MUHALEFET GÖREVİNİ YAPAMIYOR, O NEDENLE CEMAATLER DEVREYE GİRİYOR
.
MUHALEFET GÖREVİNİ YAPAMADIĞI İÇİN BİR CEMAAT MUHALEFETE SOYUNDU
 
     
 

        Ben bir bilim adamı olarak bu sözlere baktığım zaman şunu görüyorum; bu yedi ülkeyi yıkacaklar ama ismini vermeden üç ülkenin de bu yıkım operasyonunda kullanılmaya çalışılacağı ortaya çıkıyor” dedi. Çeçen şunları söyledi:
“ Yeni bir operasyonla karşı karşıyayız. Operasyonlar devam ediyor ve nereye kadar gideceği de belli değil. Burası sadece Türkiye değil, üç kıtanın ortası merkezi bir bölge. Bir tarafta Avrupa, bir tarafta Amerika derken şimdi Asya güçlerinin de merkeze girmeye başladığını görüyoruz. Parti sayısı 100’ü buldu. Böyle bir süreç içerisinde, bu coğrafyada yeni yapılanma süreci içerisinde çekişme giderek büyüyor. Soğuk savaş döneminde daha sakin daha yumuşak daha geleceğe dönük siyasi gelişmeler vardı. Ama soğuk savaş sonrasında büyük devletlerin ayakta kalması nedeniyle rekabet merkeze yansıdı. Bunun en büyük sıkıntısını biz çekiyoruz. Eski Osmanlı ülkelerini hepsi çökertilme noktasına geldi. İç savaş dışarıdan destekleniyor.
Amerika’nın eski genel kurmay başkanı Wesley Clark önümüzdeki 5 yıl içinde 7 devleti yıkacağız diyor ve saydığı devletler hepsi eski Osmanlı ülkeleri. Bugün süreç Irak’ta başladı Suriye’de ve Libya’da devam ediyor. Wesley Clark “Irak, Suriye ve Libya’dan sonra Lübnan’ı da yıkacağız, Sudan’ı parçaladık, Somali gündemde, esas hedefimiz İran” diyor. Bir genel kurmay başkanı bunu açıkça söylüyor. Bu 7 devlet eski Osmanlı bölgesi, İran’ı sayarsanız Selçuklu bölgesi. Bu coğrafyada da Türkiye var, Mısır var ve Suudi Arabistan var. Üç ülkeyi söylemiyor. Ben bir bilim adamı olarak bu sözlere baktığım zaman şunu görüyorum; bu yedi ülkeyi yıkacaklar ama ismini vermeden üç ülkenin de bu yıkım operasyonunda kullanılmaya çalışılacağı ortaya çıkıyor. Yani önümüzdeki dönemde ülkemizde maalesef barış sinyalleri görünmüyor. Bu çerçevede Türkiye’nin bazen doğuya bazen batıya bazen kuzeye bazen güneye yönelik bir bağımsızlık arayışı var. Bunu son dönemde hükümette görüyoruz. Bazen Çin’e bazen İran’a bazen Rusya’ya yaklaşıyorlar. Ama Türkiye’de biliyorsunuz iktidarların başına çeşitli olaylar geliyor Rusya’ya yakınlaştığımız zaman. Rahmetli Menderes’in Rusya’ya gitmeden 15 gün önce bir darbeyle karşı karşıya kalması bunun açık bir örneğidir. Bugün de bu çekişme çok yoğun.
Geçen hafta içerisinde bir Amerikan Başkan Yardımcısı geldi, arkadan Papa geldi, arkadan Putin geldi. Bunlar tesadüf değil. Put n geldikten sonra Amerikan Temsilciler Birliği’nden bir karar çıktı. Çok hızlı gelişmeler var. Birbirlerini deşifre ediyorlar, birbirlerinin politikalarını da hızlı bir şekilde çürütmeye çalışıyorlar. Tabi bunları izlerken başımız dönüyor. Ama bunları izlersek bu coğrafyada, dünyanın merkezi coğrafyasında, devlet olarak, ülke olarak, millet olarak ayakta kalma şansımızı koruyabileceğiz. Bu kadar olaya yaşadık, bakın Ortadoğu’da 10 yıldan fazla zamandır savaş var ama Türkiye hala ayakta. Şimdi zorlanıyoruz. Çözüm, açılım adı altında Türkiye’yi dağıtma operasyonları yapılıyor. Biz Irak’a girmiyoruz Iraklıları bize sokuyorlar, Suriye’ye girmiyoruz 2 milyon Suriyeliyi Türkiye’ye getiriyorlar, Avrupa’ya alacağız diyorlar ama almıyorlar, Avrupa içimize giriyor. Bunların hepsi çelişkiler. Uluslararası konjonktürün bu bölgeye yansıyan boyutları. Şimdi toparlanmamız gerekiyor ama bu toparlanma noktasında alt kimliklerin hortlatıldığını, etnik çatışmaların tırmandırılmaya çalışıldığını, cemaatlerin ön plana çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlar Türkiye’de demokrasinin, siyasi rejimin daha tam olarak yerine oturamadığını gösteriyor.
Öbür tarafta mecliste muhalefet partileri var. Muhalefet yapmıyorlar ama bir cemaat muhalefete soyunuyor. Bende bir bilim adamı olarak burada bir siyasi boşluk olduğunu görüyorum. Esas muhalefet işi siyasi partilerindir. Anayasa ve yasalarımıza göre esas muhalefeti partilerin yapması gerekir. Ama muhalefet de her şeye karşı çıkmak değildir; bir alternatif ortaya koymaktır, Türkiye’nin geleceği için bir milli program ortaya koymaktır, bölgenin geleceği için bölgesel bir plan ortaya koymaktır, bu coğrafyanın geleceği için uluslararası konjonktüre uygun bir stratejiyi devlet merkezine uygulamaktır. Ama Atatürk’ün kurduğu, Kuvay-ı Milliye’den gelen devlet yapımızda yola devam etmek konusunda zorlanıyoruz. Çünkü bakıyoruz devletin içinden paralel devletler çıkıyor. Bazı kamu kurumları o paralel devlet oluşumları çerçevesinde yönlendiriliyor. Burada da bir terslik ve çelişki var. Bir devlette paralel devlet olmaz. Bir demokraside de muhalefeti, muhalefet partileri yapar. Bugün Türk siyasetinde ben çok büyük boşluk görüyorum. Mecliste muhalefet partileri var ama muhalefet yapmıyorlar. Kendi misyonlarının dışında hareket ediyorlar. Ben Türkiye’de önümüzdeki dönemde değişen dünya koşullarını dikkate alarak, uluslararası konjonktürü dikkate alarak çok ciddi boyutlarda etkili bir plan ve program izlenmesi kanaatindeyim.
Küreselleşme süreci içerisinde bütün devletler dağılıyor. Başkentlerin elinden yetkileri alıyorlar. Ekonomiyi devletin kontrolünden alıyorlar. Türkiye’nin yavaş yavaş 25 eyalete bölüneceği söylenmeye başlandı. Türkiye’nin gelecekte bir federasyonun içerisinde yer alacağı söylenmeye başlandı. bu çerçevede baktığımız zaman bizim ülkemizi bize bırakmıyorlar. Türk halkının kendi ülkesini, kendi devletini yönetmesine izin vermiyorlar. Anayasadan ve yasalardan Türk kelimesini kaldırdığımız zaman, millet kavramı ortadan kalkacağı için çok ciddi bir siyasi boşluk doğacaktır. Eğer milli egemenlikten vazgeçersek onun yerini sermaye egemenliği alacaktır. Bunları gördüğümüz zaman Kuvay-ı Milliye’den gelen çizgimizi, devlet modelimizi korumamız lazım. Bu siyasi boşluğun bir milli programla doldurulması gerektiğini, bir bölgesel planla küresel planlara karşı mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bu doğrultuda da bir stratejini geliştirilmesi artık zorunludur. “

 

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları