GENEL HABERLER

JANDARMA MİLLETİN GÜVENCESİDİR
.

 

                     Türkiye , çok hızlı bir süreç içerisinde  bölgesel savaşa doğru sürüklenirken  , güvenlik güçlerini kendi varlığını muhafaza edebilme doğrultusunda  daha da kuvvetlendirmesi gerekirken , bunun tamamen tersi bir çizgide hareket ederek güvenlik güçlerini sınırlandırmaya doğru  gitmekte ve bu doğrultuda batılı müttefikleri tarafından da  ileri demokrasi adına  yönlendirilmektedir . Soğuk savaş döneminden kalma bir statü içerisinde  batı blokunun güvenlik  sistemine dahil olan  Türkiye Cumhuriyeti  ,batı emperyalizminin  dünyanın merkezi bölgesine doğru düzenlediği bir  saldırı ve işgal girişimleri aşamasında  batı bloku ile bölge  ülkeleri arasında sıkışıp kalmakta ve bir bölge ülkesi olarak da komşularına yöneltilen  her türlü saldırı ve işgal girişiminden fazlasıyla zararlı çıkmaktadır . Çok yönlü jeopolitik konumunun getirmiş olduğu çelişkili statü yüzünden Türkiye giderek zorlanmakta ve bir Avrupa ülkesi olarak demokrasi ile yargılanırken , bir  Orta Doğu ülkesi olarak da  savaş ile burun buruna gelmektedir . Yüzünü  batıya dönmüş olan Türkiye  Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin gelmiş olduğu demokratik gelişim düzeyi ile yargılanırken ,aynı  Türkiye arkasına bakıp Orta Doğu gerçeği ile karşı karşıya kaldığı bir aşamada ,savaş koşulları ile boğuşmaya doğru yönlendirildiğini görmektedir . Hiçbir biçimde tek yanlı olarak ele alınamayacak bir konuma sahip olan Türkiye gerçeğini  ele alıp değerlendirirken , olumlu ve olumsuz koşulların birlikte dikkate alınması gerekmektedir .

              Üç kıta ortasında yer alan Türk devleti  sahip olduğu toprakları ile dünyanın merkezi ülkesi konumundadır .Türkiye bu konumundan yararlanarak sahip olduğu etkinlik alanlarında daha  etkili bir politika uygulaması gerekirken , halen yer küre üzerinde var olan büyük devletlerin ve emperyal güçlerin çekişme alanına yönelik hegemonya girişimleri yüzünden , bir çok yönden fazlasıyla tehditler ile karşı karşıya bulunmaktadır . Küresel hegemonya kavgası her geçen gün daha da tırmandırılırken , Orta Doğu coğrafyası  her bölgesi ile savaş alanına dönüşmekte ,  İsrail’in kurulmasıyla birlikte başlayan savaş süreci sonsuza doğru sürüp giderken , bölge devletleri çökertilmeye ve dağıtılmaya çalışılmakta ve bu coğrafyanın merkezinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti de bu olumsuz gelişmeden payına düşeni almaktadır . Merkezi alanda yedi asır imparatorluk yöneten Osmanlılar’ın her aşamada fazlasıyla savaşmasından ders çıkaran  Türk devleti , cumhuriyet rejimini ilan ettikten sonra  bölgede barış ve güvenliğin koruyucusu konumuna girmiş  ve ikinci dünya savaşına girmeyerek  Orta Doğu alanının yeniden savaşa sürüklenmesini önlemeye çalışmıştır . Böylesine bir süreç içerisinde  . Türk devleti  ulusal  kurtuluş savaşı sonrasında güçlü bir ordu kurarak , hem Sovyetler Birliğinin sıcak denizlere inmesini önleyecek biçimde bir tampon devlet misyonunu üstlenmiş , hem de merkezi bir devlet olarak  üç kıta arasındaki geçiş alanlarında güvenliğin istikrarlı bir biçimde temin edilmesini sağlamıştır . Böylesine tehlike ve sorunlar ile dolu bulunan bu coğrafya da  ,Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir silahlı kuvvetler kurarak var olabilmiş ve varlığını geleceğe yönelik bir biçimde güvenlik  altına alabilmiştir . Kritik bölgelerde devlet olabilmenin esasının güçlü bir orduya sahip olmaktan geçtiğini iyi bilen Türkler, bu nedenle  silahlı kuvvetlerine önem vermişler ve  Türk milletinin büyük desteği ile her zaman güçlü bir askeri yapıyı  ellerinde tutmuşlardır . Türk silahlı kuvvetleri  ,ulusal kurtuluş savaşından gelen  önemli  deneyim  ve  Türk tarihinde yer alan eski imparatorluklardan gelen  askeri birikim ile ,Türkiye Cumhuriyeti yoluna devam ederken dünyanın en büyük on ordusu içinde haklı bir konuma ve prestije sahip olmuştur . Dünyanın sayılı orduları içinde yer alabilen böylesine büyük bir askeri güç merkezi coğrafyanın geleceğinde her zaman için  bir denge  unsuru olmuştur .

              Bütün ülkelerde olduğu gibi Türk silahlı kuvvetleri kara,deniz ve hava ordularından  oluşan bir üçlü yapıda örgütlenmiş ama  bir dördüncü güç olarak da jandarma ordusunu ihmal etmemiştir . Bütün Akdeniz ülkeleri ve önemli devletler de var olan jandarma örgütlenmesi , Türk silahlı kuvvetlerinin  kırsal alan ve dağlık bölgelerde yetkili  kolu olarak her dönemde  başarılı  işler yapmış ve kentsel alanlar dışında kalan bu bölgelerde devlet ve kamu güvenliğinin gerçekleştirilmesinde önde gelen bir yere sahip olmuştur . Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli ,yasaların  ve devletin aldığı kararlar ile hükümetin verdiği emirlerin uygulanmasını sağlayan  silahlı bir askeri güç olan jandarma Türk Silahlı Kuvvetlerinin dördüncü ana ordusu olarak ,şimdiye kadar  yurt savunmasında önemli görevleri yerine getirmiştir . Batının önde gelen ülkeleri ile birlikte Akdeniz kıyısında yer alan çeşitli ülkelerde etkin bir biçimde güvenlik görevleri yapan jandarma yapılanması Türkiye’de ilk kez Tanzimat döneminde gündeme getirilmiş ve Tanzimat Fermanında yer aldığı biçimi ile Umumi Zaptiye Teşkilatı o dönemin koşullarında kurulmuştur . Islahat döneminde ise  Asakiri Zaptiye  Nizamnamesi ile hukuksal bir yapı kazandırılan   Zaptiye örgütlenmesi  ,daha sonra  Jandarma Dairesine dönüştürülerek  Osmanlı toprakları üzerinde daha etkili bir güvenlik yapılanmasına yönelinmiştir . İkinci Meşrutiyet  döneminde Selanik’te bir  Jandarma Subay Okulu açılarak  Osmanlı ordusunun etkinliği artırılmak istenmiştir . Okuldan yetişen subaylardan yararlanılarak daha sonraki aşamada  Harbiye  Nezaretine bağlı olarak ayrı bir Jandarma Komutanlığı kurulmuştur . Birinci Dünya savaşı öncesinde Balkanlar’da ,  ulusal kurtuluş savaşı sırasında da Anadolu topraklarında meydana gelen isyanlara karşı ,Osmanlı Harbiyesine bağlı jandarma genel komutanlığı vatan savunmasında çok önemli görevleri yerine getirmiştir .

              Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine geçilirken  jandarma  kuvvetleri  ulusal kurtuluş savaşının kazanılmasında çok büyük katkılar sağlamıştır . Sevr Antlaşmasına dayanarak ülkenin her bölgesini işgal eden batılı emperyal ülkelerin askeri birliklerine karşı jandarma kuvvetleri büyük bir direnişi örgütlemiş ve ülkenin dağlık bölgelerinde işgalcilerin önünü kesen  savaş hatları oluşturmuş ve  ülkenin çeşitli bölgelerinde çıkan ayrılıkçı isyanların bastırılmasında da  çok etkili olmuştur . Çökmüş bir imparatorluğun kalıntılarından çağdaş bir ulus devlet ve cumhuriyet  rejiminin kurulmasını sağlayan ulusal kurtuluş savaşının zafer ile sonuçlanmasında ,jandarma gücünün önde gelen bir payı olmuştur . Ülke savunmasında  genel kurmaya bağlı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri ile önemli askeri görevleri yerine getiren jandarma örgütü aynı zamanda  içişleri bakanlığı ile de illişkilendirilerek  devletin diğer emniyet ve asayiş işlerinin yürütülmesinde  cumhuriyet rejimine önemli ölçüde katkılar sağlamıştır . Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olan Jandarma Genel Komutanlığı  savaş dönemlerinde olduğu kadar barış dönemlerinde de  ülkede var olan kamu düzeninin hem korunmasında, hem de istikrarlı bir biçimde sürdürülmesinde her zaman için önemli katkılar  sağlamıştır . Kentsel yaşamın sürdürüldüğü şehirlerdeki polisin görev alanı dışında kalan yerlerde ,il ve ilçe belediyelerinin sınırları dışında kalan  kırsal ve dağlık bölgelerde  jandarma devlet güvenliğinin sağlayıcısı olarak kamusal alanda olması gereken güvenlik düzeninin bir anlamda teminatı  haline gelmiştir . Türkiye’deki jandarma örgütünün yasal statüsü ve  devlet düzeni içerisindeki görevleri ayrı bir görev ve yetki kanunu ile belirlenerek,  dört çeşit görevle yükümlü kılınmıştır . Askeri,mülki,adli ve diğer olmak üzere dört ana alanda  Türk hukuku açısından görevli kılınan jandarma genel komutanlığı  hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin diğer orduları ile hem de bütün kamu kurumları ile işbirliği içerisinde Türkiye Cumhuriyetinin bugünlere kadar gelmesine yardımcı olmuştur . Türkiye’nin ulusal güvenlik sistemi içinde bu yüzden jandarma örgütünün hatırı sayılır bir yeri  bulunmakta  , Türk insanının en yalnız kaldığı  kırsal ya da dağlık alanda jandarma örgütü  Hızır servis gibi imdada yetişmektedir . Bu yüzdendağda bayırda jandarma güvenliğin güvencesi olmuştur .

              Soğuk savaşın gergin yıllarında  ,batılı emperyal devletler tarafından  örgütlenen bütün anarşi ve terör olaylarının önlenmesinde jandarma örgütü  çok etkili bir vatan savunması yaparak anarşi ve teröre Türk devletinin teslim olmasını önlemiştir . İki kutuplu dünyada , batı hegemonyasının  tüm  merkezi alana yayılmak istenmesine karşı sosyalist blokun tepkisi gündeme gelince , terör olayları kendiliğinden artarak tırmanışa geçmiş ama Jandarma Genel Komutanlığının  Türk Genel Kurmayı ile birlikte yürüttüğü mücadeleler  sonucunda  terör önlenerek , Türk devletinin bugünlere gelmesi sağlanmıştır . Ne var ki ,küreselleşme dönemine geçilirken yeni bir tür terör süreci batının önde gelen emperyal devletlerinin gizli servisleri aracılığı ile dünya ülkelerine yayılmaya çalışılmış ve kapitalist sistemin küresel hegemonya oluşturabilmesi için, etnik ve dinsel çatışmalar çeşitli ülkelerde yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır . Bu doğrultuda , Sovyetler Birliği daha dağılmadan  etnik bölücü terör Orta Doğu ülkelerinde tırmandırılırken , Türkiye Cumhuriyeti de  çeyrek yüzyılı aşkın bir zaman dilimi içerisinde otuz binden fazla insanını yitirmiştir . Ülkenin doğu ve güneydoğu vilayetlerinde  başka etnik devletler oluşturmak isteyen isyan hareketlerini  ,Türk devleti kendisine bağlı jandarma birlikleri ile bastırmış ve bu gibi kalkışmaların büyük terör rüzgarları estirerek kentleri yaşanmaz bir duruma çevirmesini gene  Türkiye’nin jandarma güçleri önlemiştir . Yirminci yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla geçerken ,  etnik bölücü terör üzerinden ulus devletler tasfiye edilmek istenmiş ve bu gibi tehditlere maruz kalan diğer ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de jandarma örgütü devreye girerek bu gibi bölücü etnik terör olaylarının önünü kesmiştir . Ordular savaş halinde  savaşırken ,jandarma örgütleri  hem  etnik çatışmaları hem de iç savaş senaryoları ile ulus devletleri dağıtma operasyonlarını önleyerek , devletlerin kamu güvenliğinin başlıca teminatı olmuştur .

              Batının gelişmiş ülkelerinde ilk kez Fransa’da ortaya çıkan jandarma örgütü , Fransız devrimine giden yolda toplumsal isyanların ve karışıklıkların önlenmesi doğrultusunda gündeme gelmiştir . Fransız devriminin yansımaları Avrupa ülkelerinde yaygınlık kazandıkça , Fransa’dan sonra diğer Avrupa devletlerinde de benzeri güvenlik örgütlenmeleri , kırsal alanın düzene kavuşturulması doğrultusunda  ortaya çıkmıştır . Askeri statülü bir kolluk kuvveti olarak jandarma son derece aktif ve hareket yeteneği yüksek düzeylerde örgütlenerek . ülkelerin acil düzen gereksinimlerinin oluşturulmasında fazlasıyla yararlı olmuştur . Her türlü silah ve askeri malzemeye sahip olabilen jandarma örgütleri büyük ya küçük her türlü toplumsal olayın önlenmesinde diğer askeri kuvvetlere oranla daha aktif ve etkin sonuçlar alabilmiştir . Kamu düzenini ve ülke güvenliğini tehdit eden her türlü tehlikenin önlenmesinde, ya da sona erdirilmesinde jandarma diğer askeri güçlere oranla yüksek hareket yeteneği ile her zaman için başarılı sonuçlar alabilmiştir . Avrupa’nın ilk jandarma örgütlenmesi  Fransa’da görülmesine rağmen en güçlü jandarma örgütü İtalya’da kurulmuştur . Bu ülkenin kendine özgü koşulları ve Akdeniz yöresinin özellikleri bir araya gelince , İtalyan birliğinin kurulmasında önemli zorluklar gündeme gelmiş ama bunların aşılmasında İtalyanların Karabinieri adını verdikleri jandarma örgütü ,her zaman için kamu düzeninin hem korunmasında hem de yeniden tesisinden kendisinden beklenenin üstünde başarılı sonuçlar alabilmiştir . İtalyan Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olan Karabinieri örgütü askeri yönü ağır basan bir yapılanma içinde olduğu için , birliğini sağlamakta zorluklar içinde bocalayan İtalyan devletinin kamu düzeni açısından güvencesi olmuştur . Dünyanın merkezi denizi olan Akdeniz’in doğudan batıya uzanan alanı içinde, her türlü kaçakçılık olgusu en üst düzeyde gerçekleştirilirken , diğer Akdeniz ülkelerindeki jandarma örgütleriyle birlikte İtalyanların Karabinieri örgütü de,  kaçakçılıkla geçinen mafya ve çete örgütlenmelerine karşı  kamu düzeninin  her zaman için güvencesi olabilmiştir . Askeri savunma örgütleri olarak jandarma örgütleri  kendi ülkelerinde olduğu kadar ,bölgesel ya da küresel güvenliğin gerçekleştirilmesinde de önemli ölçülerde katkı sağlayarak  dünya barışına hizmet etmektedirler . Benzeri bir biçimde İspanyol birliğinin sağlanmasında da  Guardia Civil adı altındaki , jandarma benzeri sivil gardiyanlar örgütü etkili sonuçlar sağlamıştır . Ülke arazisinin merkezi güç ve başkentin yönetimi altında bir araya getirilmesinde  jandarmalar sivil gardiyanlar olarak   devlet birliğinin gerçekleştiricisi olmuşlardır . İspanya’da terör ya da ayrılıkçı hareketler ile , devlet adına  jandarma örgütü mücadele ederek ülke birliğinin bugüne kadar  korunmasını başarmışlardır .

              Askeri birlikler savaş zamanında devreye girerken , polis kuvvetleri hem barışta hem de savaşta kentsel alanların güvenliğinin sağlanması doğrultusunda ,üzerlerine düşen görevleri yerine getirmektedirler . Asker ve polis güçlerinin görev alanları sınırlı iken , jandarma örgütlerinin görev alanları  ülke ve devlet güvenliğinin gerekli kıldığı her alana ya da konuya dönük olarak  değişkenlik göstermekte ve bu doğrultuda en karışık ya da içinden çıkılmaz işlerin kamu düzeni açısından çözümü jandarma örgütünün insiyatifine bırakılmaktadır . Diğer kolluk ve güvenlik örgütlerinin işleri ve misyonları ile karşılaştırıldığında, jandarmaya her zaman için daha zor ve kirli işlerin devlet düzeni adına çözümü  misyonunun düştüğü anlaşılmaktadır . Çok büyük toplumsal olayların ,isyanların  ve kalkışmaların önlenmesinde jandarma birliklerinin en önde giderek mücadele ettikleri ve böylece yeniden devlet düzeninin tesisinde önde gelen bir rol oynadıkları görülmektedir . Uluslar arası insan hakları hukuku doğrultusunda genel olarak kabül edilen orantısız güç kullanma yasağı nedeniyle  ,silahlı kuvvetlerin ya da askeri birliklerin  toplumsal olaylara doğrudan müdahale etmeleri  hukuk dışı bir eylem olarak kabül edildiğinden, gene bu tür işlerin çözümünde jandarma seçeneği ilk akla gelen  yol olmaktadır . Uluslar arası düzeyde silah,uyuşturucu,insan ve diğer kaçakçılık suçlarının önlenmesi ya da çözüme kavuşturulmasında, jandarma birlikleri önde gelen girişimler ile başarılı sonuçlar alabilmektedirler . Son dönemlerde dünya düzeyinde ortaya çıkan yeni gelişmelerin kitlesel göç olaylarına yol açması gibi oluşumlarda , jandarma birlikleri ülke düzeninin koruyucusu olarak önleyici bir etki yaratarak , hukuk dışı durumların ortaya çıkmasını önleyebilmektedirler . Ülke güvenliği kadar sınır güvenliğinin sağlanmasında da, jandarmalar diğer kolluk kuvvetlerinden daha başarılı çalışmalar yapabilmektedir .

              Uluslar arası alanda diğer devletler ile rekabet eden  ve çağdaş uygarlık düzeyinin  içinde önde gelen bir yere sahip bulunan bütün  ülkelerde  jandarma örgütünün  önde gelen bir yere sahip bulunduğu görülmektedir . Özellikle büyük devletlerde askeri yönü ağır basan  ve silahlı kuvvetler ile uyum içinde çalışmalar yapan jandarma örgütlerinin ülke güvenliğinin elde edilmesinde  ağırlıklı bir  yere sahip bulunduğu  göze çarpmaktadır . Küresel emperyalizmin ulus devletleri dağıtma doğrultusunda geliştirdiği  kültürel haklar söylemi , alt grupları  ve etnik toplulukları  ayaklanmaya doğru kışkırtırken   güvenlik paradigmaları değişmekte  , ulus devletler çok ciddi boyutlarda  dağılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadırlar . Özellikle yılların devletleri olarak Avrupa haritasında yer alan ulus devletler böylesine bir tehdit ile karşılaştıkları  aşamada ,gene jandarma  birliklerine önemli görevler düşmektedir . Uluslar arası alanda estirilen ayrılık rüzgarları ,küresel sermayenin denetimindeki medya organları tarafından desteklendiği noktada, var olan devlet yapıları açısından önemli güvenlik sorunları yaratarak  dağılma senaryolarının önünü açmaktadır . Avrupa devletlerindeki askeri yapılı jandarma örgütleri ülke ve devlet güvenliğinin sağlanması doğrultusunda etkin çalışmalar yaparlarken , isyan ve ayaklanma gibi toplumsal karışıklık yaratan gelişmelerin önünü keserek , sosyal barışın gerçekleştirilmesinde etkili olabilmektedirler . Paradigma değişikliği peşinde koşan emperyal güçler  etnik toplulukları ya da kültürel grupları kendi devletlerine karşı harekete geçirirken , var olan dünya düzeninde  ve barış ortamında  yeni bir kaos ortamının yaratılmasına neden olabilmektedirler . Bu gibi durumlarda jandarma birliklerinin ülke ve devlet güvenliği açısından acilen devreye girerek kaotik gidişin önüne geçebildiği örnekler çok olmuştur . Küresel sermayenin dayatmalarına rağmen , Avrupa kıtasındaki ulus devletlerin halen bölünmeden ya da dağılmadan varlıklarını sürdürebilmelerinin ana güvencesi her zaman için jandarma  kuvvetleri olmuştur . Siyasal kriz ya da  toplumsal kaos gibi ,acil  müdahale isteyen sosyal sorunların aşılmasında ,jandarma birliklerinin  anayasal devlet düzeni doğrultusunda devreye girmesiyle , bir çok siyasal sorun ya da  kaos getiren sosyal patlamalar aşılabilmiştir .

              Osmanlı döneminden  bu yana Türk jandarması Türk silahlı kuvvetleri ile birlikte çalıştığı için , genel kurmayın birleştirici merkez konumundaki güvenlik plan ve programlarında jandarma örgütü her zaman için genel güvenlik düzeninin bir parçası ve de  tamamlayıcısı olmuştur . Jandarma örgütü hiçbir zaman diğer güvenlik ya da kolluk güçlerinin rakibi ya da karşıtı bir konumda olmamış ,aksine ülke ve devlet güvenliğinin gerçekleştirilmesinde her zaman için  genel güvenliğin tamamlayıcısı bir konumda bulunmuştur . Güvenlik kavramının taşıdığı bütünlük çerçevesinde , jandarma örgütü genel güvenlik düzeninin bozan ya da geride bırakan bir yapıda değil ,aksine tamamlayan ve destekleyen bir yapılanma içinde olmuştur . Barış ortamında ülke topraklarının korunmasında  jandarma diğer güvenlik güçleriyle birlikte bir işbölümü düzeni içinde hareket eder ama savaş ya da ayaklanma gibi kamu düzenini  bozucu gelişmeler karşısında ,bu doğrultuda ortaya çıkan tehditlerin tehlike yaratmasının önlenmesinde, jandarma öncelikli özel görevler üstlenerek kısa zamanda sonuç almaya yönelebilir . Böylesine bir görevin gerektirdiği  esnekliğin sağlanabilmesi için , askeri misyonu  önde gelen bir jandarma modeli ile hareket edilmesi gerekmektedir  . Siyaset sahnesinde ortaya çıkan boşlukların  sorun yarattığı durumlarda , nereye gideceği önceden belli olmayan belirsiz olaylar ülke gündemini işgal edebilir ya da beklenmedik gelişmelere yol açabilir . Bu gibi önceden kestirilemeyen durumların önlenmesinde ya da giderilmesinde gene jandarma güçlerine güvenlik sorununun çözümü doğrultusunda önde gelen bir misyon düşmektedir .Bu yüzden jandarma güçlerine , genel olarak güvenliğin güvencesi adı verilmektedir .

              Küreselleşme adına  gündeme getirilen tüm değişimler ulus devletler ile birlikte bu devletlere dayalı olarak oluşturulmuş bulunan kamu düzenlerini de alt üst ettiği için  , yirmi birinci yüzyılın koşullarında  jandarma örgütlerine olan gereksinme  daha da artacak gibi görülmektedir . Küresel rüzgarların yaratmış olduğu dinamik ortam gerçeği karşısında ,toplumsal güçler daha da hareketlenerek   kendi çıkarları doğrultusunda daha gelişmiş yapılanmalara doğru yöneldikleri aşamada,  ülkede var olan kamu düzenlerinin tehlike altına girdiği söylenebilmektedir . Ülke bütünlüğünün parçalanmasına  yönelik tehditlerin  içte ve dışta artan yoğunlukta güç kazanması karşısında,  güvenlik algılamaları değişmekte ve  gelecek yüzyılda düzenli savaşların yerini asimetrik suç ve tehditlerin alması ya da internet gibi elektronik şebekeler üzerinden geliştirilebilen siber terör olayları da , jandarma birliklerinin görevlerini artırarak  askeri birlik kimliği ile yeni dönemde jandarma örgütlerinin  yeni bir vatan savunması mücadelesi içine gireceği görülebilmektedir . Esnek yapılanmaları ile her türlü duruma ayak uydurabilecek jandarma  örgütlerinin ,önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek  tehdit ve tehlikelere karşı koyabilecek en yeterli örgüt alternatifi olduğu söylenebilir .Sıradan kolluk kuvvetlerinin  esnek olmayan yapıları yüzünden, anında  harekete geçerek müdahale edemeyeceği durumlarda ,gene beklenen katkıların jandarma birliklerinden geleceği  vurgulanabilir . Toplum barışının korunmasında askeri statülü kolluk kuvveti olarak jandarma örgütüne önemli derecede  roller düşmekte ve böylece jandarma güçleri ülke güvenliğinin doğal bekçileri olarak öne çıkmaktadırlar . Barışı sağlama doğrultusunda atılan adımlarda jandarmaların adımları her zaman için önde gelen bir  etkiye sahip olmaktadır . Devlet gücünün ülkenin her bir köşesine ulaşmasında jandarma örgütü böylesine bir seferberliğin gerçekleştiricisi olabilmektedir .

               Jandarma  hiçbir zaman diğer kolluk kuvvetlerinin rakibi ya da karşıtı bir konuma sahip olmamış ,aksine  yürütülen kamu güvenliği hizmetlerinin hepsinde bütün kolluk kuruluşları tam bir işbirliği içinde hareket edebilmişlerdir . Bu açıdan jandarma hizmetlerini  diğer kolluk görevlerinin bir düplikasyonu ya da  tekrarı olarak  görmemek gerekmektedir . Jandarma örgütü  bir devletin anayasal düzeni içerisinde yer alan bütün güvenlik kuruluşlarıyla birlikte  ülke güvenliğinin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır . Jandarma örgütü sahip olduğu kendine özgü statü ile askeri ile polis arasında kalan orta bir yerde  önemli bir misyona sahip bulunmaktadır . Askeri statüsü ile silahlı kuvvetlere ama , bunun dışında üstlendiği kamu hizmetleri ile de emniyet kuruluşlarına yakın bir konuma sahip bulunmakta ve bu  durumu ile de   asker ve polis  kuruluşları arasında  bir köprü görevini yerine getirmektedir . Asker belirli alanlarda yürüttüğü kritik devlet görevleri sırasında yalnız kalmamakta ve her aşamada jandarma örgütünü yanında görebilmektedir . Benzeri  bir misyonu jandarma ve emniyet kuvvetleri arasındaki ilişkilerde görebilmek mümkündür . Emniyet örgütü de anayasa ve yasalarla kendisine verilen kamu görevlerini yerine getirirken  her aşamada jandarma birimleriyle işbirliği içinde hareket ederek, ülke güvenliğinin bir bütünlük içinde gerçekleştirilmesine  yardımcı olmaktadır.Barış  halinde jandarma ile polis örgütü arasındaki görev bölümü devam etmekte , kentsel alandan  kırsal alana doğru yönelen güvenlik sorunları ,ya da kamu hizmetlerinde jandarma ile polis  mülki idare amirinin ortak  merkezi yönetimi altında birlikte  görev yapmaktadırlar .

              Savaş koşullarında ise jandarma örgütünün görevi hem öncü hem de artçı olmak üzere ikili bir yapılanma biçiminde öne çıkmaktadır . Savaş halinin geçerli olduğu bölgelerde jandarma birimleri kırsal ve dağlık alanlarda tam anlamıyla örgütlenerek, her türlü iç ve dış saldırı ya da tehditlere karşı hem önleyici hem de durdurucu görevleri yapabilmektedir . Türkiye’nin doğu bölgelerinde yeni devlet projelerinin emperyal baskılarla gündeme getirilerek ülke birliğinin tehdit altına sürüklendiği son yıllarda ,Türkiye böylesine öncü bir misyonun vatan savunması doğrultusunda başarıyla uygulama alanına aktarılabildiğini,  Türk jandarmasının cansiparane  mücadelesiyle görebilmiştir . Bu gibi öncü vatan savunması girişiminin tamamen   tamamlayıcı bir çizgide artçı mücadeleler ile desteklenmesi gibi savunma girişimlerinin de en başarılı örnekleri , ulusal kurtuluş savaşı döneminde gene Türk jandarmasının özverili çabalarıyla  emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı yürütülürken , Türkiye’nin her cephesinde gene jandarma örgütü tarafından başarıyla uygulama alanına getirilebilmiştir . Türk ordusu , vatan savunmasını sıcak çatışmalarla çeşitli cephelerde yürütürken , ulusal kurtuluş savaşının başarıyla sonuçlandırılmasında, cephe gerisi hizmetlerde gene jandarmanın gözle görülmeyen ama her zaman için devrede olan artçı hizmetlerinin büyük katkıları olmuştur . Arkasının jandarma birlikleri ile güvence altına alındığını bilen Türk silahlı kuvvetleri , ulusal kurtuluş savaşı sırasında ülke topraklarına saldıran emperyal ordulara karşı  başarılı bir vatan savunması yaparken , cephe gerisindeki jandarma güçlerinin varlığı ile  daha güçlü bir biçimde zafere giden yolda ilerleyebiliyordu .Misakı milli sınırları içerisinde kalan vatan topraklarının her türlü dış saldırı ve işgal girişimine  maruz kalmasına karşı  ,ülkede varolan bütün güvenlik kuruluşları elbirliği ile mücadele ederken , asker ve polis kuruluşları arasındaki işbirliği ve eşgüdümün gerçekleştirilmesinde gene jandarma örgütü  bir köprü misyonu görerek etkin oluyordu . Vatan savunmasının  her aşamasında ,kamu hizmetlerinin tüm kamu kurumları arasında gelişmiş bir işbirliği içinde gerçekleştirilmesinde, jandarma örgütü askeri statüsü ile başarılı bir  örnek sergileyerek dünya jandarmalarına örnek oluyordu . Askeri değerlere bağlı kalarak çalışmalarını daha etkili bir doğrultuda sürdürebilen jandarma örgütü ,bu yönü ile Türk silahlı kuvvetlerinin bir parçası olabilmiş ve diğer kuvvet komutanlıklarıyla ortak bir savunma cephesinde  Türkiye’nin bağımsızlığına giden  yolun açılmasında başarılı bir etki sağlamıştır . İç ve dış savaşların önlenmesinde böylesine işbirliği  ülke güvenliğini garanti altına almıştır .

               İki yönlü bu güvenlik örgütü  olarak jandarma örgütü ağır basan askeri yönü ile Türk silahlı kuvvetleriyle her aşamada  tam bir uyum içinde çalışırken , normal koşullarda  polis örgütü ile beraber  üstlendiği kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde , İçişleri bakanlığı ile eşgüdüm içerisinde  hareket  etmektedir . Devlet görevlerinin yerine getirilmesinde  ve  bu doğrultuda kamu hizmetlerinin yürütülmesinde  anayasa ve yasa kurallarının gereği olan  sivil çalışmaları da  jandarma birimleri İçişleri bakanlığının eşgüdümünde diğer kolluk görevleri birlikte yürütebilmektedir . Jandarma  örgütünün kuruluşundan bu yana devam edip gelen bu ikili yapı ,günümüze kadar etkin bir biçimde işlemiş ve ülkenin güvenlik hizmetlerinde  aksama olmamıştır . Ne var ki , bugün gelinen yeni aşamada  jandarmanın askeri yapılanmadan çıkartılarak, tümüyle bürokratik bir statüye dönüştürülmek istenmesi  karşısında yeniden bir durum değerlendirilmesi yapılması gerekmiştir . Şimdiye kadar başarılı bir biçimde işleyen bir kamu mekanizmasının ortadan hiçbir doğru dürüst bir gerekçe yokken  değiştirilmek istenmesinin arkasında yatan nedenlerin ,Türkiye’nin  ulusal çıkarları açısından açıkça ortaya konularak tartışılması gerekmektedir.  Merkezi coğrafyada bin yıllık Türk devleti geleneğinin son temsilcisi olan Türkiye Cumhuriyeti şimdiye kadar kendi ulusal gereksinmelerinin karşılanması doğrultusunda  bir çok idari reform girişimini başarıyla sonuçlandırmıştır .Mehtap ve Kaya projeleri  gibi idari reform çalışmaları ,bu doğrultuda en önemli örnekler olarak  ,Türk devletinin ve ordusunun yeniden yapılandırılmasında  etkili olduğu için ulusal çıkarlar doğrultusunda bu tür bir  bir milli yapılanma gündeme getirilebilecekken , küresel rüzgarların etkisiyle Türkiye’de güvenlik düzeninin değiştirilmek istenmesi ,kamu hizmetleri ve toplumsal barış açısından bazı  çelişkilere ve çıkmazlara yol açacak gibi görülmektedir .                                                                              Devlet   düzeninin ve kamu hizmetlerinin işleyişinde bir aksama olmadığı sürece gelenekselleşmiş  görev yapılanmasının sürdürülmesi gerekirken , birden ikili yapılanmadan tekli yapılanmaya doğru yönlendirilmek istenen jandarma örgütü ile ilgili olarak, konjonktürel bir yaklaşımın öne geçtiği görülmektedir . Güvenlik devrimi başlığı altında bir çok yasada değişiklik gündeme getirilirken ,jandarma örgütünün  askeri statüsünün kaldırılmak istenmesi , Türk silahlı kuvvetlerinin küreselleşme süreci içinde önce küçültülmesi ve daha sonra da tasfiyesi ile ilgili bir adım olarak görünmektedir . Türkiye , Orta Doğu ülkelerinde istikrarlı bir barış ortamı gerçekleştirilmediği sürece , iç barışın korunması açısından güvenlik güçlerinde azaltmaya gidemez . Aksi durumda jandarmanın geri çekileceği kırsal ve dağlık alanlarda , Orta doğu ülkelerinden bütün bölge devletlerine yönelen terör ve sıcak çatışma  girişimlerinin ülkenin her yanında  olaylara yol açacağı açıktır . Avrupa Birliği’ne girmedikçe ve bu birliğin güvenlik şemsiyesi altına girmedikçe , Türkiye orta Doğu’daki sıcak çatışmaların hepsinde hedef ülke konumuna gelmiştir . Böylesine bir sıcak süreçte  Türkiye açısından tehditler artarken , jandarma örgütü gibi bir büyük güvenlik örgütünün sahadan çıkartılarak bürolara hapsedilmesi , Türk devleti ve ülkesi açısından çok büyük bir güvenlik açığı yaratacaktır . Güneydoğu bölgesinde , Orta Doğu üzerinden getirilen sıcak tehditlere ek olarak , yüz yıllık parantezi kapatacağız diye, ülkenin doğu bölgesinin de tartışma alanına getirilmesi  için dış baskılar artarken , asker ile polis arasında güvenli bir köprü olma misyonunu başarıyla sürdüren jandarma örgütünün tek yanlı bir yapılanmaya itilerek, tümüyle bürokratik bir mekanizma içinde siyasal iktidarın yönlendirmesine bırakılması , son yıllarda emniyet örgütü içinde yaşanan olumsuz gelişmelerin benzerlerinin bu kez jandarma örgütü içinde ortaya çıkabileceği gibi ,bir olumsuz görünümü kamuoyunun önüne getirmektedir . Bu nedenle de , jandarma örgütünün askeri yönünün kaldırılmasıyla beraber ,geçmişten bugüne gelen  Türkiye’nin  güvenlik düzenlerinin bozulacağı  gibi olumsuz bir durum ile cumhuriyet rejimi karşı karşıya kalmaktadır . Jandarma örgütü ikili yönü ile Türk devletinin güvenlik dengelerinin bugüne kadar korunmasında fazlasıyla  etkili olmuştur .

              Küreselleşme sürecinin çeyrek asır sonra başarısızlıkla sonuçlanması , Avrupa Birliği gibi bir büyük yapılanmanın iflas etmesi  gerçekleri karşısında,  batının önde gelen emperyalist devletlerinin ve Siyonist güçlerinin merkezi alana saldırıya geçmesi gibi  olumsuz  durumları Türkiye kendi ulusal yapılanması açısından yeniden  değerlendirerek  kendi varlığını ve ulusal çıkarlarını koruyacak yeni bir strateji geliştirmesi gerekirken,  sanki Avrupa Birliğine girmiş gibi batı üzerinden Türkiye’ye empoze edilen bazı değişikliklere karşı daha kuşkulu bakmak ve içinde bulunduğu merkezi bölgenin karşı karşıya kaldığı siyasal gelişmeleri de dikkate alarak hareket etmek durumundadır . Türkiye Cumhuriyeti halen Birleşmiş Milletlere  ve diğer uluslar arası kuruluşlara üye olan bir hukuk devleti olarak, kendi geleceğini ve bağımsızlığını hiçbir yere bağlı kalmadan bağımsız bir biçimde yapabilmek durumundadır . Diğer bütün devletlerin kendi ulusal çıkarları açısından yaptıkları tehdit analizlerini Türk devleti de yaparak , hem bölgesinin hem de kendisinin güvenliğini değişen koşullar altında yeniden değerlendirmek zorundadır . Türkiye böylesine bir değerlendirmeyi yaparak yoluna devam edebilirse , Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalabilecektir ,yapamazsa  emperyal güçlerin küresel ve bölgesel planları doğrultusunda diğer ulus devletler gibi dağılmak tehlikesi ile karşı karşıyadır .Batının gelişmiş ülkelerinin standartları ile , Orta Doğu bölgesinin gerçeklerinin birbiriyle bağdaşmadığını Türk ulusu görmek zorundadır . O zaman tehditlerin arttığı bir dönemde güvenlik güçlerini küçültmek ya da alandan çekmek gibi çelişkilere sürüklenmek gibi bir çıkmazdan ,   Türkiye kurtulabilecektir.Türk silahlı kuvvetleri sayesinde merkezi alanda bağımsız bir devlete sahip olabilen  Türk ulusu , tehditlerin  yükseldiği bir konjonktürde  kendi  güvenliği açısından ,güvenlik güçlerini azaltmamalı ya da alandan çekerek bürokratik düzene hapsetmemelidir .

              Batının önde gelen bütün büyük devletlerinde var olan , Akdeniz ülkelerinde bölgenin özellikleri yüzünden fazlasıyla işlevsel olarak görev yapmak zorunda kalan  jandarma örgütüne ,Türkiye Cumhuriyeti de bir batılı Akdeniz ülkesi olarak geleneksel yapısı ile sahip olmaya devam etmelidir .Milli Güvenlik Kurulunun  etkisinin azaltılması , Türk Silahlı Kuvvetlerinin küçültülmesi gibi yollardan  güvenlik alanında özelleştirmelerin açılması , özel güvenlik kuruluşlarının emperyalizmin planları doğrultusunda devreye girerek güvensizlik yaratması ,Blackwater olayı ile dünya kamuoyunda  hala tartışılmaktadır . Güvenlik devletlerin ve milletlerin gelecekleri açısından tartışılamayacak kadar yaşamsal önem taşıyan öncelikli bir konudur . Her ülke ya da devlet kendi güvenliğine öncelik verirken  ,Türkiye’de gelişmeleri dikkate alarak  hareket etmek ve sıcak bir konjonktür döneminde güvenlik birimlerinin gücünü artırmak durumundadır . Sıcak gelişmelerin iç ve dış maceralara Türkiye’yi sürüklememesi için, bir öncü güvenlik gücü olarak jandarmanın görevine eskisi gibi ikili bir yapı içinde devam etmesi , asker ve sivil güçler arasında köprü vazifesini sürdürerek , güvenlik hizmetlerinin ulusal bir eşgüdüm içinde aksamadan  yürütülmesi gerekmektedir . Hak ve özgürlüklerin korunabilmesi , en büyük hak olan yaşam hakkının güvence altına alınabilmesi  ve bu doğrultuda diğer hak ve özgürlüklerin güvenceye kavuşturulabilmesi için , güvenlik kuvvetlerinin zayıflatılması değil aksine güçlendirilmesi düşünülmelidir . Güvenlik alanında açıklığın meydana gelmemesi  için ,bütün güvenlik birimlerinin üzerlerine düşen görevleri hakkıyla yerine getirmesinin gerekli olduğu konusunda, artık kamuoyunun büyük çoğunluğu bir fikir birlikteliğine gelmiştir  . Şanlı geçmişi ile  Türk jandarma örgütü , ulusal güvenliğin güvencesi olarak korunmalı , geleceğin koşullarında görevlerini daha  güçlü ve yeterli bir düzeyde yerine getirebilmesi için , zayıflatılmamalı ama  kuvvetlendirilmelidir .Devletin kurucusu Atatürk’ün söylediği gibi , Türk jandarması ulusal savunma yapılanmasının temel direklerinden birisidir . Yeni yapılacak güvenlik reformlarında jandarma örgütünün ikili yapısı korunarak  ülke güvenliği etkin bir biçimde korunmalıdır . 

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları