GENEL HABERLER

AK PARTİ BÜYÜKŞEHİR YASASI İLE YARA ALDI
.

     06-04-2014 Tarihli yazımda Büyükşehir Yasasının devlet ve millet için zararlı olabileceğini yazmış başlık olarak şöyle demiştim:  

    “ BÜYÜKŞEHİR YASASI İLE DEVLET İÇİNDE BİR NEVİ 30 İMPARATORLUK HAYATA GEÇİRİLMİŞ OLDU “

·       Ben bir gazeteci ve bir yazar olarak tehlikenin boyutlarını ortaya koymuş, o zaman Başbakan olan sayın R.Tayyip Erdoğan’ı uyarmıştım. Çünkü biliyordum ki, sayın Erdoğan Anadolu’yu İstanbul ve İzmit gibi düşünüyor, özellikle köylerin mahalle yapılmasının, kanunun yürürlüğe girmesi ile köylülerin belediyeler vasıtası ile kıskaca alınacağı, zor bir yaşam tarzı sergileneceği, her şeyden önce de “ köy demenin hürriyet demek “ anlamı ifade edeceğinin bir manası kalmayacağını dile getirmiştim.

·       Aynı görüş ve düşünceyi benimle birlikte devlet adamı, gazeteci-yazar Hasan Celal Güzel de konuyu değerlendirmiş ve bu yasanın yürürlüğe girmesi Anadolu insanı için felaket olur temayülünde yazılar yazmıştı.

·       O gün biz bazı gerçekleri keşfetmiş, sesimizin çıktığı kadar avaz avaz bağırmıştık Büyükşehir Yasası’nın tehlike arz edeceğine yönelik tahminlerimizi.

·       O gün biz bağırdık, şimdi sayın Cumhurbaşkanımız tehlikeyi sezmiş gibi görünüyor. Çünkü referandumda tehlike çubuğunun ucu kendisine dokundu ve Büyükşehir yaptığı illerin büyük bir bölümünde HAYIR çıktı.  

·       Şimdi referandumda HAYIR çıkan Ankara, İstanbul illerinin belediye başkanlarını görevden aldı, Bursa’da ise % 53 EVET çıkmıştı ama geleceğe yönelik planların tutmayacağı esintileri Beştepe’yi rahatsız etmeye başlamıştı.

·       Büyükşehir Yasası’nın bir nevi sebep olduğu iller arasında başta Ankara, İstanbul, İzmir, Aydın, Antalya, Muğla, Denizli, Manisa , Eskişehir, İçel, Adana, Hatay, Diyarbakır,  Edirne  vs illerinde referandumda HAYIR çıkması kadar AK Parti ve 2019 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili olarak tehlike sezinlenmesi R.Tayyip Erdoğan’ı bazı tedbirler almasını olağan kılmıştır.

·       Belki uzun olacak ama, 2014yılının 6.ayında benim ve sayın Hasan Celal Güzel’in ikazlarını ihtiva eden yazılarına bir göz atmanızı tavsiye ederim.

 

MEHMET AKYOL

0530464 63 77

ilimveirfan@hotmail.com

www.baskentlilerhaber.com

 

BÜYÜKŞEHİR YASASI İLE DEVLET İÇİNDE BİR NEVİ 30 İMPARATORLUK HAYATA GEÇİRİLMİŞ OLDU

       Büyükşehir Yasası'nın en fazla rahatsızlık yaratan yönü Güneydoğu illerinin konumu.. Zira yasa son haliyle başkanlarına büyük yetki veriyor. Derin bir düşünce yapısı oluşturursak bu yasa ile büyükşehir belediyeleri devlet içinde bir nevi imparatorluk yetkileri ile donatılmış kurumlar olarak ileriki günlerde mutlaka başımızı ağrıtacaktır.

     Nitekim çıkan yasanın bir maddesinde  şöyle denilmektedir: “ Yeni yasada büyükşehir belediyelerine kanunla verilen görevlerle, yurtiçi ve yurtdışında kamu sektörü, özel sektör ve sivil toplum örgütleriyle birlikte ortak hizmetler ve projelerle ilgili harcama yapma imkanı getirilmektedir.”

   Peki bu durumda, Güneydoğu'da Kürt zihniyetinin ağırlıkta olduğu Büyükşehir belediyelerinin neler yapabileceğini düşünebiliyor musunuz?.. Zaten PKK ile işbirliği içinde olan ve ikide bir özerklikten söz eden bu zihniyet ne gibi tehlikeli oyunlara başvurmayacağını kim garanti edebilir?..Bu durumda biz bir  Diyarbakır Belediyesi ile baş edemezken yeni büyükşehir belediyesi olan Mardin, Hatay, Şanlıurfa ve Van'da nelerin olup biteceğini düşünebiliyor musunuz?.

      Bizim konuyu fazla uzatmaya gerek yok. Bu konuda hükümetin en büyük destekçisi olan ve eşi de AK Parti'den milletvekili olan ( Siyasetçi, fikir adamı-düşünür,  yazar ) Hasan Celal Güzel yazdığı iki makalesinde bakınız bu yasa ile oluşabilecek tehlikeleri nasıl gözler önüne sermişti hep birlikte bir göz atalım:

                 HASAN CELAL GÜZEL:  YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KANUNU MAHZURLUDUR

       'İdarî Reform', ilk bakışta yöneticilere en kolay gelen reformdur. Çalışma hayatının önemli bir kısmını idarî reform projeleriyle geçiren eski bir bürokrat olarak yazıyorum. Alırsınız önünüze idarî şemaları, kadroları, genel seviyede iş değerlendirmeleri yaparsınız. Daha sonra, 'Yahu bu daha önce neden kimsenin aklına gelmemiş?' diye ahkâm kesersiniz... Arkasından gelsin kanunlar, yönetmelikler, tebliğler...

Halbuki, çok büyük bir medeniyetin, uzun asırlar boyunca meydana getirdiği ana sistemle oynadığınızın farkında bile değilsinizdir...

     Rahmetli Özal'ın talimatıyla Haziran 1984'te çıkardığımız Yetki Kanunu'na dayanarak ilk Büyük Şehir Yönetimleri Kanunu'nu uygulamaya koyduk. Hazırlık esnasında yaptığımız itirazlarda ne yazık ki haklı çıktık. Aradan geçen yaklaşık yirmi yılın genel değerlendirmesini yaparsak, bazı faydalarına rağmen 'büyükşehir' uygulamasının hâlâ hâlledilememiş çok çeşitli mahzurları olduğunu görürüz.

Bu konuda İstanbul ile diğer vilâyetleri mukayese etmek doğru değildir. İstanbul'a mahsus özel bir yönetim modeli geliştirilmesi, her dönemde zaten bir

ihtiyaç hâlinde ortaya çıkmıştır.

      Yeni Kanun Tasarısı'na göre; mevcut 14 büyükşehir belediyesinin sınırları il mûlkî idare sınırı olacak şekilde genişletilmekte; ayrıca yeni 13 il'de aynı şekilde büyükşehir belediyeleri kurulmakta; il genelindeki bütün belde belediyeleri ile köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak bunlar belediyelere 'mahalle' olarak katılmaktadır.

Bu model, Türkiye'de sadece İstanbul, biraz da Kocaeli için geçerli olabilir. Bunun haricinde, 'Büyükşehir belediye hudutlarının il hududu olarak kabul edilmesi' her bakımdan son derece mahzurludur. Mevcut 50 km.lik geçici uygulamalar bile başarılı olmamıştır.

                                                                              ***

     Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel vasıflarının başında 'üniter' (tekçi) devlet olması gelir. 23 milyon kilometrekarelik bir cihan imparatorluğunun mirasını 800 bin kilometrekareye sığdırıp bölünüp parçalanmadan muhafaza etmenin başka yolu da yoktur. Yeni Anayasa çalışmalarında da bu hususun ön plânda değerlendirileceğine inanıyoruz.

İşte üniter devlet uygulamasının da temel esası ve örgütlenme şekli 'il idaresi'dir. Zaman zaman yapılmak istendiği gibi, 'bölge' veya 'eyâlet' esasına dayanacak olan 'federatif sistem', altını çizerek ifade edelim ki Türkiye'nin bölünüp parçalanmasına yol açar. Eğer bu tasarruf, müstakbel bir 'Başkanlık Sistemi' hesabıyla yapılıyorsa, bu da yanlıştır; esasen Başkanlık Sistemi için federatif sistem de şart değildir.

      1987 Temmuzu'nda, 'Müstakbel etnik bölgeyi ilân mı ediyorsunuz?' diye karşı çıkmama rağmen 8 Güney Doğu ili 'Olağanüstü Hâl Bölgesi' olarak ilân edilmiş ve bu uygulama -faydasızlığı bir yana- ırkçı bölücülerin uluslararası referanslarını teşkil etmişti.

     Şimdi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nden çektiklerimiz yetmiyormuş gibi, buna Van ve Mardin'i ekleyerek yeni bir 'etnik bölge' oluşturmanın ne anlamı vardır?. Yoksa, bazı kişiler 'özerk bölge' sevdasına katkıda bulunmak mı istiyorlar?...

                                                                                        ***

      Yeni Kanun Tasarısı'nın mahzurları bu kadarla da kalmıyor. Bir defa bu kanun tasarısı, vatandaşın yerel yöneticilerle temasını azaltması ve ilişkilerini gevşetmesi sonucunu doğuracaktır. Bir uçtan diğerine yüzlerce kilometre mesafe bulunan bir yönetim, yetkisi ne olursa olsun etkisini azaltacaktır. Bu da 'katılımcı demokrasinin genel ilkelerine uygun değildir.

     Diğer taraftan, belediyecilik kurumu geniş kırsal alanlara hizmet vermeye uygun değildir. Henüz şehirlerdeki gecekondu meselesi halledilememişken, belediyeler vasıtasıyla köye açılmak bir netice vermeyecektir.

     İhtiyaçların en yakın birimler tarafından karşılanması ilkesi de (subsidiarite) gerçekleşemeyecektir.

   Biz, Başbakanımız gibi geçmişte çok başarılı olmuş bir belediye başkanının bu yazdıklarımızı tekrar değerlendirmesini bekliyoruz.

     Hasan Celal Güzel' yazıp söyledikleri bu kadarla da kalsa.. Bizim o gün söyleyip de bugün söylemeye devam ettiğimiz hususları daha yasanın taslak olduğu günlerde ve daha sonrası yazmış, sesinin çıktığı kadar avaz avaz bağırmış ama ne sesini duyurabilmiş, ne de sözünü dinletebilmiş aynen bizim gibi. Şayet sayın Güzel›in tespitleri doğru çıkarsa ( ki yüzde yüz çıkacaktır ) Türkiye için bu uygulama yüzde yüz felaket olacaktır Allah korusun.

     Bütün bu gerçekleri bile bile bu yasayı niçin çıkardılar, bu yasanın çıkması için hükümete kimler ve hangi çevreler baskı yaptı doğrusu tüm araştırmalarımıza rağmen kökenine inemedik. Tek bildiğimiz başbakanın ikna edildiği (kandırıldığı.) İşte Sayın Hasan Celal Güzel'in yazdığı bir başka yazısındaki acı feryadları: 

                                                      BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE KANUNUNA DİKKAT !

         Yıllardır bu sütunlarda doğru bildiğimi açıkça savunduğumu ve hiçbir komplekse kapılmadan iktidarın güzel icraatlarını yazdığımı herkes bilir. Ancak tabiî olarak bazen çeşitli tesirlerle yanlış kararlar da alınmaktadır. O takdirde benim görevim bu konularda yapıcı eleştiride bulunmak ve naçizane tecrübemle doğrusunu yazmaktır. Nitekim köşe yazarlığı yaptığım on yıl içinde yazdıklarım ve eleştirilerim doğru çıkmıştır.

    Değişime ve reforma taraftarım. Hayatımı bunu gerçekleştirmek için çalışmakla geçirdim. Başbakan Erdoğan'ın ve iktidarının değişim, yenileşme ve reform konusundaki gayretlerini bütün gücümle destekliyorum. Lâkin yeni 'Büyükşehir Belediyesi Kanun Taslağı' fevkalâde yanlış ve mahzurludur.'

      Yeni Kanun Tasarısı çalışmalarına göre; mevcut 14 büyükşehir belediyesinin sınırları il mülkî sınırı olacak şekilde genişletilmekte; ayrıca 13 ilde aynı şekilde büyükşehir belediyeleri kurulmakta; il genelindeki bütün belde belediyeleri ile köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bunlar belediyelere 'mahalle' olarak katılmaktadır.

    Bu model, Türkiye'de sadece İstanbul ve biraz da İzmit için geçerli olabilecektir. Bunun haricinde, 'Büyükşehir belediye hudutlarının il hududu olarak kabul edilmesi', her bakımdan son derece yanlış, tehlikeli ve mahzurludur. Buna geçiş olarak değerlendirilebilecek mevcut 50 km.lik uygulamalar da fiyasko ile sonuçlanmıştır.

      Başbakan Erdoğan çok başarılı bir Büyükşehir Belediye Başkanı idi ve bir efsane oldu. Başbakan bu kanun tasarısını eğer görmüş ve razı olmuşsa, bunun sebebi belediye başkanı olarak bu olağandışı başarısı, tecrübeleri ve müşahedeleridir. Lâkin Başbakan Erdoğan bu konuda değerlendirmesini yaparken bütün Türkiye şartlarını göz önüne almalıdır.

                                              ***

       Bu kanun yürürlüğe girerse şu önemli mahzurlar ortaya çıkacaktır:

      Bu sistem, yerelleşme iddiasıyla genelleşme yapan bir sistemdir. Bu durumda hizmet akışı tamamen aksayacak, bütün ilçelere ve mahalle hâline getirilmiş köylere gerektiği gibi hizmet götürülemeyecektir.

     Bu sistem demokrasiye de uygun değildir. Bununla katılımcı demokrasinin uygulandığı yerel birimler kaldırılacak; halk kendisini yöneten muhtar, belde belediye başkanı gibi kişilerle muhatap olamayacak, yöneticiyle yakınlığı ortadan kalkacaktır.

Bu uygulama 'subsidiarite' (ihtiyaçların en yakın yönetim birimlerince karşılanması) ilkesine de aykırıdır.

Bu uygulamayla, belediyenin hükmî şahsiyeti kadar önemli ve demokratik olan, yüzyılların birikimiyle meydana gelen 'köy' hükmî şahsiyeti ortadan kalkacaktır.

    Mülkî idarenin zayıflatılması 'üniter devlet' yapısını tahrip edecek ve merkezî idarenin nüfuzunu da tesirsiz hâle getirecektir.

Bu takdirde mahallî idarelerin denetimi güçleşecek ve yolsuzluklar artacaktır.

                                            ***

      Bütün bu saydığımız mahzurlardan çok daha önemli olan husus, bu uygulama sonunda Diyarbakır merkezli, Van, Mardin, Şanlıurfa'nın da dahil olduğu yeni bir 'etnik bölge' ve terör örgütünün hâkimiyetinde bir 'ayrılıkçı yönetim' oluşturulmasıdır. Bu da 'federatif sisteme' ve 'özerk bölge'ye yol açacaktır. Başbakan Erdoğan'ın, İçişleri Bakanı Şahin'in ve Genelkurmay Başkanı Özel'in terörü sonlandırmak için var güçleriyle çalıştıkları bir dönemde, böylesine tehlikeli bir kanunun çıkarılması, sadece teröre hizmet olacaktır. Bu kanun çıkarılmadan da yerel hizmetler arttırılabilir ve yerel yönetimler dengeli bir şekilde güçlendirilebilir.

AK İKTİDAR YANLIŞ SEÇİM KAZANMA HESAPLARI YÜZÜNDEN  ÜLKEYİ  BEKLEYEN TEHLİKEYİ GÖRMEZDEN Mİ GELDİ ?

                 AK PARTİ’NİN VERDİĞİ TEKLİFLE 2012 YILINDA MECLİS’TEN GEÇEN YASAYLA 17 OLAN                                                       BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SAYISI, NÜFUSU 750 BİNİ GEÇEN 13 İLİN EKLENMESİYLE 30’A YÜKSELMİŞTİ.

      Yerel seçimlerde en fazla merak edilen konulardan biri de değiştirelen Büyükşehir Yasası’nın hangi partiye yarayacağıydı. Seçim sonuçları, yasanın AKP’yi mutlu ettiğini ortaya koydu. Zira AKP, sayısı 30’a çıkan büyükşehirlerden 18’ini almayı başardı. CHP ise 6 büyükşehirde ipi göğüsledi. MHP ise ancak 3 büyükşehiri alabildi.

       Yaklaşık 53 milyon seçmen, yerel yönetimleri belirlemek üzere sandık başına gitti. AK Parti’nin 2012 yılında değiştirdiği Büyükşehir Yasası’nın seçimlere etkisi ise merak konusu oldu. Yasayla birlikte daha önce 17 olan büyükşehir belediye sayısı 30’a yükselmişti. Toplam seçmenin yaklaşık 41 milyonu büyükşehirlerde oy kullandı. En çok merak edilen konu ise Büyükşehir Yasası’nın 30 Mart yerel seçimlerinde hangi partinin lehine ya da aleyhine olup olmayacağı yönündeydi. 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde 30 büyükşehirin 18’ini AK Parti, 6’sını CHP, 3’ünü MHP, 2’sini MHP ve 1’ini de BDP’li bağımsız aday kazandı. 2009’da ise 17 büyükşehirden 10’unu AK Parti, 4’ünü CHP kazanırken MHP, DSP ve BDP de birer büyükşehir belediyesi elde etti.

     Büyükşehir Yasası değişikliğinin ardından beklenildiği gibi 30 Mart seçimlerinde büyükşehirlerde AK Parti’nin lehine sonuçlar çıktı. Daha önce CHP’de olan Antalya, DSP’de olan Ordu, MHP’de olan Balıkesir’i AK Partili adaylar kazandı. CHP’li Ordu Belediyesi, köy ve ilçe oyları sayesinde AK Parti’ye geçti. Aybastı, Fatsa, Gölköy, Perşembe ve Ünye gibi nüfus ile AKP seçmeninin yoğun olduğu ilçeler büyükşehir’e oy kullanınca dengeler merkezdeki sosyal demokrat oyları bastırıp seçimi aldı. Ordu Büyükşehir belediye başkan Adayı Enver Yılmaz yüzde 54 oy oranı ile seçimi kazandı.     

     AK Parti, daha önce kendisinde olan büyükşehirlerde ve yeni büyükşehir olan Tekirdağ, Van, Aydın, Muğla, Manisa’da oylarını gözle görülür bir şekilde artırdı. AK Parti’nin bu başarısında yeni yasayla birlikte büyükşehirler için oy kullanan ilçeler ve kırsal kesimdeki oyların etkili olduğu görülüyor. AK Parti’nin kaybı ise Hatay ve Mardin oldu. Hatay’ı CHP’ye, Mardin’i ise BDP’li bağımsız aday Ahmet Türk’e kaptırdı.Aslında bu illerin kaybedilmiş olması fevkalade tehlike arz etmektedir. Aslında Güneydoğu illerinde büyükşehirleri kim alırsa alsın (Buna AK parti de dahil ) Kürtçülük hareketinin gelişmesine neden olacaktır. Bize göre bu kanun çıkmamış olsaydı Melih Gökçek büyük bir oy farkı ile kaybetmiş olacaktı. Düşünebiliyor musunuz Ankara'nın taşra ilçeleri ve köylerinde oylar AK Parti'ye verildi. Bunun altında yatan bir gerçek vardı; istikrar bozulmasın, AK Parti'nin  ve iktidarın başına bir şey gelmesin diye oy verildi.

    Bu seçimlerde Melih % 7 oranında fark beklerken paçayı zor kurtardı. Bütün bu gelişmeler gösterdi ki vatandaş eskimiş yüz istemiyor, Melih Gökçek gibi tahrikkâr konuşma yapanlara, patisinden daha ziya de BEN diyenleri istemiyor.  Sanırız Melih Gökçek olayı sayın başbakan için bir ders olmuştur; sanırız bir daha böylesine hatalara düşmez de seçmenlerini zora sokmaz.   

    AK Parti’nin çıkardığı Büyükşehir Yasası’ndan kârlı çıkan partilerden biri de BDP oldu. Daha önce AK Parti’de olan Mardin’i büyükşehir olduktan sonra pazar günü yapılan seçimlerde BDP’li bağımsız aday Ahmet Türk kazandı. 2009 yerel seçimlerinde AK Parti yüzde 45’lik oy oranıyla Mardin’i kazanmıştı. BDP ise yüzde 36,3’te kalmıştı. Mardin’in büyükşehir olmasıyla birlikte dengeler altüst oldu. BDP’li bağımsız aday Ahmet Türk, yüzde 52 oy alarak Mardin’i AK Parti’nin elinden aldı. AK Parti’nin oyunda ise yaklaşık 8 puanlık bir düşüş yaşandı. BDP’nin başarısında Nusaybin, Kızıltepe ve Kürt köylerden gelen oyların etkili olduğu kaydediliyor.

     CHP Antalya’yı kaybetti

     AK Parti ve BDP’nin oylarını artıran Büyükşehir Yasası CHP ve MHP’nin ise işine pek yaramadı. Zira, CHP 2009’daki yerel seçimlerde kazandığı Antalya’yı AK Parti’ye, Mersin’i ise MHP’ye kaptırdı. CHP’nin tek tesellisi ise eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in aday olduğu Hatay’ı AK Parti’den alması oldu. MHP ise kalesi olarak bilinen Balıkesir’i Büyükşehir Yasası’nın etkisiyle rakibi AK Parti’ye kaptırdı. MHP’nin Balıkesir’deki oy oranında ciddi bir düşüş yaşandı. 2009’da yüzde 41 olan MHP’nin oy oranı son seçimde yüzde 31’e geriledi. Buna karşın AK Parti, oyunu sadece 2 puan artırarak Balıkesir’i kazandı. CHP ise bu seçimde Balıkesir’de 13 olan oy oranını 26’ya yükseltti.

      AK Parti’nin verdiği teklifle 2012 yılında Meclis’ten geçen yeni Büyükşehir Yasası’yla 17 olan büyükşehir belediye sayısı, nüfusu 750 bini geçen 13 ilin (Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van) eklenmesiyle 30’a yükselmişti. Ayrıca eski yasaya göre büyükşehirlerde sadece merkez ve merkez ilçeleri oy kullanabiliyordu. Diğer ilçeler ve köylerde yaşayan vatandaşlar ise büyükşehir için oy kullanamıyordu. Yeni yasayla birlikte 29 il özel idaresi, bin 591 belde belediyesi ile 16 bin 82 köyün tüzel kişiliği sona erdi. Ayrıca nüfusu 2 binin altında olan 559 belediye de köy statüsüne dönüştürüldü. Büyükşehirlerin sınırları il mülki sınırları olarak değiştirildi. İlçe belediyelerinin sınırları ile ilçe mülki sınırları haline getirildi.

                 BÜYÜKŞEHİR YASASI MELİH GÖKÇEK'E YARADI

* Büyükşehir Yasası'nın hayata geçmesi ile binlerce köylü şehirli yapılmış oldu. Bu uygulamanın aslında idari bakımdan önemli sorunlar yaratacağı muhakkak. Aslında bu yasa ile Ankara'da maksat hasıl oldu ve Melih Gökçek seçilememekten kurtarıldı. Şayet bu yasa çıkarılmamış olsaydı Melih Gökçek’in kazanması mümkün değildi, çünkü Gökçek ilçe ve köylerden Mansur Yavaş’a nisbeten otalama % 50 daha fazla oy aldı.  Tamam Melih Gökçek kazandırıldı ama Fakat bu yasa AK Parti'nin birçok önemli ili kaybetmesine neden oldu. Bir Melih Gökçek’i kazandırmak için bu yasanın hayata geçirilmesi abesle iştigal olarak görülürken, bir başka husus da bu yasa ile ülke içindeki krallık sayısı 30'a çıkarılmış oldu.  Bir de Menderes’in görüş ve düşüncelerini paylaşan AK Parti’nin Mendereslerin memleketi Aydın’da yine kazanamaması oldukça manidardı.

Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • Soner kafadar tarafından 2017-10-30 12:10:45 tarihinde yazıldı.
    ne demek şimdi bu?

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA

ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Oy Kullan      Anket Sonuçları