BAŞKON VE TÜRKİYE’NİN SORUNLARI
.

 

          Başkent Ankara ve Anadolu Konfederasyonu siyaset üstü gönüllü bir sivil toplum kuruluşu olmakla beraber Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin geleceği konusunda toplum içinde görüş, fikir ve proje üretmek için çalışan bir kuruluştur. Üyelerimizin her biri gördükleri yanlışlıkları, hataları ve eksiklikleri tespit eder, ülkemizin her ilinden doğan bir güneş gibi milletimizi aydınlatır, devlet idaresindeki yetkililere yardımcı olur, yol gösterir, çözüm üretir.

     BAŞKON Üyelerine düşen görev, 29 Ekim 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu devleti muhafaza etmek, topluma öncülük etmek, Devlet-Millet-Ordu işbirliğini güçlendirmek, iç ve dış tehditlere karşı toplumu uyandırmak, ülkemizin her tarafında “iyi insan iyi vatandaş” yetişmesini sağlamak, araştırma, geliştirme, iyi bir iletişimle kendi insanımız için yerli ve verimli üretime katkıda bulunmaktır.

      Üçüncü Sektör olarak BAŞKON un görevi, Vatandaşlarımızın hayat standartlarının yükseltilmesine, mutlu ve huzurlu yaşamasına, bilgili ve bilinçli olmasına yardımcı olmaktır. Toplumda liyakatli, adaletli, çalışkan ve dürüst, içten vatanına bağlı insanlarımızı en iyi şekilde değerlendirmek, BİLGİ TOPLUMU oluşturmak ve toplumsal barışa katkıda bulunmaktır.

       Temeli Türk Kültürüne dayanan kurduğumuz, geliştirdiğimiz, koruduğumuz Cumhuriyetimizin milli ve manevi değerlerine, temel hak ve hürriyetlere sahip çıkmak, her BAŞKON lunun asli görevidir. Demokratikleşme, sağlıklı, sürekli ve istikrarlı girişimlerde her birimiz örnek ve toplumun en güvendiği insan olmak zorundayız. BAŞKON ÜYELERİNİN kanaat önderleri Yusuf Has Hacip’tir, Ahmet Yesevi’dir, Mevlana’dır, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Hacı Bayramı Veli ve Aşık Paşa’dır, Mustafa Kemal Atatürk’tür. BAŞKON ÜYELERİNE ışık tutan anlayış ve söyleyişleri şöyle sıralamak mümkündür:

Hz. Muhammed, “ İnsanların hayırlısı insanlar için en yararlı olanıdır.” “Hak edilerek kazanılan az bir şey, Haksız olarak kazanılan çok şeyden daha iyidir.” 

Yusuf Has Hacip, “Dünyada seçkin ve içten bağlı kimseler bulunmasaydı, insanlık kemale erişmezdi.”

“ Akıl süsü dil, dil süsü söz, insanın süsü yüz, yüzün süsü göz.”

Mevlana, “ Dili ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır.”

“ Benlikten çık, insanlarla bir ol! Kendinle bir olursan bir damlasın! İnsanlarla bir olursan bir deniz!”

Mustafa Kemal Atatürk, “ Hakikati konuşmaktan korkmayınız!” “Çalışmaksızın, fikri gelişme ve ahlaki olgunlaşma da mümkün değildir.”

“Bir millette, özellikle bir milletin iş başında bulunan yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.”

Yunus Emre, “ Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz.”

Hacı Bektaşi Veli: “ Kırılsan da incitseler desen kırma, sen incitme.”

Namık Kemal, “Tembellik, ölümün küçük kardeşi, sefalet ise, hayatın büyük düşmanıdır.”

Hilmi Ziya Ülken, “ İnanmak kemale doğru yol almaktır. Hakikati görmek ve dünyaya hakim olmaktır.

Mehmet Akif Ersoy, “ Girmeden tefrika bir millete giremez düşman, toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”     

Milli ve manevi değerlerin erozyona uğratıldığı bir dönemden geçiyor,  var olmakla olmamak ile karşı karşıya olduğumuzu bu bakımdan da ülkemizin KÜLTÜREL GÜVENLİK KALKANI önlem ve projeleriyle korunması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için, ÜLKEMİZİN İLK PROBLEMİ  yap- boz tahtasına dönen MİLLİ EĞİTİM dir.

Lise giriş sınavları 5 defa, üniversite giriş  3 defa, 2017 yılında da derslerdeki müfredat bilimsel gerçeklere göre değil, ideolojik görüşlere göre değiştirilmiştir.

EĞİTİM SİSTEMİ, siyaset üstü yapıya ulaştırılmalı bütün fertlere milli kimliği kazandırarak birleştirici ve bütünleştirici olacak şekle kavuşturulmalı, ilkokullar 5,ortaokullar 3, liseler 3 yıl olmalı,1.5 milyon öğrencinin açık öğretim liselerine gitme zorunda kalması önlenmelidir.

TÜRKİYE İYİ BİR TARIM ÜLKESİDİR, Tarım ürünlerinin üretiminde iş gücünü teşvik edici önlemler alınmalı, imar yoluyla tarım dışına çıkarılan araziler de koruma altına alınmalıdır.

Üretim ve alan bazlı çiftçi desteklerinden vazgeçilmeli, üretime yönelik yeni destek modeli oluşturularak, “çiftçi aile modeline “ göre devlet desteği verilmelidir. Üretim yapan ailelere gübre ve mazot devletçe karşılanmalı, çiftçiye nakit ödeme yapılmamalıdır!

Türk Tarımını ve tarım ürünlerini ortadan kaldıran destek fonları kaldırılmalı, bütün denetim ve destekler ülkemizin geleceğini garanti altına alan Tarım politikalarıyla geliştirilip zenginleştirilmelidir.

Sürdürülebilir istikrarlı aile işletmeciliği sistemi teşvik edilmeli, Türkiye’nin merkez ülke stratejisi konumuna göre her bölgemize özgü Ortadoğu ve dünya piyasalarını elinde tutan BÜYÜK TARIM ALANLARI kurulmalıdır.

Tarımda çalışan faal nüfusun tarım dışına çıkışı ve iç göç hareketlerine çare aranmalı, ülkemizde üretebileceğimiz ithal ürünlerle ilgili çalışmalar yapılmalı, ithalatı teşvik edici vergi indirimleri yerine üreticiler desteklenmelidir.

NÜFUS VE EKONOMİ DE GÜÇLÜ OLUNMALI, ARTAN NÜFUS DİKKATE ALINDIĞINDA, EKONOMİK BÜYÜME ORTALAMASI DÜNYA SIRALAMASININ ALTINA DÜŞME RİSKİNİ GÖZ ARDI ETMEMEK GEREKİR.            Ekonomimiz tüketime, hizmet ve inşaat sektörüne dayalı olarak büyümekte olup, yüksek teknoloji üretimine ağırlık veren bir yapılanmaya geçmek zorunda olduğumuzun bilincinde olmalıyız! Bunun için, üstün nitelikli vasıflı İNSAN GÜCÜ sayımızı hızla artıracak önlemler alınmalı, Yüksek Teknoloji Üretim Merkezleri kurmaya insanlar teşvik edilmelidir.

ANKARA - AKDENİZ TURİZMİNİN GELİŞTİRİLMESİ  turizmin geleceği için önemlidir. Başkent Ankara’nın tarihi ve kültürel kimliği ile Antalya, Alanya, Manavgat, Side, Belek, Kemer, Göynük, Finike ve Kaş Kepez, Korkuteli turizminde ortak noktalar kültürel ve turistik açık hava müzeleri işbirliği kurulmalıdır.

Alanya  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gemi seferleri başlatılmalı, Alanya Konya yolu üzerinde Botanik Dinlenme Dağ Tatil Köyleri oluşturulmalı , Alanya’nın eski turizm yoğunluğuna kavuşturulması için yeni projeler geliştirilmelidir.

Avrasya, Asya ve Avrupa yollarına cazip gelecek öğrenci transferlerinin kalıcı hale gelmesi için, ANTALYA  da bütün branş ve bölümlerin olduğu İPEK YOLU ÜNİVERSİTESİ KAMPÜSÜ acilen kurulmalıdır.

Alanya Dağ yamaçlarında oksijen bolluğu değerlendirilmeli ve bütün Akdeniz ülkelerine hitap edebilecek Hastaneler ve tedavi merkezleri yapılmalıdır.

YÖNETİM ve YÖNETİŞİM stratejileri ülkemizin gelişmesinde, toplumun sağlıklı istikrarlı ve huzurlu olmasında, psikolojik mücadelede önemli yer tutmaktadır. Özellikle liyakatli bürokratlara fırsat verilmesi devlet idaresinde önem arz etmektedir. Bürokratların Milli Güvenlik bilgilerine de sahip olmaları için eğitimden geçirilmeleri zorunluluktur. Devlet yönetiminde şahıslar değil, kurumlar ön planda tutulmalı, devlet dairelerinde, belediyelerde işi olan vatandaşlara “Kime geldin? Kimi ziyaret edeceksin?” değil, hangi birime hangi müdürlüğe, hangi şubeye, hangi daire başkanına gideceği sorulmalıdır! Özellikle bütün kurumlarda protokol uzmanları en güvenilir kişilerden oluşturulmalı ve çok yönlü eğitilmeleri sağlanmalıdır!

HUKUK VE DEMOKRASİ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hukuk Devletidir ve bu durum her bakımdan toplumda hissedilmelidir. Toplumda Adalet sistemine güven oranı yükseltilmelidir. Yargının da yasama ve yürütme gibi egemenlik yetkisi olduğu unutulmamalı, yönetenlerinde hukuka uymaları, denetim mekanizmasının işletilmesi sağlanmalı, her yönetici bu konuda örnek olmalıdır! Demokrasinin temel ilkesi, kuvvetler ayrılığı, bağımsız ve tarafsız yargıdır.

DIŞ POLİTİKA VE MİLLİ BİRLİK

Ülkemizin stratejik ve jeopolitik konumda olması, devletin varlığı ve yokluğu mücadelesi, küresel güçlerin çatışmaları, karıştır, istikrarsız ortam yarat politikaları, terör odaklarını desteklemeleri, milli birliği ve beraberliğin yüksek düzeyde olmasını zorunlu kılmaktadır. Fırat Kalkanı Harekatı, İdlip ve Afrin’deki Hareket, Ovaköy sınır kapısının açılması Türkiye için çok önemlidir. Kerkük başta olmak üzere Türkmenlerin de yönetimde yer alma çalışması yapılmalıdır.Sosyal hayatı etkileyen 5 Milyonu geçen mülteciler sorununa çözüm getirilmelidir.Türkiye, komşu ülkeleriyle olan diyaloğunu derinleştirmeli, Karadeniz Ekonomik İşbirliği, D 8 , Sadabat Paktı benzeri  ve Türk Dünyasına yönelik çalışmalar istikrarlı bir şekilde sürdürülmelidir. Vatanımız Türkiye’nin güvenilir ve güvenli bir ülke olma politikası kalıcı olarak uygulanmalıdır. Risk,tehdit ve fırsatlar zamanında kontrol altına alınmalı ve değerlendirilmelidir.

   

     

                                       

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları