GENEL HABERLER

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI BENİ NASIL AFFETTİ
.

   Yenişafak Gazetesi’nde “ Kulis Arkası Notları “ başlığı altında TBMM’den kulis yazıları yazıyordum.  Her nasılsa Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk ile ilgili bir şeyler yazmışım. Avukatları beni mahkemeye vermişler. Yazının suç sayılmayacağını düşündüğüm için mahkemeye gitmediğim gibi cezanın paraya çevrileceğini düşünerek güya minnettar olmak istememiştim.

      Bir de baktım ki davayı kaybetmişim. Asiltürk’ün avukatı aradı. “ Mehmet Bey sayın Asiltürk hakkında yazdığınız yazı nedeniyle ceza aldınız. Mahkeme paraya çevirdi, lütfen gelin borcunuzu ödeyin ki icraî işlem yapmayalım.”

    İcra denilince hep korkmuşumdur. Çünkü bir süre adliye muhabirliği yapmış ve insafsızca yapılan icraî işlemler karşısında vatandaşların ne kadar mağdur olduklarına şahit olmuştum. Bu korkunun etkisi ile avukata rest çekemedim.  Ancak zaman istedim o da kabul etti.

    Fakat kafamda yatan şey bir fırsat yaratıp Oğuzhan Asiltürk ile görüşmekti.

  Nihayetinde bir gün sayın Asiltürk’ü kuliste bir grup milletvekili ile TBMM kulisinde sohbet ederken gördüm. Hemen yanlarına yaklaştım. Sohbet koyulaşmıştı . Ancak başlarına dikilip “ Sayın milletvekillerim, sohbetiniz derin ama benim de bir maruzatım var, iki dakikanızı alabilir miyim “ dedim ve hemen konuya girdim ve şöyle dedim:  

     Efendim benim sayın Oğuzhan Asiltürk’le bir sorunum var; halledilmeyecek bir şey değil ama bir mağduriyet var ortada. Belki ben haksızım ama beni mahkemeye vermesini de doğrusu şık bulmadım. Mahkeme sonuçlandı, hakim bana hapis cezası vermiş bilahare de paraya çevirmiş. Lütfen bana yardımcı olun da sayın bakanım alacağından vazgeçsin. “

     Hepsi güldüler. Aralarından birisi “ Ya bu nazik bir konu. Ortada nakit hale gelmiş bir meblağ var. Sayın bakan neden vazgeçsin ki… “ dedi.

     Tam da bu sırada Oğuzhan Asiltürk devreye girdi ve şunları söyledi: “ Be kardeşim sen bir yazı yazmışsın. Bana karşı bir haksızlık yapmışsın. Dünya malı dünyada kalır. Ben alacağımdan vazgeçiyorum, ancak sen de bundan sonra yazarken dikkatli ol ve bu benim hoşgörülü davranışım sana bir ders olsun.”

      Aman Allah’ım külünk gibi başıma inmişti o söylem.  Bir ara dona kaldım. İçimden şöyle bir his geçti: “ Keşke benden alacağını alsaydın-beni affetmeseydin de o balyozu başıma vurmasaydın”  diyecek oldum.  Ama ne çare…

     Değerli okurlarım; işte böylesine olumlu ve ılımlı siyaset yapıldığı günleri geride bıraktık.

    O zaman FETÖ korkusu yoktu. IŞİD korkusu yoktu. İnsanlar birbirini seviyordu.  Ayrıca hoşgörülü olabilmek bir maharetti.  Affetmek büyüklüktü.  

     İnanınız hukuk sistemi, demokrasi, millletvekili vatandaş ilişkileri fevkaladeydi.

    Peki şimdilerde ?...

  Söyler misiniz bana mübarek oylarınızla seçtiğiniz milletvekillerinin kaçını tanıyorsunuz; başınıza bir hal gelse kaçına ulaşabilirsiniz?..

   Kaç tanesi cenazenizde veya düğününüzde bulundu?..

    İşte fark burada… O günler siyasi mülahazalar bakımından bir başka özel ve güzeldi.

Ya şimdi ?..

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları