Ey Rabbim! "Yarın ruz-ı mahşerde Halep için ne yaptın ey fani?" diye sual eylersen eğer başımızı önümüze eğip sessiz kalanlardan eyleme bizleri. "Yanı başınızda insanlar katledilirken sizler ne yaptınız?" diye sorarsan eğer bizleri cevapsız bırakanlardan eyleme Rabbim.
Kadınlar namuslarını yitirmemek için canlarına kıyabilme fetvası isterken ulemadan geride kalan bir buçuk milyar Müslüman başını kumlara gömsün. Bizi bu Müslümanlardan eyleme Rabbim.
Sesimizin çıktığı kadar bağıracağız, kalemimizin yazdığı kadar yazacağız. Dik duracağız ve insanlık onuru için mücadelemize devam edeceğiz. Her karanlık gecenin mutlaka bir sabah olacaktır. Hep böyle sürmeyecektir devran. Elbet bir gün bize de dönecektir yüzünü.
Bizi pısırık Müslümanlardan eyleme Rabbim.
Bizi pasif Müslümanlardan eyleme.
Şöyle bir yan yana gelebilsek muazzam bir kitle olacağız ve emin olun çığ olup yıkacağız önümüze gelen her belayı, okyanus olup boğacağız, ateş olup yakacağız. Şöyle bir yanabilsek birbirimize. Acıyabilsek çocuklara, kadınlara üzülebilsek ve bir buçuk milyarın kardeşliğini tescil edebilsek! Ah Halep! Öz yurdunda tecavüze uğruyorsun, kıyıma... Ve zulme duçar oluyorsun.
Bir şehir yerle bir ediliyor. Seyrediyor cümle alem. Herkes kör, herkes sağır ve lal! Allah'ım oradaki insanlara dayanma gücü ver. Feryatlarına kulak ver, imdatlarına medet ol, gözyaşlarına mükafat ver, kurtuluşlarına vesile ol.
Ey rabbim şahit ol! Halep'teki kardeşlerimiz için elimizden hiçbir şey gelmedi ve bizler onların feryatlarına kulaklarımızı kapatmak zorunda kaldık. Yani ölmelerini bekledik ki sesleri kesilsin. Affet bizi Rabbim.
Dört yanı Müslüman olan Halep dört bir yandan katlediliyor. Ey yatağı sımsıcak olanlar! Ayaklarında yünlü çorap, ellerinde son model cep telefonu olanlar! Konforlu arabalarıyla caka satanlar! Sofralarında sıcak çorbası eksik olmayanlar! Canı tatlı olanlar, kendileri dışında kimseye yanmayanlar! İnsanlık için hiçbir çaba harcamayanlar! Halep yanıyor, Halep yıkılıyor, Halep yerle bir ediliyor. Kadınlar öldürülüyor, çocuklar, yaşlılar... İlaç yok, ekmek yok, su... Saldırıyor binbir ulusu... Bakmıyor kimse analara var mı yavrusu diye. Vuruyor piç kurusu, Halep'i. Uçaklar sormuyor evlerde kim yaşıyor diye. Zalimler cehennemlerini garantiye almak için bütün güçleriyle saldırıyor. Mazlumlar cennete gitmek için sıralarını bekliyorlar. Her ses başlarında patlayacak olan bir bombanın korkusunu taşıyor.
İnsanlık ölüyor. Biz uykudayken, sıcaktayken, tokluktayken ve varlıktayken... Çocuklarımız rahattayken, eşimiz güvendeyken, annemiz babamız huzurdayken; bazı çocuklar, kadınlar ve anne babalar ölümü bekliyor Halep'te. Kurşuna dizilmek, öz yurdunda hem de. Ah çocuklar kömürleşiyor her bombadan sonra, kadınlar her işgalden sonra kirletiliyor.
Biz uykudayken insanlar kurşuna diziliyor. Kadınlar, çocuklar, yaşılar... Açlık zaten soluklarını kesmiş. Soğuk zaten iflahlarını kesmiş. Susuzluk zaten canlarını kurutmuş. Ve savaş zaten yaşama umutlarını bitirmiş. İnsanlık hülyalarda geziniyor. Çok uzaklarda volta atıp duruyor. Onların coğrafyasına hiç gelmeyen insanlık bugün de gelmeyecek. Ve aileler toplu olarak öldürülmeyi bekleyecek.
Uçaklar kısacık ve daracık bir alanda sıkışıp kalmış insanların üzerine cehennemi getirip döküyor. Bombalar on binlerce insanın üzerine atılıyor. Dört bir yanı tutulmuş Halep'in. Hastaneler yerle bir edilmiş. Kollarında serumlarıyla, kucaklarında çocuklarıyla dolaşanlar var sokaklarda. Çocuklar savaşın en mağdurları... Uçaklar çocukları vuruyor. Hani uçakları durduracak bir sihirleri olsa, yahut düşürecek güçleri... Ne de güzel olurdu. Kocaman kanatlarıyla ölüm meleği oluyor uçaklar ve çocukları bombalıyor. Kadınlar perişanlığın en üstünde yer alıyor. Tecavüze uğramamak için canına kıyıyor. Muhalif taraftarı olduklarından şüphelendikleri aileleri topluca kurşuna diziyorlar. Enkaz altındakileri kurtarmak için hiçbir araç gereç yok. İnsanlar göz göre göre, bağıra çağıra ölüyor. Yaralıları tedavi etmek için ellerinde hiçbir şey yok buradakilerin. Barınakları yerle bir...
İnandıkları bir Allah var. Başka da hiçbir kimseleri yok bu yeryüzünde. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'ymüş. Değilmiş oysa, Haleplileri hak'lama günüymüş. Çocuk Hakları Günüymüş, değilmiş oysa; çocukları tek tek hak'lama günüymüş.
Utan modern dünya!
Kahrol akvamı beşer!
Bakıyorsun Müslüman İran'ı orada, Zalim Esed'i, İmansız Rus'u... Herkes oynuyor susu pusu. İnsanlığınıza tüküreyim. İçtiğiniz su orada katlettiğiniz çocukların kanıdır. Yediğiniz her lokma orada katlettiğiniz insanların canıdır. Fitil fitil burnunuzdan gelsin.
Rabbim, Ad kavmine ne yaptınsa oradaki zalimlere de aynısını yap! Onları taşa çevir yetmezse yerin altını üstüne getir. Esad'ı, İran'ı, Rus'u bilmem ne zındığı zir ü zebun olsun. Nuh gemisini gönder, mazlumları kurtar; çocukları, kadınları, hastaları, yaşlıları... Nemrutlar boğulsun Halep'in toz dumanında, Musalar kurtulsun.
Rabbim Halep'i düştüğü yerden yine yeniden ayaklandır.
Onlara bunu yapanların ocağına ateş düşür ve onların başına her türlü musibeti getir. Çocukların canını alan herkesin ölümü ağır ve çileli olsun. Kadınlara tecavüz edenlerin ölümü ağır çekim olsun. Halep'e bunu yapanların başı yastık yüzü görmesin. Her iki cihanda ruhları huzur bulmasın. 
Ey kadim şehir Halep! Mahcubuz sana karşı. Sen ölürken gözlerinin içine dahi bakamıyoruz. Sesine kulak veremiyoruz. Uzattığın eli tutamıyoruz. Ne hale gelmiş Müslümanlık! Kahrolsun insanlık, kahrolsun.


gürhan gürses