DEVLETCE DÜŞÜNMEK
.

Ülkemizde işsizlik her zaman problem olmuştur. Devletler bugünün sorunlarına çare ararken aynı zamanda geleceği de planlarlar. 

   Birinci dünya savaşı bittiği zaman Türkiyenin nüfusu 13 milyon civarında idi. En iyi yetişmiş insanlarını savaşlarda yitirmiş, endüstrisini kuracak yetişmiş bilgili insanlarından yoksundu. 2. Dünya savaşına kadar geçen 15 yılda milletin temel ihtiyacını karşılayacak (şeker,kumaş,ayakkabı vsfabrikaları) ancak kurulabilmişti ki 2. dünya savaşı patladı. Bu zaman içerisinde genç cumhuriyeti yönetenler bir yandan sanayi hamlesi yaparken, diğer yandan ülkenin nüfusunu artırmaya çalışıyorlardı, çünkü asker, kalifiye işçi, sanayici, mühendislik ve tıp alanlarında yetişmiş eleman yoktu.

Devlet gelişmiş ülkelerdeki refahı, kendi vatandaşlarına verebilmek için yapılması gerekenleri planlayıp yaparken birinci sıraya milli eğitimi koymuştur. Anadolu da okuma yazma oranı %6 civarında idi. Muhasır medeniyetlerin seviyesine gelmenin tek yolu eğitimli bir milleti oluşturmaktan geçiyordu. Dünya savaşının yeni bittiği sıralarda fakirliğin hat safhada olduğu zamanlardı. Yöneticiler eldeki nüfusu eğitmek, okul çağı gelen çocuk ve gençlere okullar yapmaya çalışıyorken, ülkesinin geleceğini kurgulamak, ona uygun askeri, sanayi, tarım, eğitim, sağlık, nüfus alanlarında planlamaları yapmak zorundaydı. Ülkemiz 50 yıl içinde 2 dünya savaşı görmüş ve öncelikler, duruma göre yer değiştirmiştir. Savaşacak asker sayısı önemli olduğu için nüfus artışı hep desteklenmiştir.

Nüfus artışına paralel olarak sanayi gelişmediğinden işsizlik hep sorun olmuştur. Modern devlet de planlama önemlidir, ülkenin her konusunu gelecek 5 yıl, 10 yıl, 20 yıl gibi kısa orta uzun vadelerde planlanır ve gelişen yeni durumlara göre de güncellenir. Ülkemiz bugüne kadar biriken problemin peşinden koşarak çözüm üretmeye çalıştı. Ancak nüfus artışını sanayisine ve ekonomisine uygun olarak planlayamadı. İş alanlarına göre orantısız artan nüfus her zaman işsizliği körükledi.Devletin hizmet vermesi gereken bütün alanları masaya yatırıp planlamaları uygulamaları eşgüdüm içinde yapılsaydı,bugün işsizlik problemi dahil çok konu aşılması gereken dağlar olarak karşımıza çıkmazdı

Eğitimini bitirip çalışma hayatına atılacak gençler için iş alanları planlamalıdır. Bu planları yaparken özel sektör ve devletin kuracağı sanayi tesislerini veya oluşturacağı iş alanlarını, mezuniyet alanlarına göre planlamalıdır, devlet özel sektöre vereceği destekleri de planları doğrultusunda açıklamalı ki yatırımlar boşa gitmesin. Memleketin işvereni iş yeri açma veya fabrika kurma izni istediğinde devlet kendi vizyonuna uygun işler için izin ve ruhsat vermeli.

 Sanayi ve çalışan dengesini, doğru kurmak çok önemli, yapılacak yatırımların oluşturacağı iş alanlarına göre önceden öğrenciler bilgilendirilirse öğrencide, okuyacağı fakülteyi ona göre seçer.  Devletin ilgili birimleri bu çalışmaları önceden yapıp vatandaşları bilgilendirmediği takdirde mezun olanlar işsiz otururken, işverenler çalıştıracak kalifiye eleman bulmazlar.Ülkenin nüfusu okul sayısı, tarımda çalışacak işçisi, sanayide çalışacak işçisi ve şehirlerde çalışacak servis hizmetlerine varıncaya kadar, çalışacak insan sayısına göredevlet iş verecek şekilde kendini ayarlamalı veya nüfusunu kontrol altına almalıdır. Aksi durumda işsizlere her yıl 2 milyon kişi eklenir.

** Dünyanın gelişimini önceden görerek hangi alanlarda yatırımlar yapılacağı tespit edilip yukarıda saydığımız okul ve iş alanlarına insanımız yönlendirilmeli ki, devletin kaynakları heba olmasın. Son 30 yılda ülkemizde olduğu gibi her10 yılda bir meslek öne çıkar iyi para kazanır, herkes ona yönelir 5 yıl sonra o okulları bitirenler, iş bulmakta zorlanırlar ve üniversiteli hamal olurlar. Plansızlık örneği  ( 80 li yıllar inşaat mühendislerini yılı idi,90 lı yıllar bilgisayar mühendislerinin yılı idi, 2000-2005  futbolcu yılları idi, 2005-2015 inşaat müteahhitlerinin yılları 2015-2020   aşçı yılları,oldu.Bu arada devlet çalışanı olmak en gözde iş çünkü meslek değil ).

Ülkemizde bilgiye dayalı iş kurma devlet tarafındankurumsallaştırılmadığından, sürü pisikolojisi ile hareket ediliyor. Tarım da bu sene hangi ürün para kazandı ise sonraki iki yıl o ürün zarar eder. Çünkü sürü mantığı ile hareket edilir.(Hamza beyler geçen sene nohut ekti çok para kazandı bu sene bizde ekelim denir, ürün hasat edildiğinde arz fazlası meydana gelir, herkes zarar eder. Yatırım boşa gider milli servet heba olur. Sanayide hangi ürün bu sene para kazanıyorsa yine sürü mantığı devreye girer ikinci yılda o ürünü yapan fabrika sayısı en 2 katına çıkar, arz fazlası meydana gelir hep beraber zarar ederler. Yatırım boşa gider milli servet heba olur. Küçük esnaf dediğimiz mahalle arasında servis hizmeti veren işlerde her çırak bir gün dükkan açar patron olur. Dükkanını da patronun karşısına açar pastayı ikiye böler, patronda çırakta zarar eder. not (ülkemizdeki lokanta sayısı nüfusun dörtte birine eşittir 4 kişiye bir lokanta düşer).

Devlet elindeki milyonlarca bilgiyi kullanarak ruhsatlandırmayı ve yatırımları yönlendirmeyi yapsa, ülkenin ihtiyacını bilse ona göre ruhsat verse veya vermese müteşebbise yatırım yapılacak başka alanlar gösterse hiçbir yatırım boşa gitmeyecek milli servetler heba olmayacaktır. Meslek odaları kayıtlarına baktığımızda her yıl binlerce şirket kurulur, binlercesi de kapanır. Sürü mantığı ile çalışmanın sonucudur. Neden böyle zarar eden işlerin yapılmasına müsaade ediliyor?. Çünkü iş başına gelen insanların daha önceden çözümler ve yönetim konusunda hiçbir çalışması olmamış, hazırlıksız aniden yönetime gelmişlerdir. Bu hazırlıksızlık durumu ülkemizde uzun yıllardır devam etmektedir. Korkarım önümüzdeki yıllarda digitalleşme ile işsizlik sorunumuz daha da büyüyecek, çünkü robotlar  çalışmaya başlayacak, endüstri 4.0  da ışıksız fabrikalar geliyor.

Bizde bu vatanın bir evladı olarak bilgi çağında işsizliğe çözüm olması ve endüstri 4.0 a hazırlık olması açısından bir projeyi anlatmayı düşündük. Ülkemizi bilgi çağına hazırlamamanın alt yapısını yapalım.

                                                                BİLGİ ÇAĞI

Bilgi çağı nedir, sorusuna önce cevap arayalım. Bilgi insan zekasının hayatı kolaylaştırmak için ürettiği ürünlerdir ve bunu biz varoluşumuzdan bu yana kullanıyoruz.  Eskiden az bilgi vardı nesilden nesile kolayca aktarılıyordu. Bilgi çoğaldıkça kağıtlara yazmaya başladık daha çoğalınca arşivlemeye ve kitap yazmaya başladık. Arşivdeki ve kitaptaki bilginin kullanılması ve erişilmesi uzun zaman alıyordu. Arşivlerdeki bilgiler, ham veri idi, bunların işlenmesi ve değerli data haline gelmeside zor işti.Bilgiler bilgisayara aktarılmaya başladıktan sonra kolay erişilir ve işlenir oldu. Bilginin işlenmesi demek bilgi çağının başlaması demekti.Bilgiyi işlemekten kastımızı şöyle izah edeyim. vatandaş hastaneye gidiyor ve muayene olmadan önce şahıs bilgilerini veriyor. Sonrada muayeneye giriyor tahlilleri yapılıyor, tahlil bilgileri ve muayene bulguları bir yerlere kayıt ediliyor, sonra teşhis konuluyor, hastalıkbelli oluyor kanser olsun. Elde edilen bilgiler işlenecek ham bilgilerdir. Doktorlar o hasta için gerekeni yaparlar. Sağlık bakanlığı kayıtlarına girerek Türkiyede kanser hastası olan, kaç kişi var,yaşı kaç,k/e mi,yaşadığı il, hangisidir bul dediğimizde 3 dakika içinde sonuçları alır ülkenin kanser haritasını çıkarırsınız. Bu bilgileri toplarken hastanın yediği içtiğine kadar bütün bilgileri kayıt altına alıp neden ülkemizin bu bölgesinde kanser hastalığı çok yaygın olduğu sorusunun cevabını bulursunuz. Devlet tedavi etmeden önce hastalandırmamanın yolunu bulmalıdır, çünkü önlemek tedaviden ucuzdur.Eski hastane sisteminde arşivden bu bilgiyi alıp kullanmak aylar alırdı. Şimdi kısa zamanlarda böyle bilgiler toplanarak insanlar tarafından değerlendirmeye tabii tutulup çözüme yönelik sonuç elde edilir. Bunun gibi bilgileri data haline getirildikten sonra kullanıma sunulmasıyla bilgi çağı başlamış oldu. Hemen herkesin evinde bilgisayar var ama insanlar internette gezinmek ve oyun oynamak için kullanıyor.

               Bu bilgisayarlar yurt dışından satın alınırken tanesine 7000 tl -15000 tl arasında bir para ödeniyor,oyun ve internet bu makinaların % 20 yeteneğini kullanıyor.

Herhangi bir ilimizde bir kurumun uhdesinde bilgisayar merkezi kuralım. İşsiz gençlerden isteyenlere erişim ve dersler bedava olmak üzere hepsine program yazmayı öğretilim. Bugün evlerde okul dersleri televizyon kanallarından veriliyor, aynı şekilde programlama dersleri verilebilir. Bu kanallardan veya kuracağımız bilgisayar merkezinden her türlü bilgi teknolojileri ve yazılım dillerinde online, offline eğitim verilebilir. Dersleri bitiren öğrencilere onlınesınav yaparak eğitim sertifikaları verilir. Öğrenciler yetiştikten sonra oyun programları vediğer (güvenlik,virüs,sistem, iletişim, gibi) konularda program yazmaları istenir. Yazılan her programlar kurulacak merkezde toplanır, değerlendirmeden geçirilerek (program kullanılsın ya da kullanılmasın) ücreti mutlaka ödenir.  AMAC GENÇLERİ YAZILIMCI YAPMAK YAZDIĞI PROGRAMLARI SATIN ALMAK VE ÜLKEYİ GELECEĞE HAZIRLAMAK.

Yazılan bu programlar dünyaya açık bir server üzerinde bedava yayınlanır. Yazılan oyun programlardan yılda bir tanesi tuttuğu (tetris,game of thrones gibi)  zaman yeni sürümünü paralı yaparsın. İşte buradan gelecek paralarla ile gençlerin yazdığı programları satın alırsın. Örnek olarak size (Google store ,playstore). Oyun çok tercih edilirse de oradan gelecek gelirin yarısı yazılımcıya verilir. Ülkemiz gençliği dünyaya açılmış olur kazandıkları paralarda onları teşvik eder. Ben burada oyun programlarını hep örnek gösterdim ama onun dışındaki programlarda çok önemli. Bir zaman geçtikten sonra program store haline gelir ve dünyanın her yerine yazılım satılır. Sadece hayal edin ve kurun, başarı onun arkasından gelecektir. Ben bu ülkenin gençliğine güveniyorum, ülke insanını potansiyel hımbıl gibi görmek yerine bu potansiyeli kinetik enerjiye çevirmenin yoluna bakalım. Bu sayede 21. Yüzyıla ülkemizi hazırlamış oluruz. Bunun en güzel örneği Hindistan, dünyanın her yerinde hintli yazılımcılar var, kullandığımız programların çoğunu onlar yazıyorlar. Bizde anlattığımız gibi gençlerimizi yetiştirirsek gelecekte teknoloji dünyasında bizde hakkımız olan yeri alırız. Ülkemiz geleceğini kendi eline almış olur.   

 

Saygılarımla Erdal ÖZÇELİK

 

 

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları