GENEL HABERLER

BAŞKENT ÖDÜLLERİ VE BAŞKON
.

 

            Anadolu'nun aziz şehrinden, Elazığ'dan, Türkiye'nin kalbine selam getirdik, Gakgoş'un selamını... Seymen'e selam olsun dedik, BAŞKON'A, Kırmızı Türk Ajansı'na. Oradaki isimsiz kahramanlara, Anadolu gibi yüreği bire bin verenlere... Alkış sizedir bugün, takdir...Kabul edin lütfen.

            Davete icabet gerekir, dedik ve geldik Ankara'ya.

         Gül bahçesine girende de gül kokusu gelir.

         Bizlerin üzerine sinen gül kokusu Ankara'dan Türkiye'mizin şehirlerine yayıldı.

         Ve o kokuyu ifade etmezsek eksik kalır diye düşündük.

         Teşekkür babında kelamın kibarı kavlince yazmaya çalıştık. Ve her ne söylersek söyleyelim illa ki eksik kalacaktır bunun da idrakinde olduğumuzu beyan ederiz.

         BAŞKON  bir markadır.

         Ve size değer katmaktadır.

         İnci madeninde sizler de inciyle aynı kırattasınızdır.

         Ve bu güzelliğin, parlaklığın ve zarafetin ev sahibi de BAŞKON'DU.

         Mühim olan takdir edebilmektir, övebilmektir ve harbiden sevebilmektir.

         Ve  marifetin de iltifata tabi olduğunu bilmektir.

         Ve BAŞKON bizce  bütün güzellikleri hak etti  dedik ve yazdık BAŞKON'U.

         Güzelliğe atılan imzanın BAŞKON olduğunu gördük ve bu güzelliğin Ankara'dan coşkun bir sel gibi akıp Türkiye'nin dört bir yanına taşındığına şahit olduk.

         Övgüyse en kralı sizedir.

         Takdirse marifetiniz zaten olanca azametiyle zahirdir.

         Tenhada hicvedip zahirde övenlerden değiliz.

         Tenhada ve zahirde sizleri beğenenleriz.

         Baş koyanları gördük bu yola, iyiden, güzellikten ve kıymet bilirlikten yana!

Emekleri boşa çıkmadı ve yorgunluklarının üzerine orta şekerli bir kahve gibi geldi ödül töreni. Devasaydı tören;  Zafer KİRAZLAR,Levent ÖZÇELİKLER, Mustafa ÖZARSLANLAR, Suat SANCAKLARIN olduğu bir ortamda bulunmak ve o havayı solumak özeldi.

         Daha ismini sayamadığım onca değer.

         İnanın buna değer.

         Hoş görün iltifatımı, kabul edin hüsnü zannımı.

         Kapsamlı ve kaliteliydi.

         Derdi memleket olan insanların yan yana geldiği bir mekândaydık.

         Bundan daha iyisi can sağlığı hepimize.

         Siyasetçisi de oradaydı, çiftçisi de.

         Yazarı da, şairi de.

         işadamı da, iş kadını da.

         Üreticisi de, sunucusu da

         Oyuncusu da, radyocusu da

         Televizyoncusu da, gazetecisi de.

         Ünlüsü de, ünsüzü de.

         Daha ne olsun?

         Yahya Kemal "Ben Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü sevdim." der. Bizler de her yerin Ankara'ya dönüşünü sevdik ve bunu sizlerin sayesinde bizatihi yaşadık.

         Bizler de sizler gibi memlekete hizmet etmeyi dert edinmiş olanlarız. Sayın Mehmet AKYOL'UN şahsında BAŞKON'UN bu yolda yalnız olmadığını ve bizlerin de birer BAŞKON tarafı olduğumuzun bilinmesini istiyorum. Bu ülkenin; derdi olan ve bu derdi memlekete hizmet olarak sunan, değer olarak katan, kıymet olarak bilen insanlara ihtiyacı var. Hiçbir makam gözetmeden hiçbir çıkar peşinden koşmadan bu ülkeye verebileceğimizin en iyisini vermeyi dert edinmişiz kendimize. Ayhan SüMERLER kolay yetişmiyor bu ülkede onu gördüm. Kolay değildi onlarca ödül ve farklı alanlarda. Program sunucularının sempatikliği ve işleri yola koyuşları da ayrı bir meziyetti.

         Siz ayna oldunuz bizlere. Bizler de o aynadan yansıyan güzellikler olduk ülkeye. Gönlü temiz olmayan bizi anlamaz ki! Kalbi pak olmayan bizi görmez ki! Bu ülkede gören gözlerin de olduğunu hatırlattı bize BAŞKON.

         Sunucusundan işadamına, işadamından üreticisine, üreticisinden şairine, şairinden yazarına kadar kocaman bir yürek olduk biz o gün Ankara'da. Bu yelpazeyi sağlayacak olan var mı? Bu cesaret isteyen muazzam töreni ortaya koyabilecek olan var mı? Yürek işidir hizmet. Ve ben orada BAŞKON ailesinin yürek atışını, heyecanını ve enerjisini bizatihi yaşadım.

         Kalp Ankara ise vücudun geri kalan kısmı da Anadolu'dur. Bizler de o vücuda kanı götüren ana damarlarız. Ülkenin en kılcal damarına kadar sirayet ediyoruz ve yüreğimizde olanı güzel ülkemiz ve insanlarımız için büyük bir cömertlikle sarf ediyoruz. Şehitlerimizin canlarını feda ettikleri vatana bizler dünya malını vermişiz ne ki?

         Mevlânâ Hz. anlatıyor: Çinli ressamlarla Rum ressamlar iddiaya tutuştular. Çinliler: 
“Resim sanatında dünyada bizden daha üstünü yoktur” dediler.  Buna karşılık Rumlar da: “Hayır bu iddianız doğru değildir, biz daha mahir kişileriz” dediler.  Bu iddialar adil padişahın kulağına gitti. Padişah:  “Sizi imtihan edeceğim, bakalım hanginizin dediği doğru” dedi.  Çinli ve Rum ressamlar hazırlandılar. Kapıcılar karşı karşıya iki odadan birini Çinli ressamlara, diğerini Rum ressamlara verdiler. 
         Çinli ressamlar padişahtan yüz türlü boya istediler. Padişah bunun üzerine hazinesini açtı. Çinli ressamlara her sabah hazineden boyalar verilmekte, onlar da bu boyalarla çeşitli resimler, süsler yapmaktaydılar.  Rum ressamlar ise:  “Pas giderilmeden ne boya işe yarar, ne de resim” diye düşünüyorlar, duvarları ha bire cilâlayıp duruyorlardı. Öyle cilaladılar ki, duvarlar şeffaf bir ayna gibi oldu. 
         Nihayet Çinli ressamlar işlerini bitirdiler. Hepsi de iddiayı kazanacaklarından emindiler ve çok sevinçliydiler. Padişaha haber verildi. Padişah gelerek önce Çinli ressamların resim yapıp süsledikleri odaya girdi, resimleri gördü. Çinlilerin resimlerini fevkalade güzel buldu.  Çinli ressamların eserini beğenerek takdir eden padişah, Rum ressamların çalıştıkları odaya girdi.  Bu arada, bir Rum ressam Çinli ressamların odalarıyla aralarında bulunan perdeyi kaldırdı. Çinli ressamların yaptıkları süsler ve resimler bu odanın cilalanmış duvarlarına aynen yansımıştı. Çinlilerin odasında ne varsa, aynı resimler burada daha güzel ve daha parlak bir biçimde görünmeye başlamıştı. Oda kelimelerle tarifi mümkün olmayan bir haldeydi ve bu haliyle Çinli ressamların odasından çok daha güzeldi. Rum ressamların resimlerini daha çok beğenen Padişah, Rum ressamlarla Çinli ressamları karşısına alıp, şöyle dedi: "Kalbinizi cilalayın ve hakikatler ile arasındaki perdeyi kaldırın. O zaman her şey daha güzel görünecektir!”

            Sizler BAŞKON Ailesi olara kalplerinizi cilaladınız ve bizlere kendi güzelliğimizi gösteren bir ayna oldunuz.

            Sizleri kocaman alkışlıyorum.

Gürhan GÜRSES, ELAZIĞ

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları