HÊLİN PALANDÖKEN
.

Türkiye Hêlin'e ağlıyor. Toplum düştüğü haline ağlasın bir de! 17 yaşındaki bir kızını dahi koruyamıyorsa bu toplum ve koruyamayacak hale gelmişse ne diye ağıtlar yakarız o zaman?

 

Katil, silaha çok rahat ulaşabiliyor. Sanki bakkaldan çerez alıyor, manavdan sebze...Parasını ver, silah elinde! Pat diye vur kafana koyduğun kişiyi. Gayet ucuza geliyor. Giden bu ülkenin geleceğidir. Bir babanın prensesidir. Rahmetli annesinin bu dünyadaki biriciğidir. Ya katile ne demeli! Kalpten yoksun, akıldan uzak; imandan bihaber, inançtan eksik, sevgiden arızalı, saygıdan habersiz... İnsan, insana silah tutmaz; sevdiğini iddia eden sevdiğine kıyamaz. O konuşmasa da kıyamaz, o başkasını sevse de kıyamaz. Adamlık bunu gerektirir. Gerçi adamlık artık madamlık olmuş ya!

 

Ağıtlar Hêlin için bugün. Gözyaşları... Zılgıtlar onun için çekiliyor. Dualar ona ediliyor. Bir kızımız daha öldürüldü hayatının baharında. Ve nur topu gibi bir katilimiz daha oldu genç yaşında. Eğitim sistemi sağlıklı değilse, ahlaki eğitim yerli yerinde değilse, kadına ve kıza bakış açımız insani değilse daha çok böyle katillerimiz olacak!

 

Kürtçedir hêlin.... Kuş yuvası demektir. Kim kıyabilir ki kuş yuvasına? Kim yıkabilir ki o yuvacığı? Kalbinde merhamet olmayan ve Allah'tan korkmayan.. Bir de bu ismi masumca taşıyıp yaşayan Hêlin PALANDÖKEN var. Babasının kuşcağızıdır. Öksüzdür. Kuş yuvasına dadanan canavarlar bir de Hêlin'in canına kastetti. Kuş yuvasını bozan, yakıp yıkan Hêlin'e mi acır? Ateş düştüğü yeri yakar.

 

Bu toplum cinnet geçiriyor. Cinayetler bunu gösteriyor. Kafasına esen çok rahat bir şekilde istediği silaha ulaşabiliyor. Ve yine çok rahat ulaştığı silahla hedefine koyduğu birisini çok rahat bir şekilde öldürebiliyor. Ve sanki bir insan öldürmemiş gibi rahat tavırlarla mahkemeye çıkıyor. Bu kadar basit işte.

 

Düğün konvoylarının maşallahı var adeta. Savaşa gidiyor sanki ahali! Sıkan sıkana tabancasını. Tüfeğini seriye bağlayan bağlayana... Marifetmiş gibi. Elinizde kitap olsun, çiçek olsun. Silah da neyin nesi? Para etmiyor değil mi kitap ve çiçek! Adamlığınıza gölge düşürüyor, karizmanıza zarar veriyor, kaportanızı çiziyor değil mi? Silahınız oldu mu kralsınız. Hele bir de kalabalıkta sıktınız mı o silahı dünyanın en kralısınız! Kral çıplaksa ya! O silahın size katmış olduğu gurur kocaman bir yalan, kabadayılığınız bir hiç, adamlığınız zerrece yok, erkekliğiniz hadım edilmiş, beyniniz felç geçirmiş, kalbiniz ise yerinden sökülmüş... Neyin kafasını yaşıyorsunuz?

 

Bir düğün konvoyu... Bir maç çıkışı... Bir mahalle kavgası... Gayet sıradan bir hale geldi silah kullanmak. Silaha ulaşmak o kadar kolay olmamalı, silahı uluorta kullanmak bu kadar marifet kabul edilmemelidir. Silahı olan güçlüdür algısı değişmeli, okuyan yazan güçlüdür algısı oluşturulmalıdır. Boş bıraktığınız her yere mutlaka olumsuz bir şeyler monte edilir. İnsanlığınızı boş bırakırsanız oraya canavarlar monte edilir. Kalbinizi ihmal edersiniz oraya kalpsizler ikamet eder. Aklınızı boşlarsanız oraya da zararlı fikirler hücum eder. Gözleriniz güzele bakmayı bilmezse çirkinlikler gelir gözlerinize perde olur. Diliniz iyiyi ve doğruyu söylemezse küfürler ve yalanlar dilinize pelesenk olur. Masumun sesini duymazsa kulağınız zalimin zevke gelmiş hırıltısını duyar.

 

 

17 yaşındadır Hêlin. Okul çıkışı öldürüldü pompalı silahla. Pendik Yüksek Hızlı Tren İstasyon'unun önünde. O kadar kolay ki bir kızcağızı öldürmek ve o kadar ucuz ki! Katil, yurtdışından internet üzerinden sipariş vererek getirdiği ruhsatsız bir silahla öldürdü Hêlin'i. Bu kaçıncı kızımızdır öldürülüyor? Artık sayamıyorum; rakamlar arttıkça yerle bir oluyoruz. Cahilliğimizin ispatı değil de nedir bu ölümler? Geri kalmışlığımızın... Eğitimsizliğimizin... Sahipsizliğimizin, inançsızlığımızın, vicdansızlığımızın, şefkatsizliğimizin... Çoğaltabiliriz bunları. Tek giden canları sağaltamayız bir daha.

Sevdiğine dönüp 'Herkese selam sana kurşun!' diyenlere bunun hesabı mahkemede çok ciddi bir şekilde sorulmalıdır ve bunlara verilebilecek en ağır ceza verilmeli, gün yüzü gösterilmemelidir. Bir de işin bataklık kısmı var ki o bataklığı kurutmak için milli bir seferberliğin acilen ilan edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu gençler neden katil oluyor? Vicdanlarını hangi eğitim sistemiyle köreltiyorlar? İnsanlıklarını nerede bırakıyorlar? Ailede ne yaşıyorlar? Din adamlarımız gençleri kazanmak adına nasıl bir eğitim veriyor? Öğretmenlerimiz okullarda testin dışında başka bir işle uğraşmıyor mu? Anne babalarımız gerekli sevgiyi, saygıyı ve olmazsa olmaz terbiyeyi vermiyor mu? Ya siyasetçilerimiz, ellerini çekseler yeter eğitimden.

Hêlin!

Eridik, bittik; buhar olup yok olduk.

Utandık başımızdan ayağımıza kadar, yer yarıldı içine girdik.

Affet diyecek gücümüz ve yüzümüz yok.

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları