ANADOLU KADINININ GİRİŞİM GÜCÜ
.

 

            Türk Kadını, dürüst, şefkatli ve fedakar özellikleri ile tanınır. Anadolu’da tarih boyunca yurdu, ailesi ve yuvası için çalışmış, sırası gelince de cepheye koşmuş, canını vermekten kaçınmamıştır. Acı ve tatlı anlarda erkeğinin yanında yer almış, vatana ve millete değerli evlatlar yetiştirmiştir. Kadınımızın yaratıcılığı, üretken ve etkinliği her dönemde kendini göstermektedir. Kadınlar yaratıcı ve koruyucu gücü ile bazen ülkesine egemen bir yönetici, bazen hayırsever bir vatandaş, sanatların koruyucusu, öğretmen, iş kadını, yazar ve sanatçı, her zaman aileyi yönlendiren bir anne olmuştur.

            Her dönemde farklı kimliklerle ortaya çıkan kadınlarımız Anadolu’da da 9000 yıllık Anadolu kadınının serüvenini ortaya koymuş ve ürettikleri eserleri Anadolu medeniyetine yansıtarak müzelerimize taşımıştır. 

            Dede Korkut Hikayelerimizde,  kadınlarımız kahramanlık ve analık temaları ile en ön plandadır. “Kız anadan görmeyince öğüt almaz”, “Ana hakkı Tanrı hakkı” vb. gibi ifadeler Dede Korkut Hikayelerinde sıkça yer alır. Oğlu olan analar ak çadırda, kızı olan analar kırmızı çadırda, hiç çocuğu olmayan analar da kara çadırda oturur. Aile içinde düzeni sağlayan, fikirlerinden görüşlerinden faydalanılan, solduran sop, dolduran top ve evin dayanağı kadınlardır.  

            Oğuz Boylarını yönetenler “Yedi Kızlar”dı. Onlar Sakaların Tomris Anaları idi. Kırgızların atası da “Kırk Kızlar”dı. Onlar da Asya Bozkırlarının savaşçı Alp kızları idi.  Ata binerler, kılıç kuşanırlardı. Savaşta ve barışta, erleri ile birlikte Türk yurduna sahip çıkarlar, çadır kurarlar, keçecilik ile uğraşırlar, nakış ve örgü örerler, kilim ve halı dokurlar, ipek ve pamuk üretirler, bunların yanında şehri korurlardı.

            Orhun Kitabelerinde de “Devleti idare eden Han, Devleti bilen Hatun” birlikte anlam kazanır. “Sadece Han emreder” sözleri ile başlayan bir Emirname çıkartırlarsa geçerli sayılmaz; ancak “Han ve Hatun emreder” başlarsa böyle Emirnameler geçerli olurdu.

            13. Yüzyıl Anadolu’sunda Ahi Evren’in eşi Fatma Bacı’nın kurduğu “Bacıyan-ı Rum” yani “Anadolu Kadınlar Birliği “Anadolu Ahilerinin kadınlar arasında örgütlenen bir koludur. Bu dönemde kültürde, sanatta, edebiyatta, sosyal ve ekonomik alanda kalkınıp gelişmek el sanatlarını üretmek kadınlarımızın hedefi olmuştur. İlkeleri “İşine, eşine, aşına sahip ol” dur. Ahilik kültürü bireylerin hak ve özgürlüklerine büyük önem vermekteydi. Ve yaşam felsefelerinde gözlerini, ellerini, bel ve dillerini tutmayı önemsemişler, kimsenin ayıbını ve kabahatini görmemeye, yasa ve ahlak dışı işlere karışmamaya, kendilerine emanet edilen sırları kendi sırları gibi saklamaya özen göstermişlerdir. Bu dönemde yetim ve kimsesiz genç kızları himaye altına alıp yetiştirmişler, meslek edinme görevlerini üslenmişlerdir.

            Ahi ahlak anlayışından biri de “Elini, yüzünü, gönlünü ve sofrasını konuklara açmak felsefesi de ahilerin yaşam tarzını oluşturmuştur. Konuklarını kardeş gibi gören ahiler, maddi ve manevi varlıklarını onlarla paylaşmışlardır. Yerel ekonomiye katkıda bulunmuşlar, kervanları ağırlamışlar, kervanların yol güvenliklerini de sağlamışlardır.

            Selçuklular döneminde yaşayan Mevlana’ya göre de, “Kadınlar, akıl ve gönül sahiplerine göre pek üstün sayılırlar, cahillere göre değil. Kadın, Tanrı nurudur, sevgili değil. Yaratıcıdır, yaratılmış değil”.

            Osmanlı Döneminde kadınlar, insaniyetin anasıdırlar. Hürrem, Mihrimah, Nur Banu, Kösem ve Turhan Sultanlar hanedanların güçlü kadınlarıdır. Yalnız siyasi otoriterleri ile değil, aynı zamanda banilikleri ile de gündeme gelirler. Mihri Hanım, Ayşe Hupbi Hatun ve Esma İbret Hanım gibi sanatçı kadınlar da yetişmiştir. Bu dönemde kadınlarımız sosyal yaşamı etkilemişler, sanat yapıtları ortaya koymuşlar, hak ve güç sahibi olabilmek için çaba göstermişlerdir. Kadının etkinliğini aile etrafında odaklaştırması ve önemli mesleklerin kazanılması giyimlerdeki zenginlik ile ortaya çıkmaktadır. Kahve içen hanım figürü, kapalı çarşıda alış-veriş yapan hanımlar, mesire ve kayığa binme kültürü, müzisyenlik, Kur’an-ı Kerim, Hilye Levhası ve icazetname yazımları, iplik eğiren kadınlar, el işlemeciliği ve özellikle vakfiyelerin kurulması Osmanlı Kadınlarının sosyal hayattaki etkinliğinin göstergesidir. Bu dönemde eşitlik, özgürlük ve sadelik, saraya ve evlere düzen veren değerlerdir.

            Milli Mücadelemizin kadın üst teğmeni Erzurumlu Gazi Kara Fatma ,“Artık kadın, erkek yok, artık istiklal var!” diyerek kahraman kadınlarımızın Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü belirlemiştir.  Bu dönemde kadınlarımız mitinglere katılmışlar, hükümet yetkililerine telgraflar çekmişler, yaralılara bakmışlar, yiyecek ve giyecek hazırlamışlar, kağnılarla cepheye silahlar taşımışlardır. Bunun içindir ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk” Türk Kadını, dünyanın en aydın, en ağırbaşlı kadını olmalıdır. Türk Kadınının görevi yurdu kafası ile, gücü ile, yiğitliği ile koruyacak ve savunacak evlatlar yetiştirmektir”, ”Dünya’da hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu Kadınından fazla çalıştım, milletime kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim”, diyemez “ demiştir.

            Ziya Gökalp de kadınlarımız için şu dörtlüğü dizelere dökmüştür.

“Bunlar da olmasa kadın insandır, İnsanın en büyük hakkı irfandır. Kadın çalışmazsa, fikri yükselmez. Tabii size o zaman denk gelmez. Kadın yükselmezse, alçalır vatan, samimi olamaz onsuz bir irfan.”

Tevfik Fikret de “Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer” demektedir.

            2015 verilerine göre, ülkemizdeki kadınların iş gücüne katılım oranları yüzde 30,4 iken, dünya ortalaması yüzde 50, Avrupa ülkelerinde ise aynı oran yüzde 52, 3’tür. Kadınlarımızın iş gücüne katılım oranlarını yükseltecek çalışmalar yapılması plan ve projeler hazırlanması ile hayat standartlarını yükseltmek devletimizin en büyük ve en önemli görevlerinden biridir. Büyük düşünürlerden Stuart Mill, “Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakınız” demektedir. Öyle ise ülkemizdeki yüzde 50’ye varan kadın nüfusumuzun hayat şartlarını değiştirecek yeni düzenlemeler gerekmektedir.

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • Gülcan tarafından 2015-12-30 15:10:25 tarihinde yazıldı.
    Türk kadınının çok yönlü kişiliğini özellikle mücadeleci kimliğini çok güzel kaleme almışsınız.Yeryüzünde gördüğünüz herşey KADININ eseridir.M.Kemal ATATÜRK

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları