GENEL HABERLER

SAYIN CUMHURBAŞKANIM SİZE AÇIK MEKTUBUMDUR

19-08-2018
Tarih dersini çok severdim okul yıllarında. Hele İstanbul denilince tüylerim ürperir bu ulu şehrin geçmiş hikâyesini öğrenmek için gecemi gündüzüme katardım....Aah o eski İstanbul ah !.. Şimdi İstanbul’u sevmiyorum. Çünkü İstanbul yaşanmaz bir şehir haline geldi.

.

         Belki birazda kıskançlığımdan mıdır nedir?.. Ben bir Ankaralıyım, bir Anadolu sevdalısıyım ya.. Bunun etkisi de vardır hiç şüphesiz.

  Hele bir de İstanbul’u TC’nin Başkenti Ankara ile karşılaştırdığımızda menfi duygularım biraz daha artıyor.     

   Halbuki o İstanbul…

Peygamberimiz Hz. Muhammet Mustafa  (sas) in İstanbul’un fethiyle ilgili hadis-i şerifi vardır. İstanbul’un fethiyle ilgili hadis-i şerifin tam tercümesi şöyledir:      “ Kostantiniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.”

   Hadis-i şerifin söylenmiş olduğuna dair birkaç yorum:

    Peygamberimizin vefatından 1453 tarihine kadar olan 900 küsur yıllık zaman diliminde-dört halife devri de dahil olmak üzere- ve Bizans İmparatorluğunun en güçlü olduğu dönemlere rastlamasına rağmen, tarih kaynakları İstanbul’a 29 defa işgal girişiminde bulunulduğunu belirtmektedir. Bu işgal girişimlerinin büyük çoğunluğunun İslam devletleri tarafından gerçekleştirildiği bilgisi de düşünülmektedir.

Ayrıca İstanbul’a işgal girişimlerinde bulunan İslam devleti hükümdarlarının Peygamberimizin bu övgüsüne nail olmak için İstanbul’u kuşattıklarını ifade etmeleri tarih kaynaklarında geçen diğer bilgilerden biridir.

    İstanbul’un fethine dair hadis-i şerife destek olacak mahiyette çok enteresan bir bilgi daha vardır. Sebe Sûresi 15. Ayette geçen: “Beldetun Tayyibetün” ibaresi, ebced hesabına göre İstanbul’un fetih tarihi olan Hicri 857 yılını göstermektedir.

                             ***

    İşte böylesine medh-ü senalarla süslenen o İstanbul’u sevmemek mümkün mü?.

    Ama maalesef sevmiyorum son olup bitenlerden ötürüİstanbul’u.

Her şeyden önce eski dünya şehri İstanbul ile bu günkü İstanbul arasında çok büyük farklılıklar var. Üzülerek ifade edeyim ki;

  1. İstanbul beton yığınları ile çirkinleştirildi.
  2. Devasa binalar yapılarak İstanbul’un ….. bozuldu.

3- Nüfus kesafeti anormal bir şekilde arttı.

4- Trafik yoğunluğu insan yaşamını zorlaştırdı.

 İSTANBUL’U DAHA BAŞKA ŞEYLER İÇİN SEVMİYORUM

     Bunlar herkesçe bilinen şeyler. Ben başka, ama daha başka şeyler için de sevmiyorum İstanbul’u.

    Mesela yerin üstünden, yerin altından, denizin üstünden, denizin altından birbirini takip eden çılgın projeler hayata geçiriliyor.

    İstanbul’a yapılan o projelerin tek bir tanesi bile Başkentimiz Ankara’ya yapılmadı, Anadolu’ya yapılmadı.

   Dikkatinizi çekerim, Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara’da 26 yıldır resmi milli futbol müsabakası yapılmıyor… Bu bir örnek.

     Peki neden milli futbol müsabakası yapılmadı?.. Çünkü uluslararası futbol müsabakalarının oynanabileceği statülere uygun Ankara’nın stadı yok. (Stat yeni yapılacak ama ya geçen zaman ! )

    Oysa İstanbul’da FİFA VE UEF ‘nin standartlarına uygun tam 6 stat var. Bunların yapılmasına vesile olan ve katkı sağlayan da sayın Cumhurbaşkanımız sizsiniz.

   Mesela Başakşehir futbol takımının stadı var ama bazı maçlarda Başakşehirli 500-1000 kişiden fazla gelen olmuyor. Kasımpaşa da öyle. Taraftarı yok ama UEFA ve FİFA kurallarına uygun muhteşem statları var.

     Oysa Ankaragücü birinci lige yeni çıktı, binlerce seyircisi var, onlarca, yüzlerce Başakşehir veya Kasımpaşa takımı seyircilerini bir araya getirsen mevcut Ankaragücü taraftarı kadar yapmaz.

    Ayrıca İstanbul süper ligde 5 takımla temsil ediliyor, oysa geçen sezon Ankara’dan iki takım düştü Gençlerbirliği ve Osmanlıspor. Şimdi söyler misiniz İstanbul’u sevmemekte haksız mıyım?..

BAŞKA NEDENLER DE VAR TABİİ

 Benim İstanbul’u sevmemekteki nedenler bu kadar da değil. Sayın Cumhurbaşkanımız kafayı taktınız... “ illa da Kanal İstanbul’u yapacağım “ diyorsunuz.

   Kanal İstanbul’un yapılabilmesi için ne kadar milyon dolar lazım biliyor musunuz?..

    Söyler misiniz şimdi böyle bir yatırımın gereği var mı?.. Daha doğrusu zamanı mı?..

  Biz bu dolar denen baş derdi için ABD denen pis devlet ve Trump denen karakter yoksunu ABD Başkanı ile uğraşırken Kanal İstanbul’a bunca masraf yapmak israf değil mi?..

    Bu arada bir olumsuzluk daha var ki asap bozucu, bu olumsuzluk ne biliyor musunuz?...Kanal İstanbul yapılırken bir de kupon şehirler yapılacak olması… ÇILDIRMAK İŞTEN DEĞİL

    Çıldırmak işten değil !.. İstanbul’un beton binalarla perişan edildiği-yaşanmaz bir şehir haline geldiği yetmiyormuş gibi bir de iki şehir daha kurulacak olması bizi üzüyor bilinmiş ola.  

   Peki o zaman bu şehrin nüfusu ne kadar olacak?... Ben söyleyeyim; 25 milyondan daha fazla olur.

    Peki bu insanlar nereden gelecek?.. Pek tabii ki Anadolu’dan. Yani üreten insanlar gelecek İstanbul’un yükünü daha da artıracaklar.

                           ***    

  Sayın Cumhurbaşkanımız daha yeni yeni “ üretim “ demeye başladınız. oysa biz senelerdir zat-ı alilerinize mesaj gönderdik, yalvardık yakardık dinlemediniz ve şimdilerde zor duruma düştük. Rezil ABD’nin tehditleri karşısında zor günler geçirmekteysek bunun nedenlerinden birisi de yeter derecede üretim yapmamamızdan, aşırı israf ve masraftan kaynaklanıyor.

   SAYIN CUMHURBAŞKANIM LÜTFEN ŞU GERÇEĞİ GÖRÜN!

     Evet ısrarcı olmayın ve Türkiye’nin kader çizgisini etkileyen köylerimizin mahalle yapılmasına neden olan, köylülerimizin moralini bozan şu Büyükşehir Belediye Yasasını Allah rızası için değiştirin.

    Sayın Cumhurbaşkanım; Allah sizi inandırsın siz Anadolu’yu tanımıyorsunuz, Anadolu insanını tanımıyor, köylünün psikolojik yapısını bilmiyorsunuz.

    Siz İstanbul’da doğdunuz, aynı şehirde büyüdünüz, idârî ve siyâsi manadaki gelişmeleri o şehirde yaşadınız. Bu nedenle haklı olarak Türkiye’ye (Anadolu’ya )  İstanbul gözü ile bakıyorsunuz.  Mesela döl gütmediniz, koyun-keçi, erkeç-tekeyi ya gördünüz ya görmediniz.  Eşek bilseniz sıpayı yakından görmediniz, mandayı hiç bilmezsiniz, buzağıyı, danayı resimlerde görmüşsünüzdür. Sapı -samanlığı, sabanı, harmanı, yabayı, orağı, tırpanı, düveni, çayırı, çimeni, nereden bileceksiniz !.. Bu manada sizi suçluyor değilim sakın yanlış anlaşılmasın hayatın ve yaşamın gerçeği bu.

   BU PSİKOLOJİK BİR HADİSEDİR

    Zaman içerisinde (yani yaklaşık kırk-kırk beş yıl önce) köylülerin ellerinden alınan tarlaları, meraları vs köylünün şehre göç etmesini mecbur kıldı. Şimdi köyler mahsun köylüler rahatsız. Nedeni ise geçmişin hataları ve sizin hayata geçirdiğiniz  Büyükşehir Belediye Yasasının verdiği sıkıntılar.

   Köy demek hürriyet demektir bunu lütfen kabul buyurun.  Siz Büyükşehir Belediye Yasası ile  köyleri mahalle yaptınız. Şu an itibarı ile köylüler güya şehirli oldu. Eh ( Büyükşehrin mahallesi olunca öyle sayılırlar. )

  “  Nasıl olsa devlet arkamızda, emekli maaşımız da var ohh çalışmaya-üretmeye ne gerek var. ”demekte haksız sayılmazlar.

EMEKLİLERİMİZ KAHVEHANE KÖŞELERİNDE ÖMÜR TÜKETİYOR

   Yani psikolojik olarak kafaları karışık. Nice genç emeklilerimiz kahvehane köşelerinde ömür tüketiyorlar. Onların arasından genç emeklileri gelin köylerine gönderelim. Bunun ile ilgili olarak                  “ Şehirden Köye Dönüş “ projesi hazırladık. Şayet bu proje hayata geçirilirse bu genç emekliler kahve köşelerinden kurtulup köylerine gidecekler, az çok üretim için bir başlangıç yapacaklar ve zaman içinde kademe kademe üretim alanlarındaki verimlilikleri artacak, ondan sonra sapı, samanı, eti, sığırı, çekirdeği ve en azından tarım ürünlerini ithal etmeyeceğiz.

     ORMANLARI  KÖYLÜLERE VERELİM

  Köye dönen vatandaşın ev yapma sorunu var. Kendi arazisine ev yapmaya kalksa hemen belediyeler yakasına sarılıp yerine göre, projesine göre 15 bin, 25 bin 40 bin ve daha fazla para talep ediyor. Oysa bu Büyükşehir Belediye Yasası çıkmadan önce     ( devlet köye giden vatandaşın ev yapması halinde projesini ücretsiz veriyordu.)

   Ev yeri olmayan vatandaşa meralardan, ev yeri tahsis edilsin. Orman köylülerine orman arazileri verilsin. Hayvancılık yapmak isteyenler bu arazilerde (ormana zarar vermeden ) hayvanlarını otlatsınlar; hatta daha da ileri gidip Anayasada değişiklik yapıp  ormanlar şartlı olarak orman köylülerine verilsin.  

            SİZİN ARKANIZDAYIZ                                           

    Sayın Cumhurbaşkanımız; her şey gelir geçer gider. Biz zatı âlilerinizin ve hükümetimizin yanındayız-arkandayız. O ABD denen melun devlet ve put perest başkanları bize zarar veremez. Sıkıntıları şartsız, amasız, fakatsız göğüsleriz ve asla sizin mahcup duruma düşmenizi istemeyiz.

    Ancaaak bir-iki istirhamım var;

     *  İsraf ve masraftan kaçınınız.

      * İstanbul sevdasından vazgeçin ve  İstanbul ile birlikte Anadolu şehirlerine, Anadolu insanına da değer veriniz.

      * İkide bir hiç de gereği yokken şu CHP’ye laf atmaktan vazgeçin çünkü  zaten birbirlerine düşmüşler. Biliyorum politika yapıyorsunuz ama benim “ onlara laf atmayın-çatmayın “ demem de bir politikadır.

     * Bir de gereksiz yere yüksek sesle bağırarak konuşmayınız. Siz belki farkında değilsiniz ama , Türkiye’nin değil yalnız dünyanın en star hatibi sizsiniz.

    * Ağırlığınızı bozmayın ve mütevazi olmanın gerekliliğini unutmayınız. Daha da önemlisi, hoşgörülü olunuz.

    * Muhtarlarla yapılan toplantılar toplumda istifham yaratmaya başladı. Şimdiye kadar yaptınız tamam da artık bir son veriniz.

    * Sivil toplum kuruluşları ile arada bir 80-100 kişilik, veya daha az gruplar halinde görüşüp görüşlerini alınız. Onlardan Anadolu’yu öğrenin, sizleri sürekli mübarek oyları ile destekleyen o saf ve tertemiz insanların (gerçekleri söyleyenlerin) görüş ve düşüncelerine itibar ediniz.

    * Herkesin cumhurbaşkanı olunuz ve bu mesajı sık sık hafızalarda iz bırakacak şekilde seslendiriniz.

  * Unutmayınız ki, şu an itibarı ile ülkemizin düştüğü dar boğazdan kurtulabilmesi için size oy veren-vermeyen herkes yanınızda ve sizi destekliyor.

   * Biz sizden korkmayalım. Korktuğumuz için gerçekleri söyleyemeyen ve yazamayan insanlar olmayalım. Biraz hoşgörü lütfen. 

   Saygılarımla.

    Cenab-ı Hakk yardımcınız olsun.

Etiketler : SAYIN - CUMHURBAŞKANIM - SİZE - AÇIK - MEKTUBUMDUR - - - - -
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları