PEYGAMBERİMİZİN SOYUNDAN GELENLERİN TAKİBİ
.

PEYGAMBERİMİZ(SAV) EFENDİMİZİN SOYUNDAN GELENLERİN TAKİBİ

Ehli Beyt soyundan gelenler nasıl takip edilirlerdi?

Hangi işlerde çalışırlardı?

Nakîbü’leşrâf Müessesesi

Nakibüleşraf (Nakîbüleşrâf, Nakîbü'l-Eşrâf) İslam devletlerinde seyyidlerin ve şerîflerin doğum ve vefât kayıtlarını tutan ve işleriyle ilgilenen müessesenin idârecisi. 

Hazret-i Peygamber’in soyu, kızı Hazret-i Fâtıma’dan devam etmiştir. Hazret-i Fâtımâ ile Hz. Ali’nin evlâdından Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere “Seyyid”; Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere “Şerîf” denir. Bu sülâleden doğan çocuklar, iki şâhid ile hâkim huzurunda tescil edilmeye başlandı.  Evlâd-ı Resûl olan bu kıymetli insanlara hürmet gösterilirdi. 

Türk Devletlerinde (Selçuklularda, Osmanlılarda ve diğer devletlerde) :Gösterilen hürmetin yanında, onlara âit işleri görmek için vazîfeli memur tâyin edilmiştir. Nakîbüleşrâf adı verilen ve sâdâttan (Seyid ve Şerîflerden) seçilen bu memur, Peygamber efendimizin torunlarının işlerine bakar, neseplerini kayd ve zapteder, doğumlarını ve vefâtlarını deftere geçirir, onları âdî işlere ve şânlarına uygun olmayan sanatlara girmekten men ederdi. Fenâ hâllere düşmelerine mâni olur, haklarını korurdu. Fey ve ganîmetten onların hisselerini alıp aralarında dağıtırdı. Bu sülâleden olan kadınların küfvü, dengi olmayanlarla evlenmelerini men eylerdi. Nakîbüleşrâf bütün bu vazîfeleriyle, Peygamber efendimizin torunlarının umûmî bir vasîsi durumunda idi. 

 

PADİŞAHLAR, NAKİBÜLEŞRAF İÇİN AYAĞA KALKARDI

Osmanlı sultanları, Osmanlı topraklarına gelen seyyid ve şerîflere, başka memleketlerde misli görülmeyen bir sevgi ve saygı gösterirlerdi. Onların râhat ve huzur içinde yaşamaları için gereken her türlü hizmeti yaparlardı. Onları her çeşit vergiden muâf tutarak, bunları belgeleyen birer berât verirlerdi. 

Osmanlı Devletinde Nakîbüleşrâf olarak ilk tâyin edilen zât, Emîr Sultan’ın talebelerinden olan Seyyid Ali Natta bin Muhammed’dir. Seyyid Ali Natta, Yıldırım Bâyezîd Han zamânında, devlet dâhilindeki sâdâtın (seyyidlerin ve şerîflerin) Osmanlı Devletiyle münâsebetlerini temine başlamıştır. Tâyin berâtı ile birlikte bu zâta Bursa’daki İshâkiye Zâviyesi vakfının idâreciliği de verilmiş ve bu vazîfenin evlâtlarına intikâli şart olarak, berâtta belirtilmiştir. Seyyid Ali Natta’nın vefâtından sonra yerine Seyyid Zeynelâbidîn tâyin edildi. 

 Sultan İkinci Bâyezîd Han devrinde 1494 yılında yeniden ihdâs edildi. Nakîbüleşrâf ismi de bu târihte verildi. Bu teşkilâtın başına Seyyid Mahmûd tâyin edildi. Zamanla nakîbüleşrâflar yeni tahta çıkan pâdişâha kılıç kuşattılar. 

Nakîbüleşrâflık müessesesi ilmiye sınıfından sayılırlardı. Bu asırdan îtibâren seyyid ve şerîf olup da, İstanbul kâdısı veya kazasker olanlardan emekliye ayrılan zâtlar, nakîbüleşrâf tâyin edilmeye başlandı. Nakîbüleşrâflık vazîfesine yeni tâyin edilecek olan zât, Paşa Kapısına yâni Bâb-ı âlîye dâvet edilir, burada Sadrâzam tarafından ayakta karşılanır, kahve, gülsuyu ve buhûr ikrâm edildikten sonra, samur erkân kürkü giydirilerek, memuriyeti îlân edilir ve berâtı kendisine takdim edilirdi. 

Seyyid ve şerîfler ise, halk arasında belli olmaları ve gerekli hürmetin gösterilmesi için, kıyâfet olarak yeşil sarık sarar ve yeşil cübbe giyerlerdi. Osmanlılar seyyidlerin başlarına sardığı yeşil sarığa “emir sarığı” ismini vermişlerdir.

Nakîbüleşrâfların Taşrada da yine sâdâttan olmak üzere, nakîbüleşrâf kaymakamları, seyyid ve şerîflerin isimlerini ihtivâ eden defterler tutarlardı. Merkezde ve taşrada tutulan bu defterlere Secere-i Tayyibe defteri denilirdi. Buraya bütün seyyidlerin ve şerîflerin isimleri Peygamber efendimize kadar silsileleri, evlâdı, ahfâdı, ikâmetgâhları kaydedilirdi. 

İstanbul’da nakîbüleşrâftan sonra en yüksek rütbe alemdârlık idi. Vazîfeleri, sefere çıkılacağı zaman, pâdişâh tarafından nakîbüleşrâfa teslim edilen sancak-ı şerîfin taşınması idi. Pâdişâh sefere gittiğine, nakîb efendi, berâberinde seyyid ve şerîfleri de götürürdü. Sefer sırasında nakîbüleşrâf Sancak-ı şerîfin dibinde yürürdü. Savaş sırasında seyyid ve şerîfler Sancak-ı şerîf altında tekbîr ve salevât-ı şerîfe getirirlerdi. 

 

  Nakib Efendi

Aralarına yabancıların karışmaması ve bu sülâleye mensup bir kimse seyahat ederse kendisine lâyık gelen muamelenin eksik edilmemesi için, Yıldırım Sultan Bayezid tarafından nâzır adıyla bir memuriyet ihdas olundu. Bu işe, Emir Sultan ile Anadolu’ya gelen Bağdadlı Seyyid Ali Nattâ’ getirildi. Sultan II. Bayezid zamanında, padişahın hocası Kırımlı Molla Abdullah’ın talebelerinden olup Mısır’dan İstanbul’a gelen Seyyid Mahmud 1494’de bu makama tayin edildi. 

Padişah tahta çıktığında ilk olarak teberrüken (bereketli görüldüğü için) nakibüleşraf biat eder; bazılarına kılıç kuşatır. Umumiyetle merasimlerde duayı da nakibüleşraf yapar. Sefer-i hümayuna çıkıldığı zaman, nâkibüleşraf da iştirak eder.

Ve Sancak-ı Şerîf kendisine emanet edilir. Sultan II. Abdülhamid, nakibüleşraflara Yıldız Sarayı civarında bir konak tahsis etmişti. Nakîbüleşraf, devlet ricâlinden olmadığı halde, her merasimde en önde yer alır; protokolde itibar görür; bayramlaşma ve sair merasimlerde padişah kendisine ayağa kalkar. 

Nakibüleşraf defterlerine, sâdât defteriyahud nakîb cerîdesi veya sülâle-i tâhire defteri ya da şecere-i tayyibe defteri denilir. Şecere-i Tayyibe, “Hoş Ağaç” demek olup, Hazret-i Peygamber evlâdını ifade eder. Hüccetini (halk tabiriyle şecere) kaybedenler, nakibüleşraf veya kaymakamına müracaatla, iki şâhid koşup seyyidliğini isbat ederek, hüccetin yenilenmesini isteyebilir. Bu defterlerden 70 küsuru bugüne gelmiştir.  

Siyâdet Hücceti

Cumhuriyet’ten sonra  nakibüleşraflık tarihe karıştı. Türkiye ve sair Müslüman memleketlerde bazı büyük ve köklü sâdât aileleri bu işi kendileri üstlenip, yaşlı ve itibarlı bir mensuplarını vazifelendirmek yolunu seçti.

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • 589393 tarafından 2017-09-08 15:53:33 tarihinde yazıldı.
    generic cialis fast shipping buy cialis online cialis 2.5 forum where to buy cialis in usa

  • Ebru SEVER tarafından 2017-03-23 23:28:41 tarihinde yazıldı.
    Merhabalar Nakibül Eşraf Defterleri Osmanlı Meşihat Arşivi Süleymanıye'de bulunmaktadır. 44 adet defter var. Sizin yazınızda '70 tanesi günümüze kadar gelmiştir 'deniyor.26 defter nerede olabilir.Bir bilginiz var mı? Bilgilendirmenizi rica ederim. Saygılarımla...

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları