GENEL HABERLER

NAZIM ERCAN GERÇEĞİ

28-05-2019
Her ramazanın kendine göre özellik ve güzellikleri vardır. Aslında ramazanları güzelleştiren iftar ve sahurlardır.

.

                Hele bir de iftar sofraları misafirlerle paylaşılırsa daha da bir başka boyut kazanır. Bu sene ramazan iftarları geçen senelere oranla biraz hareketsiz geçti.  Özellikle belediyeler bir hayli cimri davrandılar. Devlet kademesi, özel şirketler, iş adamları ve hatta sivil toplum kuruluşlarının büyük bir bölümü iftar vermekte tereddüt ettiler. Hatta hali vakti yerinde olanlar bile çekingen bir tavır sergilediler. Tabii bunda ekonomik sıkıntıların tesiri olduğu yorumunu getirirsek yerinde olur.            

· Fakat gelenek ve görenek haline getiren kişi , kurum ve kuruluşlar vardır ki onlar için iftar yemeği düzenlemek, eşi-dostu ile iftar yemeği vesilesi ile bir araya gelip hasret gidermek bir özlemin telafisidir. Hele bir de asil bir ailenin ferdi, asalet sahibi bir insansa, dost, arkadaş, meslektaşları ve özel misafirleri ile aynı mekanda, aynı sofrada  iftar açmak onun için ayrı bir heyecan, apayrı bir mutluluktur. Mesela Nazım Ercan iyi bir vefa adamıdır. Yapılan iyilikleri asla unutmaz. Yola çıktığı arkadaşlarını yolda bırakmaz. Örneğin Mehmet Poyraz, Atıf Bülbül gibi daha birçok arkadaşı  ile samimi ilişkileri devam etmektedir. Senelerdir birlikte oldukları ve birlikte çalıştıkları arkadaşları ile bu gün de yine aynı derecede ahbaplıkları devam etmektedir.

    Söz konusu Nazım Ercan  ve hatta ' Ercan ailesi ' olunca daha ayrı bir boyutta değerlendirmek lazım. Öyle ki Ercan ailesinin tarihsel bir boyutu vardır. Nazım Ercan'ın dedesinin babası Hacı Hasan Efendi tarih yazmış, hükümete şekil vermiş bir insan.

            Kızılcahamam eskiden köy veya gayri resmi bir yerleşim alanı olduğu yıllarda Yabanabad olarak bilinen ilçe merkezi hali hazırda Pazar köyündeydi. Bu yerleşim alanı yani Pazar, Kazan'a daha yakın olmasına rağmen Kızılcahamam'ın özellikle Kuzey batı köylerine uzun mesafedeydi. Daha ziyade dağlık bölgelerde yer alan köylerden devletle olan hizmetleri alabilmek için saatlerce yol kat etmeleri gerekiyordu.

    Bu durumdan yöre insanı fevkalade rahatsızdı. Gelip gitmekte sıkıntı çekiyorlardı. Bazıları bu olumsuzluklara ses çıkaramazken Kızılcahamam'ın en son dağlık köylerinden birisinde ( Çatak köyünde ) hayatını idame ettiren Hacı Hasan Efendi ilçeyi Pazar'dan Kızılcahamam'a getirilmesi için büyük bir mücadelenin içine girmiş ve zorlu bir uğraşıdan sonra muradına ermiştir. Artık ilçe coğrafi olarak köylerin ortasında yer alan ve ulaşımı daha kolay olan Kızılcahamam'a taşınmıştır. Merhum Hacı Hasan Efendi'nin bu unutulmaz mücadelesini kazanmış olması yörede büyük mutlulukla karşılanırken bu zat tarihe malolmuştur.

    Sayın Nazım Ercan işte böyle asil bir soyun torunudur.

    Berçin Çatak köyü aslında her bakımdan bir tarihtir, bir kültürdür. Yerleşim alanı, dağları, havası, suyu, oksijeni ile önemli bir yaşam tarzı sunuyordu insanlığa. Köyde görkemli evler vardı ama en ihtişamlı ev de ( 4 kat ) rahmetli Hacı Hasan Efendi'nin evidir. Delikanlıları, kızları-kızanları, çobanları, evleri-barkları, yaylaları, tarlaları, harmanları, samanlıkları, ahırları, avluları, dağları, taşları,  sürüleri, koyunları-kuzuları, erkeçleri-tekeleri, kuzuları-oğlakları, inekleri, buzağıları, kömüşleri, öküzleri, atları, köpekleri çok müstesna idi. Daha doğrusu o zamanlar köy bir başka özellik ve güzelliklerle bezeli idi.        

      Düğünler olurdu günlerce hatıralarda iz bırakan… Kına geceleri olurdu kadınlar-kızlar arasında, delikanlılar sinsin oynardı. Kına gecelerinde genç kızlar sabah ezanı okununcaya kadar eğlenirler sürmelim türküsü ile analar-gelinler ağlatılır, sabah ezanı ile birlikte “ Sabah oldu sabah oldu “ türküsü ile yer gök inletilirdi. Güreş tutardı pehlivanlar. Ata sporumuz güreş o diyarda bir başka önem ihtiva ederdi. Her düğünde mutla güreş organizasyonu yapılırdı. Güreşi duyan çevre köylerin delikanlılarından pırpırını kapan, kıspetini alan güreş meydanına gelir müsabakalara katılırdı.

   Gün sonuna doğru eğlenceler-müsabakalar itmiş sıra gelmiştir gelin almaya. Süvariler-delikanlılar atlarına biner gelin alınacak eve kadar silahları atarak yere göğü inletirler, peşrev çekerlerdi. 

   Bütün bu şenlikler yapılırken bir hoşgörü ortamı vardı. Herkes birbirini sever ve sayardı. Büyükler, küçükler saygı ve sevgi unsuru daima ön plandaydı. Bütün bu yaşananlar insanın gönlünde iz bırakır, hatıra olarak yıllarca hatırlanırdı.

·              İşte böyle bir yörenin evladı, asil bir ailenin çocuğuydu Nazım Ercan. Bir zaman geldi ki o köylerin arazileri devlet tarafından ellerinden alındı. Ekip biçmelerinin ötesinde hayvanlarını otlatacak meraları kalmadı. Yaylalara gidilmez oldu. Nihayetinde köyden şehre göç kaçınılmaz olmuştu ki Nazım Ercan da mecburen köyünü bırakıp Ankara'ya geldi.

Uzun bir hayat mücadelesi geçirdi. Keresteciliğe başladı. Ankara'nın Sitelerinde var olan meslektaşlarına önderlik yaptı. Birlik-beraberliğin sağlanması yolunda önemli gayretleri oldu. Bir başka deyimle Siteleri Siteler yapan o oldu.    Bu arada Keresteciler Derneğini kurdu. Siteler'de hayır hasenat, iyilik  denince akla o gelirdi ki bu dernek faaliyetlerine hali hazırda devam ediyor. Her ramazanda olduğu gibi bu ramazanda da verilen iftar yemeği bu dernek adına verilmiştir.

Bilahare İstanbul yolu üzerinde ( Aydın yakınlarında ) Keresteciler Sanayi Sitesini kurdu. Bu çalışması ile yüzlerce meslektaşına, sanayiciye ve esnaf sanatkara rızık kapısını açtı. Sanayi sitesinin en münasip yerine bir cami yaptırdı ki ihtişamı gönülleri ferahlatacak niteliğe haizdir. Nazım Ercan, oğlu Mehmet Ercan,  Atıf Bülbül, Mehmet Poyraz ve diğer yönetim kurulu arkadaşlarının gayretleri ile ibadete açılan ve yıllardır Müslümanlara hizmet veren bu külliye görülmeye değer bir eserdir.

    Sosyal aktivitelerinin yanında siyasi manada gösterdiği performansla kamuoyunun dikkatini çekti. Siyaset sahnesinin önde gelen isimleri ile sıkı işbirliği içindeydi. Özellikle rahmetli Demirel'le yakın ilişkileri vardı. Ankara il genel meclisinde görev yaptığı günlerde Ankara-Kızılcahamam ve köylerine büyük hizmetleri oldu.

     Netice olarak Nazım Ercan denilince akla hizmet, iyilik, hayır-hasenat, mağdurlara, ihtiyacı olanlara yardım, memleket millet için topluma faydalı olanlara, verdiği destek gelir akla. 

    Nazım Ercan ve Keresteciler Derneği Yönetim Kurulu üyelerinin, Keresteciler Odası Başkanı sayın Mehmet Ercan'ın yaptıkları iyiliklerin hasenatların yerini bulması ve verdikleri iftarın keresteciler camiasına-Siteler esnaf ve sanatkarlarına hayırlı olmasını temenni ediyor, başarı dileklerimizi sunuyoruz.

   Nazım Ercan’ın iftar yemeğine katılanlar arasında Emekli Vali Ali Güngör, Gazeteci-Yazar (Ankara Meclisi Derneği Başkanı ) Mehmet Akyol, Ankara ve Civarı Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Alaatdin Süer, Proje uzmanı Şakir Meraki, İş adamı Muammer Durucan gibi çok sayıda dost, ahbap ve meslektaşı vardı.

 

Etiketler : NAZIM - ERCAN - GERÇEĞİ -
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları