkacak" dedi. Havlu, terlik hiçbir şey yok. Mola verdiler. Hoca, kan ter içinde kalmış. Erbakan Hoca, Hasan abiye "Hasan bana bir abdest aldırın" dedi. Koca Başbakanı aldık, asker tuvaletine götürdük.

Ben, rahmetlinin ceketini aldım. Havlu kağıtlarını hazırladım. Merhumun biraz kilosu vardı. Askeriyenin lavaboları yüksekti. Bacağını zor kaldırıyordu. Hasan müdür, Erbakan Hocanın koluna girdi, tam sağ ayağından abdest alırken, içeriye Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı girdi. İsmail Hakkı Karadayı, alaycı bir tavırla ve uygun olmayan bir görüntü ile "Hoca, abdest mi alıyorsun" dedi. Erbakan Hoca da ayağını indirdi ve "Evet, abdest alıyorum" dedi. Başbakan Erbakan'ın karşısında pisuara gülerek aşağılayıcı bir şekilde küçük abdestini yaptı. Çok çirkin bir görüntü yaşandı.

Ülkenin genelkurmay başkanının Başbakana yaptığı saygısızlığı asla unutmadım. Erbakan Hoca abdestini yeni baştan almaya başladı. Abdest tazeledi, Hoca ayakkabısının arkasına bastı. "Nerede namaz kılacağız" dedi. Bu ülkenin Başbakan'a askeriyede namaz kılacak yer arıyoruz. Bu duruma bakar mısınız? Bir Astsubay Erbakan Hocanın namaz talebini duyunca "Aman Çevik Bir görmesin" dedi. Astsubay, "Benim odamda seccade var. Orada gizlice kılabilirsiniz" dedi. Erbakan Hocayı namaz kılarken kimse görmesin diye adeta her şeyi yaptık. Erbakan Hoca, öğle ile ikindiyi cem etti.

Namazın ardından Hoca, ne çay içti ne de bir şey yedi. Derhal toplantıya girdi. 2 saat daha toplantı sürdü. Bağrışmalar yükseldi. En son Erbakan Hoca demiş ki; ülkenin gidişatının daha iyi olması için görevi Çiller'e devredeceğim. Çiller'e yetki devredilmesi kabul edilmedi. Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Devlet Bahçeli'ye devredildi. Bize toplantı esnasında Yunan Polisi gibi davranmaya başladılar. "Toplayın eşyanızı, burada kimse kalmayacak" dediler.

Erbakan Hoca, Başbakanlığı bırakmıştı. Onların gözünde muhalifti. Hocaya hemen eski bir Mercedes verdiler. Bize de bir tane koruma arabası verdiler. Kendimizi Balgat'a zor attık. Hoca verdikleri Mercedes'e binmedi. Milli Görüş'ten bir araba geldi ve ona bindi.

(Bunu anlatan Erbakan Hoca'nın yakın koruması İbrahim Avcıoğlu.)

 
Etiketler : ŞEREFSİZ - 28 - ŞUBAT - SÜRECİ -
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları