ANADOLU SAHİPSİZ Mİ BIRAKILMAK İSTENİYOR ?..
.

            BİZ BÖYLEYİZ ARKADAŞ

 

     Ülke olarak sadece son bir ayda yaşadıklarımıza baksak bile, yüz yılların birikimini görürüz.

Soma faciası..

Tekmelenen ve tokatlanan acılı vatandaşlar..

Ve Soma’daki 301 şehidimiz ile ilgili yapılanlar.

Aslında millet olarak birleşmemize ve birbirimizi anlamamıza çok çok katkısı olduğu bir gerçek!

Keşke faturası bu kadar kabarık olmasaydı..

Terör bitti!

Doğu Türkistan, Irak, Mısır, Libya ve Suriyedeki katliamlar..

Ukrayna’daki oldu bittiler ve Tatar Kırım Özerkliğine tecavüz!  olaylar ise devam edip gidecek gibi.

Akaryakıta yine zamlar…

Almanya, AB ve ABD’nin bizlere bakışı..

Dersanaler meselesi, yani milliyi zaten bıraktık, eğitimin çökmüş hali ortada.

İşin esası memleketimden manzaralar.

Şehir merkezlerimizdeki hemen üç binadan birisi “DERSANE” binası..

Ve en önemlisi Güneydoğu unutturuluyor yani canbaza bak meselesi.

Hani KCK operasyonları ne oldu? Bu konu zannedilenden çok mühim bir mesele..

Cumhurbaşkanlığı seçimi ana konumuz.

 

   TV’de ya da radyoda, haber okuyan spikere haberler bittikten sonra teşekkür etmek ne kadar anlamlı ise; sokağına asfalt dökülen vatandaşın belediye başkanına yada devlet memuruna teşekkür etmesi, ona Allah razı olsun demesi de o kadar anlamlı!.

Biz bunların yani haber okuyan spikerin görevinin bu olduğunu bildiğimiz zaman veya devletin yada belediye başkanının esas görevinin halka hizmet olduğunu kabul ettiğimiz zaman demokrasiyi hazmetmeye başladığımıza veya demokrasiyi kavradığımızı düşünüyorum.

  Gel velakin bizim memleketimizde kişilere ve siyasi görüşlere göre değerlendirmek artık çok normal bir hal aldı!

    Bu ülkeye ve dinimize mezhepçilik ne kadar zarar veriyor ise bence şu anki particilik anlayışımız Türkiye’mize daha çok zarar veriyor.

    Ve maalesef bütün değerlendirmelerimizin ölçüsü ve kriteri de; senin adamın benim adamım, senin partin benim partim halini aldı.

    Ve yine en kötüsü bütün bunlar normalmiş gibi kabul edilir hal almasıdır.

 

     Buralarda ise örgütlü olan toplumlar çok kârlı çıkıyor. Her türlü nimetten  yararlanıyor. Karadenizliler, Kürtçü kökenliler, azınlıklar vs böyleler (!).

     Ya benim Anadolu insanım ne oluyor?.. Hatta Başkent Ankara gibi memleketler ne oluyor? Üvey evlat deyimi bile çok hafif kalıyor. Memleketin ne yönetiminde nede nimetinin paylaşımında hak ettiklerini alabiliyorlar!.

     Bizler artık öz vatanımızda “ teba ” yani sadece yönetilen kalabalıklar durumuna düşürüldük.

 

   Adeta sahipsiz konumundayız.

 

Türkiye’deki bütün dengeler kişilere bağlı hale gelmiş durumda. Kurumsallaşma istenilen düzeyde değil.

   Öyle ki bugün bu koca ülkede yani “Büyük Türkiye”de dünyanı en saygın devletlerinden biri olan;

     Türk ve İslam alemi yanında bütün mazlum milletlerin sesi ve umudu olan ülkemizde, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın köşke çıkmasından sonraki tabloyu hiç kimse hayal bile edemiyor!

    Zaten hesaplarında buna göre yapılmaya çalışıldığı konuşulmaktadır.

    Bütün taşlar yerinden oynayacak. Sadece Türkiye Cumhuriyetinde değil bütün dünya alemde bu böyle olacak gibi görünüyor…

***

   Misafir bizim baş tacımız. Yemeyiz yediririz, içmeyiz içiririz.

    Trafikte ise babam olsa tanımam deriz. Yollar sadece bizim için yapılmıştır sanki..Kimseye yol vermeyiz. Bize korna çalan bir kişi, anamıza avradımıza küfür etse daha iyi bir yankı bırakır içimizde.   Hele sollayan biri oldu mu, o kişi yandı demektir.

Devamlı telefonla meşgul olmak ise çok önemli biri olmanın en iyi göstergesi ve de belirtisi..

İşte biz böyleyiz işte.

 

Büyük Türk Milleti- Anadolu’nun saygı değer insanları, unutmayınız ki her şeye rağmen  yarınlar bizim, yarınlar bizim olacaktır, cümle aleme kutlu olsun.

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • halil lafcı tarafından 2014-06-10 13:44:57 tarihinde yazıldı.
    ulkenin gerçekleri tesekkürler

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları