GÖĞE ATILAN İMZADIR HER ŞEHİDİN ADI
.
Gök daha mı parlak ne bu gece?
Şehidin mi var yine ülkem?
Havasında bir hüzün var ülkemin, toprağında şehadet kokusu, suyunda şehadet şerbeti tadı.
Kuşlarında bir telaş, çiçeklerinde bir solgunluk, rüzgarında bir hüzün var bu gece.
Yine mi yürekler yırtılacak!
Yine mi gözler kana kana ağlayacak.
Kalk gidelim buralardan oğul! 
Vatan bedel ister illa ki!
Vatan, toprağının altında 'yatan' ister ki vatan olsun!
Her şehit bir ağacın kökleri gibi vatan toprağının her karışını sımsıkı bir şekilde bir arada tutar, mümkün mü vatanı bir arada tutan o eli ayırmak, o kolu çekmek birbirinden? Şehit cenazeleriyle tapusunu alıyoruz kanımızın döküldüğü her toprak parçasının.
Kahrediyoruz düşmana, düşman gibi olana... 
Dost bildiğimize lanet okuyoruz.
Yedi ceddine rahmet okuyoruz hain olanın.
Cennete akın var bu gece. El ele, yürek yüreğe onlarca vatan evladı seyrüseferde cennet yolunun. Bu kutsal davanın yolundan dönülmez olduğunun şuurundadır her şehit. Ve gözünü kırpmadan, canını hiçe sayarak ölümün üstüne yürür.
Şeytanların olduğu bir coğrafyada melekler de olacaktır.
Meleklerin olduğu bir coğrafyada illa ki şeytanlar da cirit atacaktır.
Mesele sizin kimin safında olduğunuzdur.
Mesele istikametinizdir, tutmuş olduğunuz yoldur.
Ebabillerden yana mısınız, fillerden yana mı?
Kâbe mi kıbleniz, kilise mi, sinagog mu?
İmanınızı şeytana satanlardan mısınız, yoksa sağlam imanınızla şeytanı alaşağı edenlerden misiniz?
Gök daha karanlık bu gece sanki! 
Neyi saklıyor acaba? 
Neye gebedir?
Göğe atılan imzadır her şehidin adı.
Vatan kalbine işlenen nakış...
Cennetedir bu sarsılmaz ve tavizsiz akış...
Ölüme bile gülümseyen bakış...
Bu toprağın üzerinden yaşayan herkes şunları çok iyi bilir:
Ezan susarsa 80 milyon susar.
Bayrak inerse 80 milyon iner.
Toprak giderse 80 milyon gider.
İşte ülkesini seven de kutsal bildiği bu davalar uğruna gözünü kırpmadan ölüme gider.
Kaya gibi sağlamdır nefsi, cehennem gibi yakıcıdır nefesi, gülle gibi sağır edicidir sesi.
Uyuma ülkem!
Sahip çık şehidine.
Kınalı kuzularına...
Yavrularına...
Hangi ocağa düştü bu ateş parçaları? Hangi gökten kaydı bu yıldızlar? Hangi karanlığı bir bıçak gibi yardı? Hangi yürek yanıyor şimdi içten içe? Hangi baba gözyaşlarını içine akıtıyor? Hangi anne ses tellerini kopartırcasına feryat ediyor? Hangi eş, güneşinin batmasına isyan ediyor? Ve hangi çocuk 'Benim babam şehit.' diyor?
Sizi şehit yazmışlar, bütün ülke şahidinizdir. Yıldızlar çoğalmış sanki. Ve göz alıcı bir parlaklıkta. Yine şehit var besbelli. Kalk gidelim şehidim. Buralar tekin değil... Buralar kör, buralar nankör, buralar basık, buralar asık suratlı...
Cennetin kapıları açık bu gece.
Ondandır aydınlığı içimizin, ferahlığı, serinliği...
Sabrımızın kaynağı, aklımızın dayanağı, kalbimizin sağanağı...

 

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları