GENEL HABERLER

BİR DE YUMUŞAK DİLLİ VE GÜLER YÜZLÜ OLMAYI DENESEK !
.
 
    Artık yeter, bu kin ve nefret söylemlerinden vazgeçelim. Bu sevimsiz duygular ortadan kalksın. Artık kem gözle bakmak, nefret dili ile hitap etmek, yüksek sesle konuşmak, kışkırtıcı söylemlerle insanları tahrik etme huyumuzdan vazgeçelim.  Ve ne olur, artık ne olur bir de hoşgörüyü kaim kılma yollarını deneyelim.  Kardeşliğimizi yeniden tesis edelim.  Az konuşalım ama öz konuşalım, doğruyu söyleyelim.  Bağırarak, tahrik edici cümleler sarfederek nutuk atmayalım. " Şerefsiz, alçak, mahvedeceğiz , ezeceğiz, kökünü kazıyacağız, yakacağız, yıkacağız " gibi söylemler toplumumuzda rahatsızlık yaratıyor. Bu çirkin söylemleri halkımızın kültür seviyesi yüksek, birlik ve dirlikten yana olan, inançlı ve imanlı kesimi asla duymak istemiyor.  Ve biliyor musunuz, Türk milleti artık hoşgörü istiyor, hoşgörü.  
     Birileri tepedeki büyüklerimize, siyaset sahnesinin baş aktörlerine  bu olumsuzlukları söylemeli, anlatmalı ve hatta ikaz etmeli. Yoksa bu kafa yapısı ile, bu uygulamalarla, bu sert mizaçlı hal ve ahvalleler bu yaşanan melun belalardan kurtulmamız mümkün olmayacak gibi geliyor…
 
BİZ BU REZİL FETÖ İLE UĞRAŞIRKEN ANALAR AĞLAMAYA DEVAM EDİYOR 
 
    Şimdiye kadar yapılan yanlışlıklar, ihmalkarlıklar, hep geride kaldı. O hataların bitmesi  yolunda millet ve devlet olarak ittifak kıldık. FETÖ terörü 250 canımızı aldı. Bizde onlara karşı amansız bir temizlik harekatı başlattık. Ancak biz FETÖ'cülerle uğraşırken şimdiye kadar 40 bin vatandaşımızı katleden PKK şerefsizlerine karşı yaptığımız temizlik hareketi hiç de FETÖ'cülere karşı yaptığımız nitelikte değil gibi görünse de kahramen güvenlik güçlerimiz mücadelesini en iyi şekilde sürdürüyor, ancak hayıflanmamız gereken bir husus var ki, FETÖ başka bir şey PKK başka… Hatta bu PKK ile mücadelenin yönü ve yöntemi böyle değilmiş gibi geliyor bana. Zira her şehidimizin arkasından devlet büyüklerimiz demeç veriyor ama hep havada kalıyor. Hani sık sık diyorlar ya senelerdir, “ Analar ağlamayacak “ diye… Devletimiz büyüktür ve gerçekten de öyle, ancak büyük devlet bir terör örgütünün sonunu senelerdir getiremiyorsa o devleti idare edenlerin bir zaafı vardır demektir; bir yanlışlık var veya bir eksiklik var demektir.   
     Belli ki bu PKK belasından kurtulmak, arada bir yapılan Milli Güvenlik Toplantıları ile olmuyor, olmuyor şimdiye kadar denenmiş tedbirlerle maalesef !.. Mevcut şartlarla (denenmiş tedbirlerle ) çözüm yolu bulunmuyor. O halde kim ne yapacaksa yapsın; yapsın ki yurdumuz bölünmesin, milletimizin bütünlüğü korunsun, korku ve kuşku ortadan kalksın.
 
       PYD DAHA TEHLİKELİ TABİİ 
 
    Bu arada hemen belirtmeliyim ki,  PYD PKK kadar ve bizim için IŞİD kadar tehlikelidir. Hatta coğrafi olarak düşünecek olursak terör örgütleri arasında lojistik olarak en tehlikelisi PYD ve onun uzantılarıdır.  O halde Suriye sınırında öncelik PYD ile mücadeleye verilmelidir. Bu manada Türkiye'nin uyguladığı politika iyiye doğru yönelmiş olsada bazı ülkelerden gelen baskılar sonucu maalesef durgun ve yorgun görünmektedir. 
     Hükümetin Suriye politikası önceleri yanlıştı, şimdi doğru. Daha da ılımlı bir politika izlemeliyiz zira sert Suriye politikamızda başarılı olamadık. Haklıydık aslında ama şartlar bunu getirdi. Bu savaş taa bizim uçağımızın Suriye tarafından düşürüldüğü zaman başlatılmalıydı. O zaman hem haklıydık, hem de dünya ülkeleri nezdinde daha fazla taraftar toplama imkanımız olurdu. 
  BU SAVAŞ 10 YIL SÜRECEĞE BENZİYOR   
    Gerçi bu savaş 10 yıl bitmeyecektir ama ne pahasına olursa olsun Suriye Muhaliflerine gereken silah ve teçhizat yardımı istenildiği kadar yapılmalı, bununlada kalmayıp bilfiil işin içine girerek topumuzla tüfeğimizle hudut boyu temizlik harekatımızı tamamlamalıyız. 
    Bu bağlamda Türkmenlerin durumu da göz ardı edilmemeli. Onlarla ayrı bir strateji gerçekleştirmeliyiz. Nasıl ki Suriye muhaliflerine gereken yardımı yapıyorsak bölgedeki Türkmen kardeşlerimize de her türlü maddi ve manevi destek sağlanmalı, onların da silahlanmaları ve silahlı güç oluşturmaları için girişimde bulunmalıyız. 
   Musul ve Kerkük’ü tarihin acı hatıraları arasına gömdük. Yanlış politikalar ve elimize gelen fırsatları iyi değerlendiremememiz, rahmet Özal’ın dinlenilmemesi bize pahalıya maloldu.
    Artık bundan sonra Musul'la fazla ilgilenmek bize yarar getirmez. Irak'la ilişkilerimizi bir şekilde yolunu bulup  geliştirmeliyiz. 
    Komşu ülkelerle düşman olmak bize yakışmıyor ve ayıp oluyor. Ne demek Allah aşkınıza… Rusya ile iyi değiliz, İran'la öyle, Irak, Ermenistan, Suriye.. Daha ileri gedersek, Mısır, Tunus, Libya vs. Peki düşündüğümüz ama hayata geçiremediğimiz politikalarımızda yanlış mıydık?.. Hayır. Haklıydık ama şartlar bunu getirdi, belki de bizi yanlış stratejiler zora soktu.  
    Ee bir de bunun Amerika ayağı var, Birleşmiş Milletler ile bağlantımızın zedelenmesi var, birçok dünya ülkesinin bize sempati ile bakmaması var !.. 
   Bütün bunlar olup biterken kendimize sormalıyız : “ Hep mi biz haklıyız !” 
    O halde bu haksızlığımızın nedeni  nelerdir araştırmak ve de bulmak durumundayız. 
   Sanırım şu gerçeği kimse inkar edemez: “ Devlet adamı her doğruyu her yerde söyleme hakkına haiz                        olmadığı gibi ayrım yapmadan (muhaliflerini de dahil ) kucaklamak zorundadır. “
    Artık belli oldu ki, yumuşak söylemlere öncelikle ihtiyacımız var. Hoşgörü kervanını yola koymanın zamanı geldi de geçiyor bile. 
   O halde gelin hepimiz, dargınlıkları bir tarafa bırakıp barışalım.
   Bir milletin fertleri, aynı dinin mensuplarıyız. Biliyor ve inanıyorum ki hayatımızın huzurlu ve başarılı olması bile hoşgörüden geçer.
 
    www.baskentlilerhaber.com
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • Doruk tarafından 2017-08-31 14:31:33 tarihinde yazıldı.
    Çoksa yumuşak olmayalım canım

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları