DİYANET İŞLERİ’NDE BİR İLK VE DİNDARLARDA GİYİM-KUŞAMI MESELESİ

01-12-2017
Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına Prof.Dr. Huriye Martı adında bir kadın atandı. Biyografisine baktım mükemmel. Böyle bir atamaya çok sevindim. Ancak hanımefendinin giyimine-başını örtüş şekline takıldım.

.
     Belki denilecek ki, senin takıntın yeni göreve atanmış bir kadına mı, yoksa İslamiyet’e mi?.. Aşağıda arz etmeye çalışacağım değerlendirmemi okuyunca herkes bu yazıyı ne maksatla yazdığımı anlayacaktır. 
 
• Ben orta yolu savunan bir insanım. Giyim kuşamda bile Türk ve İslam  görselliğinden yanayım; bu nedenle Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına atanan sayın Huriye Martı’nın giysi giyiş şeklini ve başörtü örtüş şeklini eleştiriyor ve acilen orta yolu bulup  örtünen Müslüman kadınının çoğunlukla benimsediği şekliyle icra etmesini istirham ediyorum. Çünkü O, benim devletimin Diyanetinde görev yapmaya başladı ve bundan böyle giyiminden kuşamına, oturuşundan kalkışına, konuşmasından duruşuna kadar dikkat etmesi ve halkımızın çoğunluğunun benimseyebileceği bir görüntü sergilemesi lazım. Tabii biz de onun ilmine saygı duymalıyız ki elette bu manada asla haksızlık yapmamız olmaz. Şahsına ve onu bu göreve getirenlere binlerce teşekkürlerimizi sunuyoruz.
 
 
• Şimdiye kadar Diyanet camiasının çeşitli kademelerinde görev yapan hanımefendilerin kıyafetleri üzerinde araştırma yaptım; diyanet camiasında görev yapan başkan ve yöneticilerinin eşleri, aile efratları üzerinde de çalışmalarım oldu. Hiçbirisinde Diyanet İşleri Başkan Yardımclığına ilkdefa atanan sayın Prof.Dr. Huriye Martı gibi çirkin giyinen, renkler arasında uyum sağlayamayanı görmedim. 
• Bu kadarla kalmadım, her Perşembe akşamı TRT 1’de icra edilen “ Güzel Kur’an Okuyan “ yarışmasına katılan hanım kardeşlerimizin giysilerini  uzaktan uzağa da olsa görselledim. Bir tek hanım kardeşim vardı arka sıralarda Arap modeli (Rabia ) tipi baş örtüş şeklinde olan hepsi o kadar. O yarışmaya katılan kadınların giysilerine bayıldım hepsinden Allah razı olsun. 
 
 
• Kur’an yarışmasının bir de jüri üyeleri var. Her biri birbirinden şık ve zarif giyinen, ilim ve irfanları ile, hele hele hafız oluşları ile, makam ve zaman zaman yaptıkları kısa icraları ile, hatta arada bir yaptıkları esprilerle beni ne kadar mutlu ettiklerini anlatamam. Her perşembe akşamı gece yarılarına kadar beni uykumdan eden, gözyaşı döktüren, huzur veren bu saygı değer hoca efendilere  minnet ve şükranlarımı sunuyorum.  
• Son günlerde Kur’an okuma yarışmasına katılan yarışmacı hocalarımızın-hafızlarımızın- kendilerini geliştirdiklerine şahit oluyorum. Çoğunlukla Türk musikisi ve Türk makamlarını icra ederek gönüllerimizi fethediyorlar. Giyim-kuşamları, tıraşları, saçları sakalları ölçülü, duruşları ve sesleri ile gönüllerde taht kuruyorlar.  
• Bu yarışmada  hem izleyiciler oy kullanıyorlar, hem de jüri üyeleri önce değerlendirme yapıp ikinci merhalede puanlarını veriyorlar. Ben bu işi biraz biliyorsam, okuyanların giyim-kuşamları  jüri üyelerini de, izleyicileri de etkiliyor. İşte bun bunun içindir ki Müslüman öncelikle ilk bakıştaki görüntüsü ile beğeni kazanması lazım. 
 
• İlim ve irfan sohbetlerinden edindiğim rivayetlerden-duyumlardan iki örnek vermek istiyorum; 
1- Camide imam yoksa cemaatin içinden ilmi anlamda en mükemmel olan namaz kıldırır, bu manada eşitlik varsa sesi güzel olan namazı kıldırır, o da eşitse giyim ve kuşamı ile ( hatta yakışıklılığı ile ) iyi görüntü veren namazı kıldırır. 
2- Yine Kur’an ve hadise dayalı olmayan bir örnekleme… Peygamber efendimiz (sav) bir ziyarete ve toplum içine  giderken birlikte gidecekleri  eshabın kılık-kıyafetlerine dikkat ederdi. Ve derdi ki “ Müslüman temiz ve güzel giyinmeli-fark edilmeli.”
 
 
Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Muhterem Huriye Martı kıyafeti ile hemen dikkat çekiyor. Belli ki giyinme zevki yok. Anlaşılan tesettürde modayı hiç takip etmiyor. Şık ve zarif giyinen, ancak İslam’ın şartlarına uygun halinden taviz vermeyen hanım kardeşlerimizle hiç ilgilenmiyor. 
    Öncelikle belirtmeliyim ki, baş örtüş  şekli Arap modelidir (Rabia) örtüş şeklidir . Bazı zihniyetteki Müslüman kardeşlerimizin son günlerde Araplar gibi başlarını örttüklerini biliyorum. Hatta bazıları bunu moda olarak icra ediyor ama bazıları da bilinçli olarak Arap modeli olduğu için. 
      İşte ben buna tahammül edemiyorum; Arap’ın neyini benimsiyorlar anlamış değilim. En güzel olan Müslüman Türk kadının    -orta halli- giyiş ve baş örtüş halidir. Çünkü orta yoldur ve zariftir-şıktır tahrik edici değildir. 
 
 
     Mesela Eski Diyanet İşleri Başkanımız Prof.Dr. Mehmet Görmez’in eşi hanımefendinin giyimi ve baş örtüş şekli, mesela İstanbul Eski Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’ın eşi hanımefendinin giyimi ve baş örtüş şekli ve daha benzeri çok örnek verilebilir.  
     Sonuç olarak, bu çalışmayı kaleme alırken Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına atanan Huriye Martı ‘nın fotoğraflarını temin edip kadınlara ve bu manada söz sahibi olan birçok Müslüman kardeşime sordum.. Sorduklarım arasında Allah’ın bir tek kulu ‘olabilir’  demedi, hoş karşılamadı. 
   Benim maksadım doğruyu bulmak ve Müslüman gibi-Türk gibi giyinip kuşanmaktır. 
    Ben birçok Arap ülkesini gezdim, birçok Arap kardeşimle dost oldum; yedim, içtim, gezdim, dolaştım, ailece dostluk ilişkileri geliştirdim.  Peygamber Efendimiz (sav) in kavminden olan bir nesli sevmez olur muyum… Ancak ben bir başka bakış açısı ile olayları değerlendiriyor ve İslamiyet için orta yolun en doğru yol olduğu kanaatını taşıyorum. 
     Sanırım bu yazı ile kimseyi inciltmiş ve darıltmış olmam. 
MEHMET AKYOL 
0530 464 63 77
ilimveirfan@hotmail.com 
 
 
 
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları